| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
20 "çocuk" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"çocuk" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

'YILIN TELESEKRETER MESAJI' ödülü

Tarih 21 Ağustos 2008, 08:21. Yazan ugurlab.  
Etiket: mesaj, okul, telesekreter, çocuk, ödül

Konumuz California´daki Pacific Palisades adlı okul.. Burada okuyan
 çocukların velileri, bütün okulu ve öğretmenleri dava ediyor, çünkü
 bütün dönem boyunca 15 ile 30 gün arasında devamsızlık yaptıkları
 halde çocuklarının derslerden kalmalarını kabul etmiyorlar.. Velilerin
 neredeyse tehdide varan itirazlarıyla baş edemeyen okul yönetimi, en
 sonunda telesekreter mesajını aşağıdaki şekilde değiştiriyor, ve
 'YILIN TELESEKRETER MESAJI' ödülünü kazanıyor.
 
'Merhaba! Pacific Palisades´e hoşgeldiniz. Bu bir otomatik mesajdır.
 Lütfen seçenekleri tek tek dinleyerek istediğiniz departmanla ilgili
 tuşa basınız.
 # Çocuğunuzun neden devamsızlık yaptığı konusunda yalan söylemek için 1´e
 # Çocuğunuzun neden ödevlerini yapmadığı konusunda yalan söylemek için 2´ye
 # Bizim hangi konularda işe yaramadığımızı belirtmek için 3´e
 # Evinize gönderilen ve alıcı imzanız üzerinde olduğu halde
 almadığınızı iddia ettiğiniz uyarı mektupları için 4´e
 # Müdür ve diğer yetkililere küfür etmek için 5´e
 # Çocuğunuzu her sabah en az 10 dakika bekleyen okul otobüsü
 hakkındaki şikayetleriniz için 6´ya
 # Süper kabiliyetli mükemmel çocuğunuzun beceriksiz öğretmeninden
 yakınmak için 7´ye
 # Bıraksanız bütün okulu yiyecek çocuğunuzun yetersiz bulduğu okul
 menüsünden şikayet etmek için 8´e basınız
 # Çocuğunuzun gerçek bir dünyada yasadığının farkındaysanız ve
 sorumluluk almayı öğrenmesini istiyorsanız, bunun için de ona verilen
 ödevleri zamanında ve tam olarak yapmasının çok önemli olduğuna
 inanıyorsanız, ayrıca eğitimin ilk önce ailede başladığının
 bilincindeyseniz, artık telefonu kapatabilirsiniz.. iyi günler
 dileğiyle.

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Boy Nasıl Uzar - Boy Uzatma Yöntemleri

Tarih 12 Ağustos 2008, 19:43. Yazan ugurlab.  
Etiket: ameliyat, basketbol, boy, gıda, halter, ilaç, kısalık, spor, uzama, yöntem, çocuk

Bu yazıda aşağıdaki soruların cevaplarını bulacaksınız.
- Geçmiş nesiller mi daha uzundu yoksa şimdiki nesil mi?
- Kişinin ileride ulaşacağı boy nelere bağlı ?
- Çocuğunuzun büyüyünce ulaşacağı boyu hesaplayabilirsiniz.
- Basketbol, voleybol gibi sporlar boyu uzatır mı ?
- Halter sporunun boyu kısaltmasının nedeni nedir?
- Ameliyatla boy uzatmak mümkün mü?

Binlerce yıl önceki atalarımızla yapısal anlamda en önemli farklılıklarımızın başında boy geliyor. Yüzbin yıl önceki atalarımızın boyuyla günümüzdeki insanın boyu arasında en az 30 cm fark var. Öyle görünüyorki her yeni neslin boyu bir öncekine göre biraz daha uzuyor. ABD'de yayınlanan bir rapora göre 1960'lara göre insan boy artışında yaklaşık 2cm'lik artış var. Zaman içerisinde meydana gelen bu uzamanın nedeninin yalnızca rastlantısal bir gelişme yada ortama uyum sağlamak olmadığı düşünülüyor. Gelişen toplumların yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler, daha çok çeşitli gıdanın, sağlıklı ve bilinçli tüketilmesinin boy uzamasındaki önemli etkenlerden birisi olabileceği belirtiliyor. Yapısal özellikler, genlerin yapısındaki değişikliklerle, sonraki kuşaklara aktarılıyor. Bu nedenle kişinin boyunu belirleyen en önemli etken genetik şifre.

Kişinin ileride ulaşacağı boy, anne ve babasının boyuyla orantılı. Bir çocuğun ulaşacağı nihai erişkin boyu, anne ve babanın boyuna göre hesaplamak mümkün. Nasıl mı ?

ÇOCUĞUNUZ BÜYÜYÜNCE BOYU NE KADAR OLACAK ?

Bir erkek çocuğun ileriki boyunu hesaplamak için anne ve babanın boyu toplanıp buna 13 ekleniyor ve çıkan rakam ikiye bölünüyor. Bu formülle elde edilen rakam, erkek çocuğun ileride ulaşacağı nihai boy oluyor. Kız çocuğun erişkin boyunu hesaplamak içinse, anne ve babanın boyları toplamından 13 çıkartılıp ikiye bölünüyor. Bu şekilde hesaplanan nihai boy, kişinin genetik boyu olarak kabul ediliyor ve ortalama 5cm farklılık gösteriyor. Yani, beslenme, spor ve tüm sağlıklı yaşam önerileri, genetik boyu 5-10 cm etkiliyor.

Bu durumda erişkin boyu 150cm olarak hesaplanan bir kişinin boyunun 170cm olması mümkün değil. Tabii bu tür hesaplamala, altta yatan bir hastalık yada hormon yetmezliği olmadığı durumlarda yani sağlıklı kişilerde geçerli. Boy kısalığı için, büyüme hormonu eksikliği gibi altta yatan bir sebep varsa, zamanında yapılan bir tedavi sonrası 20cm'nin üzerinde boy uzaması sağlanabiliyor.

