| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
Yazılar arşiv 08.2008 Other entries in 2008-08 resimler , videolar

Endulus Islam Medeniyetinin Avrupa'ya Tesiri

Tarih 28 Ağustos 2008, 03:43. Yazan ugurlab.  
Etiket: endulus, ilim, islam medeniyeti, kurtuba, saragosa, sevilla

Islâm medeniyetinin Avrupa'yi aydinlatisi, iki asra yakin Islâm hakimiyetinde kalmis olan ve bugun de bircok Islâmî eserin mevcud oldugu Italya'nin Sicilya adasi, digeri de sekiz asir Islâm hakimiyetinde kalan Ispanya (Endulus) vasitasiyla olmustur.

Muslumanlar Ispanya, Portekiz, Italya, Kibris ve Fransa'nin bir bolumunu icine alan, Avrupanin buyuk bir kismini ele gecirdiklerinde buralarda cok onemli ilmî ve kulturel degisiklikler meydana gelmistir. Islâm medeniyetinin Avrupayi aydinlatmasi Ronesansa kadar devam etmis, Ronesansin ve aydinlanmanin sebebi Islâm kultur ve medeniyeti olmustur. Zira o devirde Kurtuba, Sevilla, Palermo ve Granada gibi Islâm hakimiyetindeki sehirlerde ilim ve kultur mesaleleri parlarken, Paris, Roma gibi diger Avrupa sehirleri karanlik dunyalarinda ve cehalet denizinde yuzuyorlardi.

Endulus, 2.Abdurrahman, el-Hakem ve Mansur'un idaresinde iken (912-1002) bir milyondan fazla insanin yasadigi Kurtuba, Bagdat ve Istanbul ayarinda medeni bir sehirdi. Sehirde 200.000 ev, 60 saray, 600 cami, 700 hamam, 17 universite ve 70 halk kutuphanesi vardi .

Endulus sehirlerinde sokaklar tas doseliydi, bugunku gibi kaldirimlar vardi ve geceleyin de aydinlatilirdi. Araliksiz uzanip giden binalarin onunden, sokak lambalarinin isiginda on kilometre yurumek mumkundu. Arap muhendisler, Guadalguivir nehri uzerinde on yedi kemerden meydana gelen bir kopru yapmisti.         1.Abdurrahman' in ilk isi su yolu yaparak Kurtuba'da, evlere ve bahcelere bol su getirtmek olmustu.

Halife el-Hakem, memurlarini Iskenderiye, Bagdat, Dimask gibi sehirlere gondererek kitapci dukkanlarini gezdirir, satin alinacak kitaplari aldirir, istinsah ettirilecek olanlari istinsah ettirirdi. Boylece bassehirde en buyuk ve en zengin bir kutuphane kurulmus bulunuyordu. Buradaki yazma eserlerin sayisinin 400.000'i buldugu ifade edilmektedir. Bu kutuphanenin sadece kitap adlarina gore yapilmis olan katalogu 44 cilt tutmaktaydi.

Endulus fatihlerinin dil, edebiyat, din ve diger ictimaî muesseselerinin tesir ve cazibesi o derece buyuk oldu ki fiilen Islâm dinine girmis olmamakla beraber sehirlerde yasayan Hiristiyan ahalinin cogu Muslumanvâri bir hayat yasiyordu.

Avrupali krallar da memur ve musavirlerini Muslumanlar arasindan seciyor, Suriye ve Bagdat'tan gelen ulemaya buyuk deger veriyorlardi. Bilhassa II.Roger ve II.Frederick, Muslumanlara benzer bir hayat suruyor, Muslumanlar gibi giyiniyor ve onlarin hayal tarzini taklit ediyorlardi .

Endulus'teki Islâm medeniyeti Avrupa'dan cok cok ilerde oldugu gibi Dogu Islâm dunyasindan da geri degildi. 3. Abdurrahman tarafindan bassehirde tesis edilen Kurtuba Universitesi, o devir dunya universiteleri arasinda en yuksek mevkilerden birine ulasmis bulunuyordu. Bu universite hem Kahire'deki el-Ezher ve hem de Bagdat'taki Nizamiye medreselerinden daha once kurulmus olup sadece Ispanya'dan degil, Avrupa, Afrika ve Asya'nin diger bolgelerinden de kendine "Musluman olsun, Hiristiyan olsun" ogrenci cekebilmekteydi .

Endulus'de belli basli sehirlerde universite diyebilecegimiz ogretim muesseseleri bulunuyordu ki bunlarin en onemlileri arasinda Kordova, Sevilla, Malaga, Granada ve Tuleytula'da kurulu olanlar vardir. Avrupalilar bu universitelere ogrenci gondermisler ve bu ogrenciler Arapcayi ogrenerek Islâm medeniyetinin mahsulu olan eserleri Latinceye tercume etmislerdir.

Hemen herkes o devirde Endulus'de okuma-yazma biliyordu. Butun bunlar Musluman Ispanya'da olurken ayni asirda Hiristiyan Avrupa'da cogunlugu kilise mensubu pek az kimse ancak bazi bilgi kirintilarini elde edebilmis bir durumdaydi .

Endulus Islâm dunyasinda gelisen ilim dallarina gecmeden once, ilmin temelinde onemli rol oynayan kagidin Muslumanlar tarafindan kullanilmasi ve Avrupa'ya gecisi uzerinde duracagiz.

