Tarih 21 Eylül 2007, 21:00. Yazan ugurlab.
Etiket:
bilgisayar, göz, sağlık, tepeden bakmak
Zengin, göz bozukluğu derecesinin artmasında doğrudan rolü olmayan bilgisayarların, göz doktorlarına en fazla başvurma nedenleri arasında yer alan göz kuruluğunun başlıca nedeni olduğunu vurguladı.
Günümüzde hemen herkesin, günün birkaç saatini bilgisayar başında geçirir duruma geldiğini dile getiren Zengin, bunun göz kuruluğuna bağlı şikayetlerini önemli ölçüde artırdığını bildirdi.
GÖZ YUKARINDA, EKRAN AŞAĞIDA OLMALI
Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kuruma meydana geldiğini belirten Zengin, şunları kaydetti:
“Göz kuruluğu yanma, batma ve kızarıklık olarak ortaya çıkar ve kişinin gündelik yaşamını, iş verimini olumsuz yönde etkiler. Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için, ekran göz seviyesinden aşağıda olmalıdır. Çünkü, göz hizasından yukarıdaki ekrana bakan gözün kapağı daha fazla açılacağı için, kuruma daha fazla olur. Bilgisayar ekranı eğer göz hizası ya da biraz aşağıda olacak şekilde konumlandırılırsa, göz kapağı daha az açılacağı için göz kuruması daha az olacaktır.”
Göz kuruluğu rahatsızlığını önlemek için, bunun dışında da bazı ek tedbirlerin alınabileceğini belirten Zengin, “Uzun süre bilgisayar ekranı karşısında oturan kişiler, gözlerini 2-3 saniye kapalı tutma egzersizleri yaparak, kuruyan gözün yeniden yeterli sıvıya kavuşmasını sağlayabilir. Ayrıca, aşırı kuru veya cereyana maruz kalınan ortamlarda bulunulması da göz kuruluğunu artırmaktadır” diye konuştu.
http://www.ntvmsnbc.com/news/420550.asp
Tarih 21 Eylül 2007, 20:57. Yazan ugurlab.
Etiket:
sağlık, su tutan besinler, yaşlanma
Yaşlanmayı yavaşlatmak için vücuttaki suyu tutacak besinler öneriliyor. Siyah üzüm, nar, havuç, ceviz ve bamya vücuttaki suyu artırıyor. Tıbbi kozmetik ve güneş koruyucu krem kullanılması öneriliyor...
İSTANBUL - Siyah üzüm, nar, havuç, domates, bamya, soya, ceviz ve soğuk su balıkları, anti-aging yani yaşlanma karşıtı tedavilerin gözdesi haline geldi. ABD’li profesör Howard Murat, Türk kadınlarına yaşlanma sürecini geciktirmek için bu besinleri bol tüketmelerini ve güneş koruyucu krem kullanmadan sokağa çıkmamalarını önerdi.
30 yaş üstündeki her 10 kadından 8’i kırışıklık ve selülit gibi sorunlarla mücadele ediyor. Dermatoloji Profesörü Doktor Howard Murad’a göre bu sorunların kaynağında yaşa bağlı olarak vücudun suyu tutma kabiliyetinin azalması yatıyor. Bu nedenle vücuttaki suyu tutacak besinlerin bol tüketilmesi gerekiyor:
“Vücudumuzun doğduğumuzda yüzde 70’i sudur, ama yaşlandıkça, her 10 yılda bir düşüş olur. Vücudun suyu tutma kabiliyeti yaşla azalır. Bu suyu tutabilmek için su içmek yeterli değil. Bu nedenle vücudun suyu tutma kabiliyetini artıran antioksidan açıdan zengin siyah üzüm, nar, havuç, domates, bamya, soya, yaban mersini, omega 3’ten zengin ceviz ve soğuk su balıklarını bol bol bol tüketmemiz gerekiyor.”