BOY KISALIĞININ EN ÖNEMLİ SEBEBİ

Kişinin nihai boyunu etkileyen en önemli etken genetik şifre olsa da, tüm dünyada boy kısalığının en önemli nedeni beslenme yetersizliği. Beslenmenin boy uzaması üzerindeki etkileri, bilim adamlarınca yoğunolarak araştırılıyor. Çocuğun boyunun uzun yada kısa olmasında anne babanın kalıtsal etkilerinin yanı sıra, doğumdan ergenlik çağına kadar olan dönemdeki beslenmenin etkisi oldukça önemli.

GIDALARIN BOY UZAMASINA ETKİSİ

Araştırmacılar, gıdaların boy üzerindeki etkisinin anne karnında başladığını ifade ediyorlar. Annenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi, alkol ve sigaradan uzak durması gerekiyor. Hamilelik sırasında sıkı diyet uygulanması ve kilo vermek önerilmiyor. Aşırı alınan kilolarda sağlıklı bir gebeliği tehlikeye sokuyor.

BASKETBOL GİBİ SPORLAR BOYU UZATIR MI?

Boy uzamasında düzenli yapılan, basketbol ve yüzme gibi sporların faydası olduğuna inanılıyor. Ancak basketbol ya da voleybolun boyu uzattığına dair kesin bir veri bulunmuyor. Bazı araştırmacılar bu tür sporların boy üzerindeki etkisinin ikincil bir etki olduğu, yani kişinin genel sağlığına yaptığı olumlu etkilerin sonucunda genel vücut gelişimini etkilediği, bu neden boy uzamasına katkıda bulunduğunu söylüyor.

HALTER BOYU KISALTIR MI?

Ancak tüm spor türleri boyun uzamasına katkıda bulunmuyor. Örneğin, halter, güreş ve vücut geliştirme gibi kemik uçlarındaki büyüme plaklarına stres uygulayan sporlar boy uzamasını yavaşlatabiliyor. Ancak bu sporlarda uygulanan ağırlık çalışmalarının mı yoksa kullanılan "anabolik steroid" denen ilaçların mı kemik uçlarındaki büyüme plaklarının erken kapanmasına yol açtığı kesin olarak ortaya konulmuş değil.

Sonuç olarak dengeli beslenme ve düzenli spor, vücut gelişimini olumlu etkileyerek boy uzamasına da katkıda bulunuyor. Şunu unutmamak gerekiyor kibu tür önlemler belirli bir yaşa kadar etkili. Kızlar 14, erkekler 16 yaşında nihai erişkin boylarının %96'sına ulaşıyor. Boy uzaması, iskeletin son halini alması, yani kemik uçlarındaki büyüme plaklarının kapanmasıyla, kızlarda 16, erkeklerde 18 yaşında büyük ölçüde duruyor. Bu yaşlardan sonra en fazla 1-2 cm'lik uzama görülüyor.

BOY UZATMAK İÇİN İLAÇ VAR MI?

Büyüme hormonu dışında boy uzamasını sağlaya vitamin ya da ilaç yok. Boy kısalığına yol açan bazı hormon yetmezliklerinde ve hastalıklarda, testesteron ya da tiroid hormonu desteği gerekebiliyor. Bu nedenle boy kısalığına yol açan sebebin bulunması, boyu uzatmak için atılması gereken en önemli adım. Büyüme hormonu eksikliğinde uygulanan tedaviyle istenilen büyüme hızına ulaşmak mümkün olabiliyor. Eğer büyüme hormonu normal değerlerdeyse yani hormon eksikliği yoksa yine hormon takviyesiyle 5-6cm'lik uzama sağlanabiliyor.

Herhangi bir nedene bağlanamayan boy kısalıklarında alınması gereken önlemler çocukluk çağında başlıyor. Ancak sağlıklı beslenme ve düzenli spor yapılmasına karşın bu kişiler genetik olarak belirlenmiş boylarını en fazla 5-10cm aşabiliyorlar. Yani bu kişler ne yaparsa yapsın daha fazla uzamaları mümkün değil. Kemik gelişimin tamamlandığı ergenlik bitiminden sonra ne yapılırsa yapılsın boyu 1-2 cm'den fazla uzatmak mümkün değil. Ameliyatla boy uzatmaksa sadece bazı doğuştan olan orantısız kol ve bacak kısalıklarında uygulanıyor. Bu tür ameliyatlar oldukça zor ve riskli.

BOY UZATMA AMELİYATLARI

Çeşitli doğuşsal anormalliklerde ya da kişinin gündelik hayatını devam ettiremeyecek kadar kısa boylu olan kişilerde ameliyatla boy uzatılabiliyor. Bu tür ameliyatlar tüm vücuda değil, sadece kol ve bacak kemiklerine uygulanıyor. Eğer omurga eğriliğine bağlı boy kısalığı varsa, omurgayı düzeltmek suretiyle boy uzatılabiliyor. Bu tür omurga eğriliklerinde tüm omurga boyunca yerleştirilenmetal çubuklar sayesinde kişinin boyu 10-15cm uzatılabiliyor.