Kagidin Avrupaya Gecisi: Ilmin gelismesinde ve yayilmasinda kagidin ehemmiyeti buyuktur. Kagidin bulunmasi ve ucuza mâl edilmesi ilmî faaliyetleri hizlandirmistir. Kagidin Avrupaya gecisi de Endulus Muslumanlari tarafindan olmustur. Kagidin Cinde kullanilmaya baslamasi M.S. 105 yilina rastlar. Islâm dunyasinda ise ilk kagit fabrikasi 794'de Harun Resid'in Veziri Yahya bin Halil el-Bermekî tarafindan Bagdat'ta kurulmustur. Fakat kagit imalati sadece Bagdat'a hasredilmedi, Suriye ve Kuzey Afrika'dan Endulus'e kadar batiya dogru her tarafa yayildi. Herkes kagit kullanmaya basladi ve bu Muslumanlarin kolayca kitap sahibi olmalarini sagladi. Kagidin kullanilmasi Mekke'de 797, Misir'da 800, Ispanya'da 950, Istanbul'da 1100, Sicilya'da 1102, Italya'da 1154, Almanya'da 1128, Ingiltere'de 1309 yillarinda olmustur. Muslumanlar kagit yapimini Sicilya ve Ispanya'ya goturmus, buradan da Fransa ve Italya'ya gecmistir. 12. asirda Fransa'dan Kompostelaya gelen Hiristiyanlar, kagidi buyuk hayret ve merak icinde aldilar ve memleketlerine goturduler. Kagidin kullanilisi, nihayet Endulus ve Sicilya'dan sonra Avrupa'ya gecmekle beraber, kagit fabrikalari Italya ve Almanya'da 14. asra kadar kurulamadi .

Ispanya'daki Musluman devlet baskani Abdurrahman' in katiplerinden biri resmî haberlesmeler icin yazilan mektuplari, evinde yazar ve bunlari bir cesit tab' teknigi, belki de blok (kalip) baskisi usulu ile cogaltilmasi icin ozel bir daire veya buroya gonderirdi ki buradan gelen kopyalar eyaletlerdeki devlet memurlarina gonderilirdi.

ENDULUS'DE GELISEN BAZI ILIM DALLARI

a) Tarih : Endulus, Ebu Bekir bin Omer, Ebu Mervan Hayyan bin Halef, Abdulvahid el-Marrakusî, Ibnu'l-Faradî , Ibn Baskuval, Ibnu'l-Abbar, Ibn Yahya, Said bin Ahmed el-Endelusî gibi meshur tarihciler yetistirmistir .

b) Cografya : Abdullah bin Abdulaziz el-Bekrî cok taninmis cografyaci olup el-Mesalik ve'l-Memalik "Yollar ve Hukumdar Ulkeleri" adli eseri ulkelerarasi yol gosterici bir kitap olarak kaleme alinmis ve kismen gunumuze gelebilmistir. En onemli cografyacilardan bir digeri ise el-Idrisî'dir .

Ortacag'in dunyaca taninmis iki cografyacisindan biri olan Ebu Abdullah Muhammed el-Idrisî, Kurtuba'da okudu, Sicilya Krali II. Rogerin istegi uzerine Palermo'da "Kitabu'l-Rucari" (Roger'in Kitabi)ni yazdi. Muellif bu eserde, dunyayi yedi iklim bolgesine; her iklim bolgesini de on bolume ayiriyordu. Bu yedi bolumden her biri de etrafli bir harita ile resimlenmisti. Bu haritalar Ortacag haritaciliginin zirvesi oldu. Dogruluk ve genislik bakimindan essizdiler. Idrisî, Musluman cografyacilarin cogu gibi, dunyanin yuvarlak oldugunu kabul ediyordu.

Ayrica Ibn Cubeyr, el-Mazinî ve Ibn Batuta gibi seyyahlar da Endulus'te yetismis veya uzun muddet orada bulunmus kisilerdir.

c) Astronomi : Ispanya'daki Muslumanlarin ortaya koydugu esaslar sayesinde bati Hiristiyan dunyasi, astronomi ve astroloji konusunda dogudan ilham almistir. Boylece Muslumanlarin astronomiye dair yazdiklari eserler, basta Ispanya'da olmak uzere Arapca'dan Latinceye tercume edilmislerdir. Ispanyali Musluman astronomi alimleri arasinda goze carpanlar olarak Kurtubali el-Mecritî, Toledolu ez-Zerkalî ve Sevillî Ibn Eflah'i gosterebiliriz .

Kurtubali Ebu Ishak el-Bitrucî de Batlamyus astronomisine karsi olan gorusleriyle taninmaktadir. El-Bitrucî, yildizlarin birbirine gore durumlarini anlatan "Kitabu'l Hey'e" adli eseriyle Copernic'e yol gostermistir. "Mesleme bin Ahmed, el-Harizmî'nin astronomik tablolarini Ispanya'ya gore degistirdi. Toledolu Ibrahim ez-Zerkalî astronomik aletleri tekamul ettirerek milletlerarasi bir un kazandi. Copernic onun usturlab hakkindaki eserlerinden bahseder. Astronomik musahedeleri zamanin en iyi musahedeleriydi. Gezegenlerin hareketlerini gosteren ve "Toledo Tablosu" diye anilan tablosu uzun zaman butun Avrupa'da kullanildi.

d) Matematik : Cebir ve analitik geometri gibi trigonometri ilmi de genis capta Muslumanlar tarafindan kurulup gelistirilmistir. Yine sifir rakaminin Avrupa'ya gecisi de Muslumanlar vasitasiyla Endulus uzerinden olmustur.

e) Tıp: Muslumanlarin tib ilmine katkilari oldukca fazladir. Tarihte ilk dispanserleri, ilk eczaneleri acanlar Muslumanlardir. Ilk eczacilik okulunun kuruculari ve eczacilik hakkindaki eserlerin yazarlari yine Muslumanlar olmustur.