Ucla Üni. Dermatoloji Bölümü Dr. Howard Murat’a göre artık küresel ısınmanın da yaşlılığı hızlandıran ve estetik sorunları tetikleyen önemli faktörlerden biri:
“Ciltteki kırışıklık, leke ve akne sorunları inanılmaz arttı. Ancak birçok kadın güneş koruma faktörlü ürün kullanmıyor. Oysa DNA’nın kendisini onarabilmesi 18 saate ihtiyaç var. Gün içinde sık sık dışarı çıkıyoruz. DNA hasarını onaramıyor.”
Dr. Howard Murat, Türk kadınlarına, içinde C vitamini, nar, soya gibi etkili maddelerin yer aldığı kozmetikleri tercih etmelerini güneşten korunmalarını öneriyor.
http://www.ntvmsnbc.com/news/420576.asp
Tarih 21 Eylül 2007, 20:54. Yazan ugurlab.
Etiket:
bitkisel, kanser, tedavi, yanlışlar
Tamamlayıcı tıbbı ise standart tedavinin yanında bağışıklık ve sinir sistemini güçlendirici, bağırsak hareketlerini artırıcı birtakım ürünlerden yararlanılması olarak tanımlayan Doç. Dr. Demir, bu konuda çok büyük kullanım bulunduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Demir, “Standart kemoterapi tedavilerini alan kanser hastalarının yüzde 80-90’ı çay ve ot gibi ürünlerden yararlanıyor. Alternatif tıbba karşıyız, tamamlayıcı tıbba değil. Ancak tamamlayıcı tıp konusunda da çok büyük bilgi açığı ve hatalı uygulama var. Tamamlayıcı tıbbı bugün hastaların hemen hemen tamamı kulaktan dolma bilgilerle yapıyor. Komşusunun önerdiği çayları içiyor. Dolayısıyla kişi bu ürünleri tamamıyla kulaktan dolma ve kontrol dışı kullanıldığı zaman bu tedaviler yarar değil, zarar getiriyor” diye konuştu.
“HEKİMİNDEN SAKLIYOR”
Yanlış kullanılan bu ürünlerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşime girdiğine ve bu nedenle klinikte zaman zaman sorunlar yaşadıklarına işaret eden Doç. Dr. Demir, şunları kaydetti:
“Örneğin, kemoterapi alacak hasta geliyor. Kan değerlerine bakıyorsunuz karaciğer enzimleri yüksek. Karaciğerine bakıyoruz hiçbir hastalık yok. Sonra hasta utana sıkıla ‘hocam ahbabımız bir ot getirdi, 2-3 aydır onu kaynatıp günde 5-7 bardak içiyorum. Ne var içinde bilmiyorum.’ Biz hemen onu kesiyoruz, 2 hafta sonra bakıyoruz ki bütün değerler normalleşmiş. Yani tamamlayıcı tıp, bilinçsiz hastaların standart tedaviyi almasını da engelliyor. Hastaların önemli bir kısmı tamamlayıcı tıptan bilinçsiz olarak yararlanıyor, hem de hekiminden saklıyor.”
“SANATLA UĞRAŞMAK DA TAMAMLAYICI TIP”
Doç. Dr. Gökhan Demir, bu konuda hekime açık olmak ve bilgi almak gerektiğini vurgulayarak, standart onkolojiyle uğraşan hekimlerin tamamlayıcı olarak bu tür tedavilerin kullanılmasına karşı olmadıklarına işaret etti. Ancak tamamlayıcı tıp denilince akla sadece ot veya çayların gelmemesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Demir, şunları kaydetti:
“Sanatla uğraşmak, meditasyon veya yoga yapmak da tamamlayıcı tedavi unsurlarıdır ve en az otlar, çaylar, bitkiler kadar kişinin yapısal ve psikolojik olarak kendiyle barışık olmasına yardımcı olur. Çünkü kanser psikolojik bir travmadır. Kanser teşhisiyle yüzleşen her insan psikolojik travma yaşar. Kanser hastasında depresyon çok sık olan bir şeydir. Aslında tamamlayıcı tıbbın bu konularda, yani kişinin hastalıkla, kendisiyle ve çevresiyle uzlaşması konusunda rol oynaması lazım.”