Gerek doğuştan gerekse sonradan meydana gelen bacak ve kollardaki orantısız kısalıklar kozmetik sorun oluşturacağı gibi işlevsel bozukluklara da yol açıyor. Bu durumlarda ameliyatla kol ya da bacak boyunu uzatmak mümkün. Uzatılması istenen kemiğin her iki ucuna yerleştirilen metal çivilerden ve bu çiviler arasındaki metal bağlantıdan oluşan bu yöntem, kemiği adeta bir kafes gibi kaplıyor. Kemiğin her iki ucundaki çivilerin arasındaki metal bağlantı sayesinde çivilerin birbirine olan mesafesi ayarlanabiliyor. Aradaki bağlantıyı uzatarak çivileri birbirinden uzaklaştırmak mümkün. Çiviler metal ara bağlantı sayesinde birbirinden uzaklaştırıldıkça bağlı bulundukları kemik parçalarını da yavaş yavaş birbirinden ayırıyor. Kısa olan kemiğin her iki ucu birbirinden uzaklaştıkça aradaki boşluk yeni kemik dokusuyla doluyor. Aradaki kemik dokusunun oluşumuna zaman kazandırmak için kemikler birbirinden çok yavaş uzaklaştırılıyor. Sağlıklı kemik uzaması için, her iki kemik ucunun günde 1mm'yi geçmeyecek şekilde birbirinden uzaklaştırılması gerekiyor. Bu yöntemle kemiklerde 15-20cm'ye varan uzama sağlanabiliyor.

Bu tür kemik ve boy uzatma yöntemleri, ancak zorunlu tıbbi geeklilik hallerinde ortopedi uzmanları tarafından yapılabiliyor. Hormonal sebeplere bağlı yada aileden gelen boy kısalıklarında bu tür cerrahi yöntemler önerilmiyor.

KAYNAK: BilimTeknik Dergisi Kasım05

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

52 yorum.

Doktorlara nasıl yaklaşmalı, nasıl davranmalıyız ?

Tarih 22 Temmuz 2008, 08:21. Yazan ugurlab.  
Etiket: asansör, asparagas, ayaküstü, davranış, doktor, doktor eşi, dünya, gazete, hasta, hipokrat, ilaç, iğne, kahve, kanser, makina, merdiven kahve, robot, sakat, sigara, sinir, soru, tedavi, telefon, tıp, tıp haberleri, yemini, zevk, çocuk, şikayet

 1. Eğer bizi kahve makinasinın başında ya da sigara molasında yakalarsanız muhakkak hastalıklarınızla ilgili bir soru sorun. Bizim dünyada zevk aldığımız tek şey tıptır ve molayı sizin sorularınızı yanıtlamak için verdik.
2. Evdeki ilaçlarınız iyi gelmiyorsa hemen bizi telefonla arayın.Telefondan teşhis koymak gibi müthiş bir yeteneğimiz vardır.
3. Ayaküstü, merdiven aralığında, kapı arkasında veya asansörde karşılaştığınızda hemen oranızın buranızın ağrıdığını anlatmaya başlayın, biz her an sizi düşünürüz ve zaten asansöre de hastalarla karşılaşabilmek için bineriz.
4. Gazete okuduğunuz asparagas tıp haberleri hakkında doktorları her fırsatta sıkıştırınız, çünkü gazeteciler her zaman tıp konularını doktorlardan daha iyi bilirler, güncel takip ederler ve her yazdıkları doğrudur. Böylece doktorun bilgisizliğini ve açıklarını yüzüne vurma fırsatını yakalamış olursunuz.
5. Doktorlar sinirsiz insanlardır, hatta insan değil robotturlar, yorulmaz, uyumaz, tatil yapmaz ve sinirlenmezler. İstediğiniz kadar, hatta sonsuza kadar soru sorabilirsiniz, hatta sorduğunuz soruların cevaplarını dinlemek bile zorunda değilsinizdir, doktor önceki soruya cevap vermekteyken, yeni soru sorabilirsiniz, doktor buna hiç alınmaz. ÜSTELİK, doktora sorduğunuz ve cevabını aldığınız konuda doktorun dediklerini uygulamak zorunda bile değilsiniz, ama iyileşmediğinizde doktorun dediklerini uygulamadığınız halde doktora HESAP SORMA hakkınız vardır.
6. Bize kolay kolay teşekkür etmeyin. Nasıl olsa karşınızda bir köle var.
7. Doktor olurken nasıl olsa HİPOKRAT YEMİNİ ettik ya, doktorları kızdırsanız bile onlar size sonsuza kadar köle gibi hizmet etmeye mecburdurlar. Hakaret edebilirsiniz, üstüne yürüyebilirsiniz, şikayet edebilirsiniz, sağda solda aleyhinde konuşabilirsiniz, ama işiniz düştüğünde hiç çekinmeden yine kendinizi ellerine teslim edebilirsiniz, ne de olsa hipokrat yemini etmişlerdir.
8. Doktorlara danışmadan kendi kendinize her türlü tedaviyi yapabilirsiniz, hastalığınız daha da kötüye gittiğinde doktor sizi her durumda kurtarır, sorun değil.
9. İlacın acı olduğundan veya iğnenin yaktığından dolayı doktora kızmakta serbestsiniz, çünkü sizi doktor hasta etmiştir ve ilacın tadını doktor ayarlamıştır.
10. Verilen ilaç "kanser yapar mı?" diye sorunuz. Çünkü  doktor sizi kasıtlı olarak kanser etmeye çalışmaktadır. Hamileyseniz verdiğiniz ilacın çocukta bir sakatlık yapıp yapmayacağını doktora sorun, çünkü doktor sizin sakat bir
çocuk doğurmanızı istemektedir.

11. Doktorlar tüm dünya tıbbını bilirler, cildinizdeki kaşıntıyı beyin cerrahına rahatça danışabilirsiniz. Sadece karşılaşmış olmanız yeterlidir, uzmanlık alanı diye bir kavram tamamen palavradır.
12. Doktorun evine telefon ederek, doktor evde yokken eşine hastalığınızla ilgili soru sorabilirsiniz, mutlaka bilecektir, doktor eşidir ya, bilir.
 

Prof.Dr. Esat ORHON'dan alıntıdır. 