Avrupa'da evveliyati mechul kalmasina ragmen, ilk tib mektebinin Salernoda kurulmus oldugu kabul edilmektedir. .. Ilk tib mekteplerinden bir digeri de muhtemelen Salernodakinin bir subesi olan Montpellier mektebi idi... Avrupada nobetci doktorlu ilk hastane ise 1599 yilinda Strasburgda kurulmustur. Hastanede, talebelerle klinik ogretimi yapan Muslumanlara ait diger bir usul, Avrupalilar tarafindan ancak 1500 yilindan sonra kopya edilebilmistir.

Endulus'de yetisen Islâm tib alimlerinin en meshurlarindan biri Ebu Mervan Ibn Zuhr'dur... Bati dunyasinda Avenzoar diye taninir. Tib sahasinda yazdigi alti kitaptan ucu gunumuze gelebilmistir. Bunlardan en degerlisi tedavi ve perhizle ilgili olan, dostu Ibn Rusd'un istegi uzerine yazdigi "el-Teysir fi't-Mudâvât ve't-Tedbir" adli eseridir. Ibn Zuhr'un hususiyeti klinik tasvirlerinin ustunlugundedir. Eseri Avrupa tibbini cok etkilemistir. Ibn Zuhr, er-Razî'den sonra Islâm aleminde yetismis en buyuk klinik mutehassisidir .

Diger bir hekim ise 3.Abdurrahman' in saray hekimi olan Ebu'l-Kasim ez-Zehravî'dir. En buyuk Musluman cerrahi olan ez-Zehravî'nin "et-Tasrif limen Aceze ani't-Tealif' adli tib ansiklopedisi uc cerrahi kitabindan ibaretti ki, Latinceye tercume edilerek Ispanya ve Avrupa'daki tib okullarinda cerrahi el kitabi olarak muessiriyetini devam ettirmistir. Eserde bazi cerrahi alet ve edevatinin resimleri de verilmektedir.

Ibn Sina'nin el-Kanun adli eserinin (1500 yilina kadar) 16 baskisi yapilmis, 1650 yilindan sonra bile okunmaya devam edilerek tarih boyunca en cok okunan tib kitabi huviyetine sahip olmustur.

"Avrupa'nin ilk kaynak eserlerinde bulunan bircok atiflar, Islâm tesirinin Yunan tesirinden cok daha fazla oldugunu artik kati olarak ortaya koymustur. Hulasa 15. ve 16. asirlardaki Avrupa tibbi, hâlâ Islâm tibbinin biraz genisletilmis seklinden baska bir sey degildi.

f) Botanik : Ispanya'da yetisen botanikcilerden biri Ebu Cafer el-Gafikî'dir. Onun ilac yapilan sifali bitkilerle ilgili "el-Edviyetu' l-Mufrede" adli eseri vardir. Yine Yahya bin Muhammed bin Avvam'in ziraat konusundaki "el-Filaha" adli eseri 585 bitki turunden bahsetmekte, asi yapma teknigi, topragin yapi ozellikleri, gubreleme usulleri, agac ve uzum koklerine ariz olan cesitli hastaliklarin belirti ve gorunusleri ile bunlarin tedavi yollarini aciklar.

Ahmed bin el-Baytar ayni zamanda bir botanikcidir. . Onun "el-Mugnî fi'l-Edviyeti' l-Mufrede" adli eseri, tibbî tedavi ile ilgili maddeleri anlatir. "El-Cami fi'l-Edviyeti' l-Mufrede adli eseri ise, sifa veren ve kendilerinden ilac yapilan hayvan, ot ve minerallerden bahseder. 1400 konu islenen eserin kismen Latinceye tercumesi olan Simplicia 1758 yilinda Kremonada basilmistir .

g) Felsefe : Musbet ilimlerle beraber, Endulus vasitasiyla batiya Islâm dunyasinin felsefi tesirleri de olmustur. Bu sayede Avrupa, eski Grek bilgi ve irfanini yeniden tanima firsati bulmustur. Ispanyada yetismis filozoflardan birkaci olarak Ibn Bacce, Ibn Tufeyl, Ibn Meymun ve Ibn Rusd'u sayabiliriz. Ayrica Islâm tasavvufunda buyuk bir yeri olan Ibn Arabî (O.1240) de Endulusludur.

Ayrica, Endulus Islâm medeniyeti, batiyi; edebiyat, sanat, mimari, musiki, el sanatlari.. gibi diger hususlarda da etkilemistir. Zira "Donkisot" adli eserin asli, Arapca'da yazilmis eski bir hikaye kitabindan baska bir sey degildir...

Iste Islâm'in Avrupayi aydinliga cikardiginin bir Avrupali tarafindan itirafi: "Insan, Muslumanlarin tecrube, tefekkur ve yazdiklarinin azametine vâkif olunca anlamaktadir ki, eger Muslumanlarin yardimi olmasaydi. Avrupa ilim ve felsefesi, vaktinde terakki edemeyecekti. Muslumanlar Yunan tefekkurunun sadece nakledicisi degil ayni zamanda hakiki sahibi oldular. Okuttuklari bu ilimleri hem unutulmaktan kurtardilar, hem de onlarin sahalarini gelistirdiler. Hacli seferleri sirasinda, takriben 1100 yilinda Avrupalilar, dusmanlari olan Muslumanlarin ilim ve felsefesi ile ciddi bir sekilde alâkalanmaya basladiklari zaman bu ilimler altin devrini yasiyordu. Avrupalilar bizzat kendileri ilerlemelerini kaydetmeden once ne yapabildilerse hepsini Muslumanlardan ogrenmek mecburiyetinde kaldilar"..