Tarih 21 Eylül 2007, 20:51. Yazan ugurlab.
Etiket:
cep telefonu, sağlık, sağırlık
Daily Mail’in internet sitesindeki habere göre, araştırma, 18-25 yaş arasındaki 100 cep telefonu kullanıcısıyla kullanmayan 50 kişi karşılaştırılarak yapıldı.
Araştırma sonucunda, 4 yıldan fazla bir süre günde bir saati aşkın cep telefonu kullananların sesleri ayırt etmede güçlük çektikleri belirlendi. Bilim adamları, sorunun özellikle çoğu insanın kullandığı sağ kulakta görüldüğünü belirttiler.
Hintli kulak-burun-boğaz uzmanı Nareş Panda, işitme kaybının sebebinin uzun süre cep telefonu kullanımından kaynaklanan radyasyonun iç kulakta tahribata yol açması olabileceğini söyledi.
Panda, araştırmanın teyit edilmesi için daha çok sayıdaki denek arasında yapılması gerektiğini vurguladı.
http://www.ntvmsnbc.com/news/420560.asp
Tarih 20 Eylül 2007, 22:04. Yazan ugurlab.
Etiket:
dünya, ne yaparsınız, son
Amerika' da bir Üniversitede, Profesör derse şöyle başlamış. :
- "Düşünün ki bugün Dünyanın son günü. Yarın bu saatte her şey bitecek. Kurtuluş
şansınız yok. Bugün ne yapardınız?"
Tüm öğrencilerden bir çok değişik cevap gelmiş:
- Tüm sevdiklerimle vedalaşırdım,
- Ailemle zamanımı geçirirdim,
- Anneme veya Babama giderdim,
- Arkadaşlarımla yarım saat eski günlerdeki gibi basket oynardım,
- Barbekü partisi yapardım,
- Tüm sevdiğim yemekleri son bir defa yerdim.
- Yatar uyurdum.
- Ormanda son defa dolaşırdım,
- Güneşin doğuşunu ve batışını son defa seyrederdim.
- Akşam yıldızları seyrederdim.
- En sevdiğim yemeği hazırlar tüm sevdiklerimi akşam yemeğe davet ederdim.
- Piknik yapardım,
- Hayatta en çok gitmek istediğim yere gider orda ölümü beklerdim,
- Jet uçağına binerdim,
- Üzdüklerimi arar özür dilerdim beni affetmesini isterdim
vb.......... .
Hoca bütün hepsini tahtaya yazmış. Sonra gülerek ;
-" Çocuklar bunları yapmak için dünyanın son günü olması şart mı ..? " diye
sormuş.
Tarih 20 Eylül 2007, 22:02. Yazan ugurlab.
Etiket:
fıkra, papaz
Tarih 20 Eylül 2007, 21:48. Yazan ugurlab.
Etiket:
hurafe
1. Bir genç askere giderken evden çıkmadan önce bir dilim ekmeğin yarısını yer, yarısını da geri bırakırsa, artık ekmek onu, çağıracağı için kazaya belaya uğramadan geri dönermiş.
2. Biri yolculuğa çıkarken arkasından aynaya su serpilirse kazaya uğramazmış.
3. Biri gurbete giderken arkasından su dökülürse hem kazaya uğramaz, hem de gurbetten çabuk dönermiş.
4. Bir kişi sabunu başka birine elden verirse, sabun acı olduğu için, acı olaylar görülürmüş veya iki kişi arasına düşmanlık girermiş.
5. Evliliğin ilk günü (gerdek gecesi) erkek veya kadın, hangisi önce uyursa o daha evvel ölürmüş.
6. Bir erkekle bir kadın evlendikleri zaman gerdek gecesi hangisi daha evvel diğerine tokat vurursa onun sözü daha çok dinlenirmiş. En mutlu gecede mutsuzluğa teşvik, bundan daha çok saçma inanç ve âdet olur mu?..