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

2 yaşına kadar aşı takvimi

Tarih 23 Mart 2008, 23:05. Yazan ugurlab.  
Etiket: aşı, boğmaca, difteri, hemofilusinfluenza, hepatit a, hepatit b, kabakulak, kızamık, kızamıkçık, pnomokok, polio, suçiceği, tetanoz, çocuk



  
Doğduktan Hemen Sonra: Hepatit B aşısı

1.ay: Hepatit B aşısı

2.ay: DBT-IPV-HIB aşısı ve BCG aşısı
Pnömokok aşısı

4.ay: DBT-IPV-HIB aşısı
Pnömokok aşısı

6.ay: DBT-IPV-HIB aşısı ve Hepatit B aşısı
Pnömokok aşısı

9.ay: Kızamık aşısı

12.ay: Suçiçeği aşısı

13ay: Pnömokok aşısı

14.ay: Hepatit A aşısı

15.ay: Kızamık, kızamıkçık, kabakulak (MMR) aşısı

18.ay: DBT-İPV-HİB aşısı

20.ay: Hepatit A aşısı

Yaşamımıza yeni bir anlam katan bebeklerimizin aşı ile korunabilmelerinin mümkün olduğu hastalıklar ve bu aşılar hakkında bilgili olmamız önem taşır.

Bu tür hastalıklardan korumada bağışıklama çalışmalarına önem verilmesi en tutarlı çözüm olmaktadır. Bu sayede bebek ölümleri azalacak, sağlıklı bir nesil yetişecek ve gelişmiş bir toplum olmanın da en önemli göstergelerinden birisine ulaşmayı başaracağız. Hiçbir aşı %100 güvenli değildir. Hiçbir girişim de tamamen risksiz değildir.

Bu bölümde siz değerli anne ve babalarımızı aşı ile korunabilir hastalıklar ve primer aşılar konusunda kısaca bilgilendirmek istiyoruz.

Verem (BCG) Aşısı
Verem hastalığı dünyada ve ülkemizde halen önemini koruyan bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütünün önerileri doğrultusunda ülkemizde verem aşısı (BCG aşısı) iki doz olarak, yaşamın ilk üç ayı içerisinde ve ilkokul yıllarında uygulanmaktadır. Sol omuza cilt içine uygulanan aşıdan sonra o bölgeye 2 gün su temas ettirilmemesi gerekmektedir.

Su Çiçeği Aşısı
Suçiçeği, içi sıvı dolu döküntülerle kendini gösteren bulaşıcı bir hastalıktır. Belirtiler, virüs ile temas ettikten 12–15 gün sonra baş ağrısı, ateş, karın ağrısı ve halsizlik şeklinde başlar. 1–2 gün sonra, öncelikle kafa derisinde, yüz ve gövdenin üst kısımlarında, daha sonra kol ve bacaklarda döküntüler görülür. İnsandan insana soluma, öksürme, hapşırma, döküntülerle temas etme yoluyla bulaşır.

Suçiçeği son derece bulaşıcı bir hastalık olduğu için çocukların kreş, okul gibi toplu bulundukları ortamlarda çok kolay yayılır. Döküntülerin ortaya çıkmasının 1–2 gün öncesi ile 4–5 gün sonrası arasında hastalık bulaşıcı safhadadır.

Suçiçeğinin kesin tedavisi yoktur. Genellikle 7–10 gün içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ateş düşürücü ve kaşıntıyı engelleyici ilaçlarla destek tedavisi uygulanabilir. Hafif seyirli bir hastalık olarak bilinmesine karşın bazen hem çocuklar, hem de erişkinlerde ciltte estetiği bozabilecek kalıcı izlere yol açan süper enfeksiyonlar, hastanede tedavi gerektiren zatürree, beyin dokusu iltihabı vb. ağır enfeksiyonlara ve bazı vakalarda ölümlere yol açabilen suçiçeğinin bağışıklık sistemini baskılayan kronik hastalığı bulunan çocuklarda komplikasyonlu geçirilme olasılığı ve ölüm riski yükselmektedir.

Suçiçeğini geçirmiş olanlar bu hastalığa bir daha yakalanmazlar. Ancak hastalığın sorunsuz atlatılması kesin olmadığından ideal olanı korunma, yani suçiçeği aşısı olmaktır. Aşı, bu hastalığa karşı vücutta oluşturduğu koruyucu antikorlarla yoluyla bağışıklık sağlar. Aşı sayesinde hastalığın geçirilmesi engellenerek:

Ciltteki yara izlerinin oluşumu önlenmiş olur.

Hayati tehlike yaratabilen komplikasyon riski ortadan kaldırılır.

Çocuğun okula devamsızlığı ve onunla ilgilenecek anne-babanın işe devamsızlığı önlenmiş olur.

Semptomatik ilaçların getireceği maddi yük ortadan kaldırılır.

Çocuğun ve anne-babanın hissedeceği sıkıntı, endişe, huzursuzluk önlenir.

İleri yaşlarda görülebilen zona hastalığı olasılığı azaltılır.

Suçiçeği aşısı
1 yaşından büyük ve daha öncesi suçiçeği geçirmemiş tüm çocuklara tek doz olarak uygulanabilir. Çocuğunuz suçiçeği geçirmemişse kreş veya okula başlarken mutlaka aşılanmalıdır.

Hepatit A Aşısı
Hepatit A, halk arasında “Bulaşıcı Sarılık” adı ile bilinen ve karaciğerin iltihabı şeklinde kendini gösteren, Hepatit A virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.

Virüs ile temas ettikten yaklaşık 4 hafta sonra ateş, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik gibi belirtiler gözlenir. Bir hafta kadar sonra sarılık başlar. Sarılık, en kolay şekilde gözlerin beyaz kısmında fark edilir. Bu arada idrarda koyulaşma ve dışkının renginde açılma görülür. Bu belirtiler 3-6 hafta kadar sürdüğü gibi bazı olgularda 6 ay kadar devam edebilir, ya da kötüleşerek tekrarlayabilir.

Bazı küçük çocuklar Hepatit A’yı bu belirtilerin hiçbiri görülmeden geçirebilirler. Ancak hepatit A ile daha ileri yaşlarda karşılaşan bir bireyde belirtilerin şiddeti ve hastalığın ciddiyeti yüksektir.