Endulus yeniden Hiristiyanlarin eline gecince her sey yakildi, yikildi. Cami kutuphane, hamam... gibi Islâm medeniyetinin isareti olan her sey ya tahrip edildi ya da Hiristiyan binalarina donusturuldu. Halbuki Muslumanlarin, hakimiyetleri altinda tuttuklari 8 asir boyunca Endulus'de Hiristiyanlik ne kokunden kazindi, ne de baski altinda tutuldu. Hiristiyanlar. Muslumanlara her turlu iskenceyi reva gorduler. Avrupa'yi aydinlatan ve Ronesans'in temellerini hazirlayan Endulus'de, 8 asir gibi uzun bir muddet ayakta kalan Islâm medeniyeti, 10 yildan daha kisa bir zaman zarfinda yok edildi.

Endulus, o parlak devrine bir daha ulasamadi. Kurtuba, Saragossa, Sevilla (Isbiliye) gibi sehirler kultur ve bilim merkezi olmalari sebebiyle Islâm hakimiyeti devrinde butun dunyaca taninan sehirlerdi. Bugun ise, Muslumanlarin biraktigi sanat ve kultur eserleri sayesinde birer turistik ve tarihî sehirler olmaktan ote gecememektedirler.

Su da bir gercek ki, Ispanyanin Muslumanlarin elinden cikisi, Avrupanin ilim ve teknolojide Muslumanlari gecmesinden ve askerî ustunluklerinden olmamistir. Bu parlak medeniyeti kuran fatihlerin torunlari, gecmislerine layik olamadilar. Eski fatih guc ve dinamizm kaybolmustu.Boylece Muslumanlarin parcalanis ve daginikligini goren Avrupa Hiristiyan birligini, kurarak Endulus Medeniyetini ortadan kaldirdi.

düzenlenmiş alıntı

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Kan bağışı tarihe mi karışıyor...

Tarih 22 Ağustos 2008, 04:07. Yazan ugurlab.  
Etiket: embriyonik, hücre, ileri hücre teknolojisi, kan bağışı, kök

Kan bağışı, laboratuvar ortamında sınırsız kırmızı kan hücrelerinin üretimiyle bir gün tarihe karışabilir.

Bir Amerikalı uzman grubu, yaptığı araştırmayla, insan embriyonu kök hücrelerini, fonksiyonel oksijen taşıyıcı kırmızı kan hücrelerine döndürmenin yolunu buldu.

Blood dergisinde yayımlanan araştırma, Worcester Massachussetts'teki Advanced Cell Technology (İleri Hücre Teknolojisi) ile Mayo Klinik ve Illionis Üniversitesi'nin işbirliğiyle yapıldı.

Bu araştırma ilk kez, oksijen taşıma kapasitesine sahip bu kan hücrelerinin, normal kan nakilleriyle mukayese edilebileceğini gösterdi ve bu yolla üretilen kandan hastalık bulaşma olasılığını ortadan kaldırmayı da kolaylaştırdı.

Advanced Cell Technology kurumundan araştırmayı yürüten doktor Robert Lanza, kan takviyelerindeki sınırlamaların, çok kan kaybeden hastaların hayatlarını tehlikeye atacak sonuçlarının bulunduğunu hatırlattı.

Embriyonik kök hücrelerinin, insan tedavisi için gerekli kırmızı kan hücreleri sağlayacak şekilde sınırsız miktarda üretilebilecek yeni bir hücre kaynağını temsil ettiğini belirten doktor Lanza, şu anda tek bir kök hücresi grubuyla 10 ile 100 milyar kırmızı kan hücresi üretebildiklerini söyledi.

Doktor Lanza, bu yeni yolla, genel verici "0 RH negatif" kan grubunun toplu üretimi ihtimalinin de gündeme geldiğini bildirdi.

Araştırma grubunun ayrıca, hastaların kendilerinden kök hücre üretmek için embriyon kullanılmayan yeni bir yöntem üzerinde çalıştıkları belirtildi.

Alıntı

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Doktorların "öldü" dediği gerçekten de ölü mü?

Tarih 22 Ağustos 2008, 03:46. Yazan ugurlab.  
Etiket: beyin, doktor, hücre, kalp, kalp krizi, kalp solunum masajı, ölüm


Birilerinin ansızın gelen bir kalp krizi nedeniyle öldüğünü düşünün. Tüm
organları yerinde ve vücudunda kan kaybı da yok. Tüm olan biten sadece
kalbin durmasından ve beynin oksijen yetersizliğinden dolayı kendini
kapatmasından ibaret. Doktorlar buna klinik ölüm adını veriyorlar. Peki ama
bu hasta gerçekten de öldü mü?

1993'te Dr. Sherwin Nuland'ın liste başı olan "Nasıl ölürüz" kitabında bu
sorunun cevabı evet olarak veriliyordu. Bu durumda hasta geri
döndürülemiyordu, çünkü beyin ve dokular oksijen yetersizliğinden dolayı
geri döndürülemeyecek biçimde hasar görüyordu. Sürecin bu noktaya gelmesi
için de dört ile beş dakikalık bir zamanın yeterli olduğu düşünülüyordu. Bu
süre içinde kalp masajı ve oksijen müdahalesiyle hasta geri getirilem ezse
doktorlar hastayı geri getiremeyeceklerine ikna oluyorlardı.