7. Gök gürlerken buğday anbarlanna el ile vurulursa hasat çok olurmuş.
8. Soğan kabuğuna basılırsa fakirlik gelirmiş.
9. Nar taneleri yere düşürülmeden yenilirse cennete girilirmiş.
10. Tarla veya bahçede bitkiler hastalanmış ise, tarla sahibinin güneş doğmadan önce, tarlasının etrafını koşarak dolaşması gerekirmiş.
11. Çeltik ekilen arazinin etrafı eşeğe binmiş bir kimse tarafından Kur'an okunarak dolaşdırsa, o araziye DOLU yağmazmış.
12. At nalı asılan yere nazar isabet etmezmiş.
13. Önünde "beştaş oyunu" oynanan eve fakirlik gelirmiş (Kıbrıs).
14. Otururken ayak sallanırsa alacaklı kapıya gelirmiş (Kıbrıs).
15. Cezvede su içilirse zengin olunurmuş (Kıbrıs).
16. Kefen diken iğne kırılmalıdır. Zira ölümü ve uğursuzluğu celbedermiş (Kıbrıs).
17. Ayakkabılar ters dönerse şeytan üzerinde namaz kılarmış (Kıbrıs).
18. Gece sandık açmak, kendi mezarını açmaktır. Yani ölümü çağırmaktır.
19. Cenaze çıkan ev ile çevresindeki evlerin suları dökülmelidir. Çünkü Azrail kılıcını o sularda yıkar. Sular pislendiği için içilmez olur (Kıbrıs).
Tarih 19 Eylül 2007, 21:15. Yazan ugurlab.
Etiket:
büyük adım, egzersiz, ince bacak, koşma, yürüyüş
Sadece 20 dakikada yapacağınız egzersizle bacaklarınızın istediğiniz güzelliğe kavuşmasını sağlayabilirsiniz.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Turan Uslu’nun verdiği faydalı bilgiler...
• Yürüyüş yaparken topuklarınıza basmak yerine parmak uçlarınıza basmayı deneyin, topuklarınızı yere değdirmemeye çalışın. Bu, gövdenizin biraz öne eğilmesine ve tüm bacağınızın, özellikle de uyluk kemiğinin ön kısmının çalışmasını sağlar. Bu şekilde 5 dakika koşun.
• Sağ ayağınızla ileri doğru büyük bir adım atın. Sağ dizinizin doğru bir açıyla bükülmesi gerekiyor. Daha sonra sol bacağınızla da büyük bir adım atın. Yine vücudunuz hamle eder pozisyonunda olsun.
• Yine parmak uçlarınızla koşun; ama ileri doğru her adımınızda dizlerinizi mümkün olduğu kadar yukarı çekmeye çalışın. Topuklarınızı yere değdirmeyin. Böylece baldırlarınızı ciddi biçimde çalıştırmış olursunuz. 30 saniye çalışıp, 30 saniye dinlenerek beş kez bu hareketi tekrarlayın.
• Parmak uçlarınızda koşmaya devam edin, ancak bu sefer her adımınızda topuklarınızı kalçanıza değdirmeye çalışın. Baldırlarınızın arka kısmını çalıştıracak bu hareketi 30 saniye süreyle beş kez tekrarlayın.
http://www.ekolay.net/saglik/haber.asp?Pid=613&HaberId=498458
Tarih 19 Eylül 2007, 20:57. Yazan ugurlab.
Etiket:
beden kitle indeksi, bel çevresi, boy hesaplanması, formül, sağlık, trigliserid, çocuk
Basit formüllerle sağlığınızla ilgili ipuçlarına ulaşabilir, kalp riskinizi ya da çocuğunuzun ilerideki muhtemel boy uzunluğunu hesaplayabilirsiniz.