Hepatit A virüsü, hastalığı geçiren kişinin dışkısında yoğun olarak bulunur. Bu dışkının temizlik ve sanitasyon koşulları iyi olmayan ortamlarda yiyecek ve içeceklere, hatta su şebekelerine karışması ve diğer kişiler tarafından tüketilmesi sonucu virüs kolaylıkla bulaşabilir. Hijyenik olmayan şartlarda üretilmiş hazır gıdaların veya iyi yıkanmamış meyve ve sebzelerin tüketilmesi, yeterince temiz olmayan yüzme havuzlarının kullanılması ve çocukların toplu bulundukları kreş ve okullar, Hepatit A’nın yayılması için uygun birer yoldur.

Virüsü alan kişiler, hastalanmadan 2 hafta öncesi ve belirtilerin başlamasından 1 hafta sonrasına kadar hastalığı bulaştırırlar. Belirti göstermeden hastalığı geçiren küçük çocuklar da bulaşmada sessiz birer kaynak konumundadırlar. Hepatit A, hayati fonksiyonu en önemli organlarımızdan biri olan karaciğerin iltihabıdır.

Hastalığın belirli tedavisi yoktur, normal şartlar altında hasar bırakmadan kendiliğinden iyileşir. Ancak, bazı kişilerde yoğun hastane tedavisi gerektiren karaciğer yetmezliğine, hatta ölüme yol açabilir. Küçük bir çocuk hastalığı belirtisiz geçirse dahi, farkında olmadan virüsü çevresindeki, bu hastalıktan daha ağır etkilenecek bireylere bulaştırabilir. Kronik karaciğer hastalığı bulunan çocukların Hepatit A geçirmeleri halinde hastalık çok daha ciddi seyreder.

Hepatit A, temizlik ve sanitasyon koşulları yetersiz ortamlarda hızlı yayılır. Ellerin sık yıkanması, bulaşma olasılığı bulunan besinlerin çok iyi yıkanması, pişirilmesi, suların kaynatılması gibi genel hijyenik önlemler bulaşma riskini azaltsa da tamamen engelleyemez.

Bugün Hepatit A hastalığından tam korunmanın en etkili ve güvenilir yolu hepatit A aşısı olmaktır. Daha önce Hepatit A geçirmiş olan kişiler bu hastalığa karşı bağışıklık kazanmışlardır. Ancak henüz geçirmeyenler, her an virüsle temas riski taşırlar. Çocukların hijyenik önlemleri çok iyi bilmemeleri nedeniyle risk bu dönemde yüksektir. Dolayısıyla 2 yaşını bitiren çocuklar öncelikli olmak üzere daha önce hastalanmamış herkesin hepatit A aşısı olması önerilir.

Aşı ilk yıldan sonra 1. doz ve 6 ay sonra 2. doz şekilde toplam 2 doz uygulanır.

Hepatit B Aşısı
Hepatit B, halk arasında “Sarılık’’ adı ile bilinen ve karaciğerin iltahabı şeklinde kendini gösteren, Hepatit B virüsünün neden olduğu kronikleşen, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır.

Virüs ile temas ettikten yaklaşık 2-6 ay sonra halsizlik, iştah kaybı, bulantı, deride ve göz aklarında sararma, idrar renginde koyulaşma, karın ağrısı gibi belirtiler gözlenir. Bazı vakalarda hiçbir belirti görülmeyebilir.

Hepatit B virüsü, başlıca kan ve vücut sıvılarında (tükürük, idrar, ter, semen, vajinal salgı vb.) bulunur. En yüksek bulaşma riskleri, kanla direkt ya da dolaylı temas, cinsel ilişki ve doğum esnasında kronik Hepatit B hastası anneden bebeğe Hepatit B virüsü bulaşması halinde hastalığın kronikleşme olasılığı çok yüksektir.

Diğer yandan, hepatit B virüsünün vücut dışında 7 gün gibi uzun süre canlı kalabilmesi nedeniyle steril olmayan aletlerle yapılan cerrahi müdahale, diş muayene-tedavileri ve sünnet, berber aletlerinin ya da kişisel temizlik ve bakım eşyalarının ortak kullanımı, Hepatit B hastalığının bulaşmasında aktif rol oynarlar. Hastalığın bulaşması için derideki ince bir sıyrıktan ya da mukozadan çok az miktarda kanın vücuda girmesi yeterli olabilir.

Hepatit B, hayati fonksiyonu en önemli organlarımızdan biri olan karaciğerin iltihabıdır. Hastalığın belirli tedavisi yoktur, genellikle hasar bırakmadan kendiliğinden iyileşir. Ancak, bazı kişilerde yoğun hastane tedavisi gerektiren karaciğer yetmezliğine, hatta ölüme yol açabilir.

Bazı kişilerde ise Hepatit B iyileşmez, kronikleşir. Hasta, hiçbir hastalık belirtisi göstermemesine karşın virüs karaciğeri tahrip eder. Bu uzun süreç içinde hasta, virüsü çevresindeki kişilere bulaştırmaya devam eder. Vücudun zayıf düştüğü bir dönemde, siroz veya karaciğer kanseri gelişmesine neden olur. Hepatit B, dolaylı bir temasla her an bulaşabilecek bir hastalık olması nedeniyle mümkün olan en erken yaşta etkin bir şekilde korunmayı gerektirir.

Bugün tek etkin yöntem, hepatit B aşısı olmaktır. Hastalığı geçirmiş ve kronikleşmeden tamamen iyileşmiş, ya da aşılanarak hiç hastalanmadan korunmuş kişilerde Hepatit B’ye karşı antikorlar bulunur. Koruyucu antikorların anneden bebeğe geçmemesi nedeniyle henüz yeni doğmuş bebeklerin aşılanmaları gerekir.