Bu inanış, Pensilvanya Üniversitesi' nden Dr. Lance Becker oksijen
yetersizliği çeken kalp hücrelerini mikroskop altında inceleyene kadar hiç
sorgulanmadan bu güne dek süregeldi. Becker gözlemi hakkında şunu söylüyor:
"Olaydan bir saat sonra bile kalp hücrelerinin öldüğüne dair bir işaret
görünmüyordu. Önceleri bir şeyleri yanlış yaptığımızı düşündük, ama
gerçekten de kan akışı kesilen kalp hücrelerinde ölüm dakikalar değil,
saatler sonra gerçekleşiyordu" .

Peki oksijensiz kalan hücreler saatlerce yaşamaya devam ediyorsa, neden
doktorlar bir saat önce ölen birini geri getiremiyorlar? Çünkü beş dakikadan
uzun süre oksijensiz kalmış bir hücreye yeniden oksijen verirseniz, bu defa
gerçekten ölüyorlar. Bu, ölmekte olan birine uygulanan ilk yardım anlayışını
kökünden değiştirebilecek hayret verici bir keşif.
Biyologlar, bunun sebebinin hücre ölümünün dışarıdan değil, içeriden
tetiklenmesi sonucunda olduğunu düşünüyorlar. Hücre içinde mitokondri olarak
isimlendirilen organeller, oksidasyon yoluyla hücre enerjisinin
sağlanmasından sorumlular. Mitokondriler ayrıca anormal, yani kanserli
hücrelerin kendi kendini imha etmesi olarak nitelenen apoptosis adlı süreci
de tetikleyebiliyorlar . Araştırıcılar, hücre kontrol mekanizmaları nın
kanser ve yeniden kanlanma arasındaki farkı anlayamadığını, yeniden kanlanma
gerçekleştiğinde bir mekanizmanın tetiklenip hücrenin intihar etmesine neden
olduğunu düşünüyorlar.

Bu gerçek, bir başka gerçeği de beraberinde getiriyor: Şimdiye dek uygulanan
ilk yardım anlayışında tam da bunu tetikleyecek bir yöntem uygulanıyordu.
Eğer yolda yürürken kalp krizi geçirirseniz ve size dakikalar içinde
kalp-solunum masajı uygulayarak kan sirkülasyonunuzu sağlayacak birilerine
denk gelecek kadar şanslıysanız, hastanede geri döndürülebiliyorsunuz. Ancak
çoğu hasta acil servise vardığında kalbi en az 10-15 dakika için tamamen
durmuş oluyor. Peki sonra? "Hemen oksijen veriyoruz" diyor Becker,
"Elektroşok uyguluyoruz, epinefrin verip kalbi çalışmaya zorluyoruz, yani
dokunun bolca oksijen alması için ne gerekiyorsa yapıyoruz". Ancak zaten kan
açlığı çeken doku bir anda oksijenle dolduğunda, aynen yukarıda açıklanan
sebeple kendi kendini öldürme yoluna gidiyor. Becker, bunu böyle yapmak
yerine oksijen alımını azaltmak, metabolizmayı yavaşlatmak ve kan
biyokimyasını yeniden kanlanmayı kontrollü biçimde gerçekleştirecek biçimde
düzenlemek gerektiğini söylüyor.

Araştırıcılar, bunu en iyi şekilde nasıl yapabileceklerini anlayabilmek
için çalışmaya devam ediyorlar. Kaliforniya Üniversitesi tarafından
yayınlanan dört ayrı hastanedeki çalışmaların sonuçları, kalp krizi geçiren
hastalarda bu yeni yaklaşımın uygulanmasının şaşırtıcı ölçüde başarılı
olduğunu gösteriyor. Yeni yöntemde hastalara kardiyoplejik (yani bir anlamda
kalbi felç eden) kan ürünleri uygulanarak kalp beklemeye alınıyor, daha
sonra kalp-akciğer fonksiyonlarını sağlayan bir makineyle beyindeki kan
akışının kalp yeniden güvenli bir şekilde çalıştırılana kadar devam etmesi
sağlanıyor. Bu çalışmada hastaneye giren 34 hastanın yüzde 80'i canlı olarak
çıkmayı başarmış. Geleneksel yöntemlerle bu oran sadece yüzde 15 civarında.

Becker, ayrıca vücut ısısının 37 santigrat dereceden 33 dereceye düşürerek
de yeniden kanlanma sırasında meydana gelen kimyasal reaksiyonları
yavaşlatabildiklerini söylüyor. Hatta bunun için enjeksiyona uygun tuz ve
buz karışımından oluşan özel bir kimyasal solüsyon hazırlayarak, ilk yardım
setlerinin standartları arasında sokmak için çalışmalar yapıyor. "Acil
ünitesinde kalbi durmuş biri üzerinde yarım saat deliler gibi
uğraşıyorsunuz, sonra biri sanırım geri getiremeyeceğiz diyor ve siz de
vazgeçiyorsunuz" diyor Becker, "Hasta kartında ölü yazıyor, ama vücuttaki
trilyonlarca hücrenin hala canlı olduğunu biliyorsunuz".
Becker, bu paradoksu yaşam lehine çözmeye çalışıyor.