Sağlığımızın göstergesi olan pek çok kriter var. Bir kan testiyle ortaya çıkan kolesterol, trigiliserit gibi kan yağlarımızla, tansiyon değerlerimiz, özellikle kalp sağlığı ve riskleri açısından, 'haberci' olarak kabul ediliyor. Son yıllarda bel çevresinin de kalp riskini belirleyen önemli ölçülerden biri olduğunun ortaya çıkmasıyla, farklı ölçüm kriterleri de telaffuz edilir oldu.
Kan yağları hesaplamasından, bel çevresi ölçümüne, kalp hızı hesaplamasından çocukların ileride sahip olacağı boyun, muhtemel sonucunu veren hesaplamaya kadar kadar çeşitli formülleri derledik.
Beden kitle indeksi (BKİ):
Sağlığımızla ilgili formüllerin son yıllarda belki de en popüler olanı, bu nedenle de en çok bilineni şüphesiz, BKİ olarak kısaltılan beden kitle indeksi.
Beden kitle indeksi (Body Mass Index-BMI) tıbbın üzerinde anlaştığı ve en yaygın kullandığı vücut ağırlığı değerlendirme ölçüsü. Bu nedenle de hemen her yerde karşımıza çıkmasına alıştık.
BKİ, vücut ağırlığının, boyun karesine bölünmesiyle bulunuyor. Eğer çıkan sonuç, 19’un altındaysa zayıf, 19 - 25 arasında ise normal, 25 - 30 arasında kilolu, 30’un üstünde ise şişman (obez) sayılıyorsunuz.
Dr. Özgen Doğan’dan kan yağları hesaplaması:
Toplam kolesterolü hesaplamanın basit formülünü Dr. Özgen Doğan şöyle tarif ediyor; ''Trigliserid değerinizi 5’e bölüyorsunuz. Buna HDL ve LDL’yi ekliyorsunuz. Bu toplam kolesterolü gösteriyor.''
Ancak Dr. Özgen Doğan, bu formülün herkeste istenilen doğru sonucu vermeyebileceğini de belirterek şu uyarıyı yapıyor:
"Diyelim ki HDL’si 100 olanlar var. Benim eşimin 98 örneğin. LDL ve trigliseridi de 100. Yani normal. Böylece total kolesterolü 220 olur. Bu hastaya 'Kolesterolün yüksek aman dikkat et’ denir. Aslında değerleri harika. Niye yüksek çıkıyor? Çünkü iyi kolesterolü (HDL) yüksek. Bir başka örnekte kişinin HDL’si 25, LDL’si 145, trigliserid 150 diyelim. Total kolesterolü 200 oluyor. Ona da deniyor ki 'Kolesterolün normal’. Halbuki iki tane problemi var; birincisi HDL’si çok düşük, ikincisi LDL’si çok yüksek. Onun için bu değerlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor."
Kalp hızı hesaplaması:
Spora başladığınız ilk dönemlerde kalp hızınızı hesaplamak için 220 sayısından yaşınızı çıkarıp 0,5’le çarpmanız gerekiyor. Örneğin 50 yaşındaysanız 220’den 50’yi çıkardığınızda 170 kalır. 0,5’le çarptığınızda 85 çıkar.
İlk dönemlerde 0,5 - 0,75 değerlerini uygulamayı öneren Dr. Özgen Doğan, "Üstüne çıkarsanız egzersiz seviyenizi azaltın. Fiziksel olarak daha iyi olduğunuzda 0,5 yerine 0,85’i kullanın" uyarısında bulunuyor.
İkinci bir yöntem olarak da el bileği veya boynunuzdan kolayca nabzınızı ölçebilirsiniz. Bunun için 15 saniye saymanız gerekiyor. Bulduğunuz rakamı 4’le çarparsanız dakikadaki kalp hızınızı bulursunuz.