1. doz doğumda, 2. doz bir ay sonra, ve 3. doz doğumdan 6 ay sonra yapılmak üzere toplam 3 doz ile Hepatit B’ye yaşam boyu korunmak mümkün olabilmektedir. Daha önce aşı olmamış, ve virüsle temas etmemiş herkes, yine aynı şema ile 3 doz aşı olarak korunabilirler.

Kızamık, Kızamıkcık, Kabakulak (MMR) Aşısı
Kızamık, ciltte kırmızı döküntülerle kendini gösteren, bulaşıcı solunum yolu hastalığıdır. Virüsle temastan 10–12 gün sonra başlayan ateş, öksürük ve burun akıntısı ilk belirtileri oluşturur. İki-üç gün içinde kafa derisi, yüz ve boyunda başlayan el ve ayaklara kadar yayılan kırmızı döküntüler gözlenir. Son derece bulaşıcı olan kızamık, döküntülerin ortaya çıkmasından birkaç gün öncesi ile birkaç gün sonrası arasında bulaşıcı safhasındadır. Virüs, öksürme ve hapşırma ile havaya saçılarak yine solunum diğer kişilere bulaşır.

Kızamık, zatürree, beyin dokusu iltihabı, ölüme ve sakatlıklara neden olan komplikasyonlarla seyredebilir. Ateş, lenf bezlerinde şişkinlik, ciltte yüzden başlayıp yayılan pembe döküntüler, kızamıkçığın tipik belirtileridir. Virüs, öksürme ve hapşırma ile havaya saçılarak yine solunum yoluyla diğer kişilere bulaşır.

Kızamıkçık, özellikle gebe kadınların maruz kalması halinde bebekte ağır sakatlıklara neden olabilen bir hastalıktır. Bebek doğurmayı planlayan bir anne adayı kızamıkçığa karşı bağışık olması gerekir. Kabakulak, kulak altındaki lenf bezlerinin iltihabı ile kendini gösteren, kabakulak virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Ateş, baş ağrısı, kulak altında (tek ya da çift taraflı) şişkinlik, kabakulağın tipik belirtileridir.

Beyin zarı veya dokusu iltihabı, pankreas, testis, yumurtalık iltihabı ve sağırlık, kabakulak geçiren çocuklarda rastlanması olası komplikasyonlar arasındadır. Özellikle ileri yaşlarda bu hastalığa maruz kalan erkeklerde kısırlık daha sık görülebilen bir komplikasyondur.

Bu üç hastalıktan ve yukarıda sıralanan olası komplikasyonlarından koruma yolu, aşı olmaktır. Bugün bu üç hastalığa karşı geliştirilmiş aşılar tek bir enjektörde toplanmıştır.

Böylece uygulanacak kızamık-kızamıkçık-kabakulak (MMR) aşısı ile her üç hastalığa karşı bağışıklık kazanılmış olacaktır.

MMR aşısı 9. ayında 1 doz kızamık aşısını olmuş bebeklere 15. ayda 1 doz ve 5-6 yaşlarında 1 doz olmak üzere toplam 2 doz uygulanır. 9.ayda kızamık aşısı yapılmamış olan bebeklere 12. ayda 1 doz ve yine 5-6 yaşlarında 1 doz uygulanır. Bu üç hastalıktan herhangi birini geçirmiş olmak, üçlü kombine aşının uygulanmasına engel teşkil etmez.

Difteri, Boğmaca Tetanos (DBT) Aşısı
Difteri ateş, halsizlik ve solunum güçlüğü ile seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Öksürme ve aksırma ile havaya yayılan bakteri, ağız, boğaz ve buruna yerleşerek enfeksiyona yol açar. Hastalanan her 10 kişiden 1’i her türlü tedaviye rağmen solunum yollarının tıkanması, kalp yetmezliği ve felçler nedeniyle yaşamını kaybeder. Boğmaca, çoğunlukla 2 yaşından küçük çocuklarda görülen, nefes almayı engelleyecek biçimde öksürük nöbetlerine neden olan, bakteriyel bir enfeksiyon hastalığıdır.

Tetanos, varlığını genellikle toprakta sürdüren bir bakterinin, vücuda yara ve kesiklerden girerek yol açtığı bir enfeksiyon hastalığıdır. Vücut kaslarının sertleşmesi, kasılması ve çene kilitlenmesi şeklinde seyreden hastalığa, bu bakterinin salgıladığı toksinler neden olur.

Çocuk Felci (IPV), Hib (Menenjit) Aşısı
Çocuk felci, polio virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. Solunum yolu ile bulaşan ve tedavisi olmayan bu hastalık, kalıcı sakatlıklara ve hatta ölüme neden olabilir. Günümüzde polio virüsünün yeryüzünden silinmesi amacıyla yoğun aşılama programları uygulanmaktadır.

Hib menenjiti, Hib (hemofilus influenza tip b), özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda, başta beyin zarı iltihabı (menenjit) ve zatürree olmak üzere ölümle sonuçlanabilen bir çok ağır hastalığa yol açabilen bir bakteridir. Bu bakterinin sorumlu olduğu hastalıklardan Hib menenjiti, erken ve uygun tedaviye rağmen her 5 vakanın 1’inde işitme kaybı, zeka geriliği, felç ve epilepsi gibi nörolojik komplikasyonlar doğurabilir. Komplikassyonlu vakaların %3-8’i, ölümle sonuçlanır.

Solunum yoluyla kolayca bulaştığı için özellikle yuva, kreş, anaokuluna giden çocuklarda Hib enfeksiyonları fazla görülür. Hib menenjiti en önemli yaşamsal organ olan beynin zarlarını etkilediği için geri dönüşü olmayan zararlar verebilir.

Bu 5 hastalıktan korunmanın yolu, aşı olmaktır. Günümüzde 5 ayrı aşı yerine tümünün tek bir enjektörde toplandığı karma aşılar geliştirilmiştir.