Haberin orijinalini okumak için tıklayın...

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

İLGİNÇ BİLGİLER:Okuyun lütfen bir gün lazım olur...

Tarih 21 Ağustos 2008, 08:49. Yazan ugurlab.  
Etiket: abd, arı, balıkçıl, bir mayıs sineği, endonezya, fare, fil, hamamböceği, hindistan, ilginç bilgiler, içme suyu, japonya, kanguru, karınca, kolombiya, köpek balığı, morina balığı, motor yağı, nepal, penguen, petrol, pire, rusya, sinek, sümüklü böcek, tibet, yunanistan, çin, şili

Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir
Arılar yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorunda.
Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.
Bir mayıs sineğinin ömrü sadece birkaç saattir.
Kangurular geri geri yürüyemezler.
Penguenler, enerji tasarrufu yapmak için sarkaç hareketiyle yürür.
Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur.
Filler, zıplamayan tek memelidir.
Bir inek, hayatı boyunca yaklaşık 200 bin bardak süt üretir.
Erkek penguenler kuluçkaya yattığı 4 ay boyunca hiçbir şey yemez.
Dünyada yaşayan aşağı yukarı 1 milyon böcek türü var, her yıl aşağı yukarı 8 bin yeni tür keşfediliyor.
Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için   insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gerekir.
10 gramlık bir sümüklü böcek, 1 kilogramlık yükü çekebilir.
Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir.
Son 4 bin yılda herhangi bir yeni hayvan evcilleştirilmedi.
Dişi morina balığı yılda yaklaşık 4 milyon adet yumurtlar.
Göç eden kuşlar (V) biçiminde sıralanarak uçar ve bu sayede harcadıkları enerjiden yüzde 23 tasarruf sağlar.
Yılda 100 milyon köpekbalığı, sadece yüzgeçleri için öldürülüyor.
Bir yıl içinde bir milyon balıkçıl kuş ve 100 bin deniz memelisi ve deniz kaplumbağası, plastiklere dolanıp havasızlıktan ölmekte.
Hastalanmayan tek hayvan köpek balıklarıdır.
Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksaydı, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplardı.
İngiltere'deki bazı kuşlar evlerin kapısına bırakılan süt şişelerinin kapağını delerek beslenmeyi öğrenmiştir.
Bir yıl içinde denizlerden avlanan balıkların ağırlığının üç katı kadar atık denizlere atılmaktadır.
Bir litre motor yağı 530 bin litre içme suyunu kirletebiliyor.
Yaban kazları 8 bin metre yüksekte uçabilir
Her yıl tankerlerle taşınan petrolün binde biri denizlere sızıyor. Bu miktar 2 milyon 200 bin ton.
Yunanistan'da sakin Türk kahvesi istemeyin. Türk kahvesinin adi bu ülkede Yunan kahvesidir.
Nepal'de ayak üzerinden atlamayın. Kötülüğü simgeler.
Sili'de lokantada ellerinizi karninizin üzerine koyun. Yoksa servis yapmazlar.
Japonya'da üç kişinin resmini çekmeyin. Sansınızı kapatır.
Moğolistan'da ıslık çalmayın. Kötü ruhları davet etmiş? olursunuz.
Hindistan'da sokakta tuvaletini yapanlara tepki göstermeyin. Yasaldır.
Kolombiya'da gece sakın kırmızı ışıkta durmayın. Soyulursunuz.
Çin'de yere tükürmek serbesttir. Balgamın üzerine basmak yasaktır.
ABD'de trafik polisi sizi durdurursa elleriniz direksiyon üzerinde put gibi bekleyin. Hareket ederseniz vurulabilirsiniz.
Endonezya'da küçük çocukların basını okşamayın, yoksa zekaları gelişmez.
Tibet'te çay bardağını iki elinizle avuçlamazsanız saygısızlık etmiş olursunuz.
Japonya'da çatal, kasık yerine kullanılan Çubuklara tabağa çapraz koymak hakarettir.
Bahama Adalarında çiçekli etek giymek koca arıyorum anlamına gelir.
Bikini adalarında bikini giymek yasaktır.
Çin'de sakin kadeh kaldırırken ''Çin Çin'' demeyin. Erkeklik organı anlamına gelir.
ABD'de erkek erkeğe öpüşmeyin. Adiniz çıkar.
Rusya'da erkek erkeğe dudaktan öpmek sevgi ve saygıyı gösterir

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

AH BU KOCALAR: Erkeklerin eşleriyle ilgili esprili fıkralar

Tarih 21 Ağustos 2008, 08:34. Yazan ugurlab.  
Etiket: erkek, , fıkra, kadın


 
 I.
 Avukat, müvekkiline telgraf çekti: 'Başınız sağolsun.  Karınızın gömülmesini mi,    mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasını mı sağlayalım?'
 Ertesi gün cevap geldi: Emin olmak için üçü de yapılsın.
  


 
II.
'Heey dostum! İyi haberlerini aldım, evlenmişsin!!
'Evet bu 4. oldu
 'Önceki üçüne ne oldu peki?
 'Üçü de öldü..
 'Yapma ya... Çok üzüldüm... Nasıl oldu peki?'
 'ilk karım yediği mantarlardan zehirlenerek öldü
 'Bu korkunc birşey.. peki ya ikincisi?'
 'O da mantar zehirlenmesinden öldü.'
 'Tanrım ne kaderin varmış senin... Ya üçüncüsü? Yoksa o da mı...
  'Hayır hayır.. o boynu kırılarak öldü'
  'Anlıyorum.. Kazaydı yani..'
  'Hayır... Mantarları yemedi....
 