Dr. Erdoğan Aygar’dan kalbi koruma formülü:
Kardiyologların üzerinde fikir birliği ederek ortaya koydukları bir denklem var. "T.L.C. + A2BS" olarak özetlenen bu denklem, her ne kadar bir matematik formülünü andırsa da açılımı şu;
Teropatik (tedavi), life style (yaşam tarzı) changing (değişikliği) TLC ve Aspirin, Ace inhibitörü (tansiyon ilacı), Beta bloker (tansiyon ve ritm bozukluğu ilacı) ve Statinler’in (kolesterol düşürücü ilaçlar) baş harflerinin kısaltılması olarak ifade edilen A2BS.
Dr. Erdoğan Aygar, A2BS olarak adlandırılan dört ilacın bir arada kullanımını, trafik kazalarından ölümleri azaltan ABS fren sistemine benzetiyor.
Prof. Dr. Mehmet Öz’ün bel çevresi formülü:
Yine son yıllarda sık sık karşımıza çıkan formüllerden biri de bel çevresi. Kalp hastalıkları riskini belirleyen parametrelerin arasına girmesiyle önemi artan bel çevresindeki yani karın organlarının çevresindeki yaÇ dokusunun artması, diyabete, obeziteye, damar sertliğine yol açıyor.
Hatta bazı araştırmalar, prostatla ilgili şikâyetlerin de bu tip yağlanmaya bağlı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle de doktorlar artık kilodan çok bel çevresinin ölçmenin anlamlı olduğunu düşünüyor. Erkeklerde 94, kadınlarda ise 80 santimetrenin, son bilgilere göre üst sınırlar olması gerekiyor.
"Bel çevresindeki her 1,5 santimetre fazlalık, yarım kilo yaÇ demektir" diyen Prof. Dr. Mehmet Öz de bel çevresine yönelik kendine has formülünü şöyle özetliyor;
"Boyunuzu ikiye bölün. Eğer bel çevreniz, çıkan rakamdan fazla ise tehlikedesiniz. Bel çevreniz mutlaka bu rakamın altında olması, ideali yarısı olması gerekir."
Prof. Dr. Feyza Darendeliler’den çocuklar için boy hesaplaması:
Prof. Dr. Feyza Darendeliler, anne ve babanın boyuna göre basit bir hesaplama yöntemiyle çocuklarının ileride ne kadar uzayabileceğiyle ilgili ipucu veriyor. İşte Prof. Darendeliler’in formülü;
• Kız çocuk için; Annenin ve babanın boyunun toplamından 13 çıkarın. Çıkan sonucu ikiye bölün. Ortaya çıkan sayı, çocuğun muhtemel olması gereken boy uzunluğunu verir.
• Erkek çocuk için; Annenin ve babanın boyunun toplamına 13 ekleyin. Çıkan sonucu ikiye bölün.
Ayşegül Aydoğan Atakan / Milliyet
http://www.ekolay.net/saglik/haber.asp?Page=1&pid=613&haberid=499015
Tarih 19 Eylül 2007, 20:49. Yazan ugurlab.
Etiket:
ayakkabı, basen, dikiş, görünüm, ipucu, kalça, kesim, kumaş, tek renk, vücud, zayıf
Kilo vermeyi bekleyecek kadar zamanınız yok mu? İşte bazı moda uzmanlarından daha ince gösteren moda ipuçları.
İyi görünmenin yolu sadece zayıflamaktan geçmiyor. Doğru kıyafetlerle daha zayıf ve daha ince görünmenin püf noktaları da var. İşte modacılardan daha zayıf görünmenizi sağlayacak 6 öneri..
1. Tek renk kullanın..
Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın.
2. Kumaşları doğru seçin..
Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..
3. Vücudunuza göre ayarlayın..
Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.
4. Kalça ve basenler
Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.
Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.
5. Kesim ve dikişileri inceleyin
Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.
6. Ayakkabıları unutmayın
Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm'lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur.
http://www.ekolay.net/saglik/haber.asp?PID=613&haberid=502256