Bu 5 hastalığa karşı geliştirilen karma aşı, çocuklara 2., 4., 6. ve 18. aylarında uygulanmalıdır. 5-6 yaşına geldiklerinde difteri-tetanoz-boğmaca 3’lü karma aşı ve çocuk felci aşısı yapılmış olan çocuklara tekli (monovalan) Hib aşısı uygulanabilir. Ülkemizin bölgesel özelliği dikkate alındığında ağızdan verilen oral poio aşısı önemini korumaktadır.İlk 2 dozun aşıya bağlı felç riskini ortadan kaldırmak için IPV olarak yapılması önerilebilir. İlk 2 dozdan sonra en az 1 veya 2 doz oral polio aşısı yapılmalıdır. Oral polio uygulandıktan sonra bebek hemn emebilir yada beslenebilir.

Pnömokok Aşısı

Pnömokoklar çocuklarda özellikle ülkemizde en sık orta kulak iltihabı ve zatürre nedenleri arasındadır. Özellikle son zamanlarda kullanmaya başladığımız bu aşı doğumdan sonra ikinci aydan itibaren başlayarak 1-2 ay ara ile 3 doz, 12-15 arasında tek doz önerilmektedir. İlk kez aşılanacak 2-9 yaş arasındaki çocuklara ise tek doz önerilmektedir. En sık yan etkisi aşı sonrası gelişen ateş ve huzursuzluktur.

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Çocuk yılda kaç santim uzar?

Tarih 12 Mart 2008, 17:03. Yazan ugurlab.  
Etiket: boy, haber, hesaplama, çocuk

Çocuk yılda kaç santim uzar?



Her anne ve babanın en büyük isteği çocuğunun normal ve sağlıklı büyümesidir. Ancak ailelerin bu boy ölçümünü takip etmesi şart. İşte dikkat edilecek noktalar ve tahmini boy hesaplama cetveli.

05 Ekim 2005 14:05
Yazı boyutunu büyütmek için
Çocuk yılda kaç santim uzar?

Çocukların büyümesi aileler tarafından nasıl takip edilmeli?

Doğumdan sonraki ilk iki yıl çocukların hızlı büyüdüğü bir dönemdir. Her doğan bebeğin altıncı aya kadar düzenli olarak her ay, 1 yaşına kadar 2 ayda bir, 1-2 yaş arasında da 3'er ay arayla olmak üzere düzenli kontrollerinin yaptırılması gerekir. Kontrollerde dikkat edilecek noktalar; çocuğun boy ve kilo artışı ile baş çevresinin değişimidir. Kontroller düzenli olursa, büyümedeki yavaşlıklar erken dikkati çekecektir.

Anne babalar nelere dikkat etmeli?

Her anne ve babanın en büyük isteği çocuğunun normal ve sağlıklı büyümesidir. Bebek, yürümeye başladıktan sonra da önemli bir soru anne ve babaları sürekli düşündürür: Acaba çocuğumuz uzun boylu mu, yoksa kısa boylu mu olacak?

Eğer bir çocuk özellikle 4-10 yaş arasında yılda 5 santimden az uzuyorsa; bu büyümenin yetersiz olduğunu gösterir. Anne babalar uyanık olmalı ve çocuklarının gelişimlerini önce kendileri yakından takip etmelidirler. Özellikle anneler, çok dikkatli olmak zorunda. Herhangi bir problemi sadece anne, en erken ve en iyi yakalayabilir. Rutin doktor kontrolleri de aksatılmamalı, büyüme grafiklerinin kayıtları saklanmalıdır. Boy artışı ile birlikte, tartı artışı da dikkate alınmalıdır.

Çocuğun normal ve sağlıklı büyümesi bazı koşullara bağlı. Uzmanlar, çocuğun büyümesini etkileyen belli başlı beş neden sıralıyorlar:

1- Kalıtım:

Çocuğun büyümesinde en büyük etken genetik geçmişidir. Genetik faktörler, çocuğun özellikle gelişmesinde çok önemli rol oynar. Çocuğun kısa boylu olmasından yakınmadan, ailenin genetik gerçekleri incelenmeli.

2-Beslenme:

Çocuk doğru beslenmezse normal bir büyüme sürecine giremez. Bebeğin fazla şişman olmasını önlemek için yapılan uygulamalar da bazen ters tepki verir. Bebek doğru ve yeterli beslenmeli.

3-Egzersiz:

Çocuğun daha bebeklik döneminde vücut egzersizlerine alıştırılması gerekir. Bebeğe kol ve bacak hareketleri yaptırmak, kaslarının güçlenip gelişmesini sağlar.

4- Uyku:

Bebeklerin normal bir büyüme sürecine girebilmeleri onların yeterli uyku uyumalarına bağlıdır. Uyku sırasında büyüme hormonunun salgılanması yüzde 70-80 oranında artar. Bebekler uyuyarak büyürler!

5- Duygusal huzur:

Bebekler, sevgi dolu, uyumlu bir aile ortamı içinde daha çabuk gelişirler. Büyüme sorunları yaşamazlar. Aşırı gerginlik ve sevgisizlik, çocuğun normal gelişmesine de engel olur.

Peki boyunu uzatabilir miyim?

Pekçok ebeveyn, çocuğunun kısa boylu olmasından endişe duyuyor. Çocuk uzun boylu olmazsa, birçok sorun yaşayacağı düşünülüyor. Oysa, normal bir büyüme sürecine giren çocuk kısa boylu da, uzun boylu da olabilir.

Sağlıklı bir çocuk için, boy önemli değildir. Ancak bazı durumlarda, çocuğun boyunun kısa kalmasından vücudunun yeterli miktarda büyüme hormonu salgılamaması sorumludur.

Bu nedenle, doktorlar bazen kısa boylu çocuklara büyüme hormonu salgılanmasını öneriyorlar. Ama büyüme hormonunun rastgele verilmesi sakıncalı! Hem her çocuğun boyu büyüme hormonuyla uzamaz.