III.  
Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan genç ve çok    güzel bir kadin görürler.
Oğul sorar:
'Ne dersin baba, yiyelim mi onu?'
Baba bir an düşündükten sonra:
'Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz!
  
IV.
Las-Vegas'ta harika otellerden birinin gece kulübünde sihirbaz nefis bir gösteri yapmış. Arka sırada oturan bir bey bağırarak, sihirbaza, o numarayı nasıl yaptığını sormus..
'Söyleyemem!' demiş sihirbaz, 'Öğrenirseniz sizi öldürmek zorunda kalırım!..'
Kısa bir duraklamadan sonra, 
'Tamam..' demiş adam,'o zaman karıma söyleyin!'
  
V.  
Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesi farkeder;
Önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir başka tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200 adam. Tuhafına gider. Kafilenin başında ki adam kuskusuz cenazenin sahibidir. Yanına yaklaşır ve sorar;
'Beyefendi, bu üzüntülü gününüz de hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?' Adam yanıtlar:
'Öndeki karım arkadaki de kayınvalidem.'
'Vah vah başınız sağolsun. nasıl oldu?'
'Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş. Onu da öldürmüş.'
Adam biraz düşündükten sonra sorar;
'Beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim?'
'Sıraya geç

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

SUDA DOGUM TUM CIPLAKLIGIYLA !!

Tarih 21 Ağustos 2008, 08:28. Yazan ugurlab.  
Etiket: doğum, suda, tavuk, yumurta

suda dogum

bunu düşünen zekayı alkışlamak lazım...

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

'YILIN TELESEKRETER MESAJI' ödülü

Tarih 21 Ağustos 2008, 08:21. Yazan ugurlab.  
Etiket: mesaj, okul, telesekreter, çocuk, ödül

Konumuz California´daki Pacific Palisades adlı okul.. Burada okuyan
 çocukların velileri, bütün okulu ve öğretmenleri dava ediyor, çünkü
 bütün dönem boyunca 15 ile 30 gün arasında devamsızlık yaptıkları
 halde çocuklarının derslerden kalmalarını kabul etmiyorlar.. Velilerin
 neredeyse tehdide varan itirazlarıyla baş edemeyen okul yönetimi, en
 sonunda telesekreter mesajını aşağıdaki şekilde değiştiriyor, ve
 'YILIN TELESEKRETER MESAJI' ödülünü kazanıyor.
 
'Merhaba! Pacific Palisades´e hoşgeldiniz. Bu bir otomatik mesajdır.
 Lütfen seçenekleri tek tek dinleyerek istediğiniz departmanla ilgili
 tuşa basınız.
 # Çocuğunuzun neden devamsızlık yaptığı konusunda yalan söylemek için 1´e
 # Çocuğunuzun neden ödevlerini yapmadığı konusunda yalan söylemek için 2´ye
 # Bizim hangi konularda işe yaramadığımızı belirtmek için 3´e
 # Evinize gönderilen ve alıcı imzanız üzerinde olduğu halde
 almadığınızı iddia ettiğiniz uyarı mektupları için 4´e
 # Müdür ve diğer yetkililere küfür etmek için 5´e
 # Çocuğunuzu her sabah en az 10 dakika bekleyen okul otobüsü
 hakkındaki şikayetleriniz için 6´ya
 # Süper kabiliyetli mükemmel çocuğunuzun beceriksiz öğretmeninden
 yakınmak için 7´ye
 # Bıraksanız bütün okulu yiyecek çocuğunuzun yetersiz bulduğu okul
 menüsünden şikayet etmek için 8´e basınız
 # Çocuğunuzun gerçek bir dünyada yasadığının farkındaysanız ve
 sorumluluk almayı öğrenmesini istiyorsanız, bunun için de ona verilen
 ödevleri zamanında ve tam olarak yapmasının çok önemli olduğuna
 inanıyorsanız, ayrıca eğitimin ilk önce ailede başladığının
 bilincindeyseniz, artık telefonu kapatabilirsiniz.. iyi günler
 dileğiyle.

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Yarış oyunları

Tarih 19 Ağustos 2008, 18:50. Yazan ugurlab.  
Etiket: araba, eğlence, oyun, yarış

Canınız sıkıldı ve oyun oynamak isterseniz işte size özel yarış oyunu tıkla ve oyna...

http://www.eglendiren.com/yaris_oyunlari/oyun/1103/driving.html

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

En iyi hitabet semineri :4800$' LIK NOTLARININ ÖZETİ!

Tarih 19 Ağustos 2008, 18:23. Yazan ugurlab.  
Etiket: ayrıntı, beden dil, beyin, cümle, dinleyici, diyalog, etkili, ezber, genç, göz, hayat, hitabet, kalp, konuşma, konuşmak, nasıl, ne, notlar, sanat, seminer, soru, sır, yürek, yüz, örnek, özet

ABD'de bir uzmanın 2 yıldır uyguladığı 4.800 $’lık

EN İYİ hitabet semineri olarak bilinen kendi notlarını yayınlıyoruz!

Özel olarak derlenen ETKİLİ konuşma sanatı adlı

Öyle insanlar vardır ki,konuştukları zaman soluduğunuz havanın bile onların sayesinde olduğunu zannedersiniz. Yani konuşmaları öyle etkilidir ki ,bulundukları her ortamda ,kısa bir sürede insanları etraflarında halka yapmayı başarırlar ve çevreleri üzerinde kıskanılacak etkileri vardır.

İş görüşmelerinde iş veren personelini işe almadan evvel mülakattan geçirir.Burada amaç ,sınırlı sürede
karşıdakini azami ölçüde tanımaya çalışmaktır.Bu görüşmelerin sonunda bazen bakarsınız ki ,sizden çok daha az özelliklere sahip birisine ,o çok istediğiniz işi kaptırıvermişsiniz.

“Bu işin sırrı nedir?”diyecek olursanız,cevap son derece açık:Güzel konuşmayı becerebilmek...

Çünkü konuşmak yalnızca düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin bütün duyguları yanı sıra bütün düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği en etkili yoldur.

Şimdi size çok değerli bir birikim sunacağız.Arkadaşımız Doç.Dr.Yılmaz Üstünel ,Princeton Ünüversitesi’nce
(ABD)düzenlenen toplam 4.800 $’lık hitabet seminerlerinin notlarını ele geçirip Genç Beyin için tercüme etti,bize gönderdi.Hakikaten şu anda son derece talihli bir Genç Beyin okuyucusunuz.Söz konusu değerli birikimi büyük bir dikkatle okuyun,kavrayın ,uygulayın:hitabet sanatının zevkine varın!

*Giriş ve bitiriş cümleleri hayati önem arzeder,dikkat!

*Ağzınızdan çıkan her cümle muhataplarınızı yakından ilgilendirsin,onların ihtiyaçlarına yönelik bilgiler ihtiva etsin.

*Gereksiz ayrıntılarla muhataplarınızı sıkıntıdan patlatmayın,beş dakikada bir ilginç ayrıntılara yer verin.

*Muhataplarınızın yüzüne ,hatta gözlerinin içine bakın:asla mırıldanarak konuşmayın.

*Üç cümlenizden birisi soru cümlesi olsun,soru cümleleri muhatapları uyanık tutar,kendine getirir,konsantre eder.

*Ne konuştuğunuz değil,nasıl konuştuğunuz önemlidir.

*Enteresan olaylara,merak uyandırıcı hatıralara yer verin.

*Hiç bir şey bilmeseniz bile samimi konuşun ,hayatınızın en etkili hitabetini yapmış olursunuz.

*Dinleyicilerinizi usulüyle övün,etkileyiciliğiniz % 50 artar.

*Asla ezberlenmiş bir konuşmayı mekanik tarzda sunmak tarzındaki bir konuşmayı denemeyin.

*Anlatacağınız konu hakkında heyecanlı,arzulu ve şevkli olun.

*Konuşmanızı dinleyicilerle paylaşın.

*Kendinizi dinleyicilerle özdeşleştirin.

*Kendinizden örnekler verin,samimi itiraflarda bulunun ama şahsi reklama girmeyin.

*Göze ve kulağa beraber hitap edin,bunun için teknolojiden faydalanın.

*Dinleyicilerinize sevgi ve saygı gösterin,bunu her birine hissettirin.

*Örnekleriniz bol olsun.

*Sözlerinizin yankısını muhataplarınızın beyninde yüreğinde duyun.

*Beden dilinizi ustalıkla ve şuurlu olarak kullanın.

*Asla yıkıcı ,olumsuz,ümitsiz ifadeler kullanmayın.

*Ses tonunuz bazen hiptonik,bazen vurucu olsun.

*Hazırlıksız konuşmamaya çalışın.

*Dinleyicileriniz sanki ayağa kalkıp size cevap vereceklermiş gibi konuşun.

*Konuyla ilgili güldüren ama düşündüren esprileriniz mutlaka bulunsun.

*Konuya farklı ve ilginç açılardan bakın.

*Somurtarak konuşmayın,tebessümünüz bol olsun.

*Sorular çoksa,başarılı bir hatipsiniz demektir.

*Arada bir siz susun,sessizliğiniz konuşsun.Sukutunuzla da konuşmayı bilin.

*20 dakikalık konuşma da şok edici en az iki bilgi bulunmalıdır.

*Dinleyicileri şu andan alın,25 yıl ötesine götürün:gerekli motivasyonu sağladıktan sonra tekrar bu güne getirin.

*”Bu konuşmanın belki de en can alıcı cümlesine geldi sıra...”tarzında ifade(leri)niz mutlaka
bulunsun ve o cümle hakikaten can alıcı olsun.

*Her müthiş tesbitten sonra siz,dinleyicilerden beş kat daha fazla dehşete düşün,bunu herkese hissettirin.

*Dinleyicilerden birkaçını seçin,onlarla kısa süreli birebir diyalog kurun.

*Konuyla ilgili bazı önemli kavramları veya şekilleri yazdığınız kağıdı dinleyicilere gösterin,okutun.

*Bazı sürprizler yapın,böylelikle konuşmanızın etkisini %30 artırabilirsiniz.

*Anlattıklarınızın nasıl pratik hayata geçirileceğine dair yollar gösterin.

(6 günlük hitabet seminerinde özetle bunlar açıklanmaktadır)

derleme: genc beyin

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

YER DEGISTIRME OYUNU

Tarih 19 Ağustos 2008, 17:42. Yazan ugurlab.  
Etiket: akıl, değiştirme, haber, oyun, yer, zeka


Taslarin uzerindeki resime gore, taslari ayni resimciklere gonder. Gercekten beyin gelistiren bir oyun

http://www.akilveze ka.com/haber_ detay.asp? haberID=689

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.