Büyüme hızı takip edilmeli

Büyümede en önemli dönem büyümenin en hızlı olduğu dönem hangisi?

En hızlı büyüme dönemi, süt çocukluğu dönemidir. Süt çocuklarında boy uzaması kadar tartı artışı çok önemlidir. Çünkü bebekler özellikle hayatın ilk dört ayı içinde, günde aldıkları enerjinin 3'te 1'ini büyüme için kullanırlar ve çok hızlı büyürler; doğum kilosunu 3'e katlar, boyu iki katına çıkar. Bebek, ilk dört aydaki bu hızlı büyüme periyodunda, kilo alamaz, iyi beslenemez ve normali yakalayamaz ise daha sonra bu açığı kapatması mümkün olmayabilir! Çocuklar sırf bu nedenle bodur kalabilir, kısa boylu olabilirler. O nedenle bebeklik dönemindeki beslenme ve tartı artışı bizim için çok önem taşır. Tartısı artıyor, boyu uzamıyorsa yine dikkatli olmak gerekiyor; bu durum, 'tiroid bezinin eksikliği var' demektir, çok ciddi problemdir. Süt döneminde beyin gelişimi çok hızlı oluyor, özellikle bu dönemde tiroitin izlenmesi çok önemlidir.

TAHMİNİ BOY ÖLÇÜM TABLOSU

Kız çocuklarınızın tahmini boyunu öğrenmek için

Erkek çocukalrınızın tahmini boyunu öğrenmek için

yukarıdaki linklere tıklayabilirsiniz..

ALIINTI HABER 7

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

bazı...

Tarih 27 Aralık 2007, 23:22. Yazan ugurlab.  
Etiket: aşk, baba, bazı, erkek, gençlik, göz, günah, ihanet, kadın, sevda, yol, yürek, çocuk, şarkı

Bazi asklar vardir ugruna olunesi,
Bazi asklar vardir boyu devrilesi...
*
Bazi gunahlar vardir yaptikca yaparsin,
Bazi gunahlar vardir nasil yapildigindan utanirsin...
*
Bazi genclikler vardir yasanir doya doya,
Bazi genclikler vardir yikilir bir hic ugruna...
*
Bazi ihanetler vardir omru geri veremez,
Bazi ihanetler vardir yasadikca oldurmez...
*
Bazi kadinlar vardir daldan dala konan,
Bazi kadinlar vardir kuru bir gulu yasatan...
*
Bazi sevdalar vardir yasadigina yanarsin,
Bazi sevdalar vardir bir daha yasayamazsin...
*
Bazi cocuklar vardir varlikta yasami bilmeyen,
Bazi cocuklar vardir yuzu hic gulmeyen...
*
Bazi erkekler vardir kisiligiyle namert,
Bazi erkekler vardir dunyayi yakacak kadar mert...
*
Bazi gozler vardir baktikca bosa bakarsin,
Bazi gozler vardir bakmaktan kendini alamazsin ...
*
Bazi yollar vardir tum daglari duz eden,
Bazi yollar vardir yakin olsa da bitmeyen...
*
Bazi yurekler vardir icine dunyayi sigdirir,
Bazi yurekler vardir sevdasina sarilmaktan kacinir...
*
Bazi sarkilar vardir alir goturur insani,
Bazi sarkilar vardir bin defa oldurur cani...
*
Bazi babalar vardir baba olmak icin dogmus,
Bazi babalar vardir baba olmaktan yorulmus...
(alinti) 

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Düşünenleri çocuk kaldılar

Tarih 26 Aralık 2007, 19:36. Yazan ugurlab.  
Etiket: bitki, canlılar, düşünen, düşünmeyen, hayvan, insan, çocuk

- Gel oğlum kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var.
 - Buyurun, sorun tabii öğretmenim,
- Canlılar kaça ayrılır?
- Dörde ayrılır öğretmenim...
- Bana yanlış gibi geldi ama, say bakalım...
- Bitkiler, Hayvanlar, İnsanlar, Çocuklar...
- Çocuklarda insan değil mi oğlum?      -
Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim...  
- Peki, şimdi yeniden say bakalım....
- Bitkiler, Hayvanlar ve Çocuklar...
- Oğlum peki, insanlara ne oldu?
- Düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, düşünemeyenleri de zamanla hayvanlaştılar öğretmenim.
 

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

1 yorum.

Bir Televizyon Kutusu Rezaleti…

Tarih 26 Aralık 2007, 19:20. Yazan ugurlab.  
Etiket: biz, fakirlik, rezalet, televizyon, zenginlik, çocuk

…ve zenginlik, fakirlik ile eğlenmeye başladı !

Pop Star’ı, Türkü Star’ı, Alaturka Star’ı, Benimle Dans Eder misin’i, Buzda Dans’ı, Bizde Vals’i ekrandakilerle yatıp – kalkmayı, kaynanamızla kavga etmeyi, eşimizle boşanmayı, yeni karı-koca adayları aramayı, kendimizi izleyici müsfettesi olarak üç kuruşa satmayı, her önümüze geleni alkışlamayı ve bütün bunları kullanarak kişiliğimizi yitirmeyi çok iyi becerdik…

http://www.bizcocukken.com/2007/12/26/bir-televizyon-kutusu-rezaleti/

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Çocukları kış hastalıklarından korumak elinizde

Tarih 14 Aralık 2007, 01:03. Yazan ugurlab.  
Etiket: hastalıklar, kış, çocuk



  • Okullar açıldı, çocukların bir kısmı bu yıl ilk kez okulla tanıştı, bir kısmı ise daha kıdemli. Okullar başlayınca anne babaları bir telaş alır. “Ya çocuğum hastalanırsa...” Gerçekten de, okul yılları çocukların en sık sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldıkları dönemdir. Bir arada olan çocukların birbirlerinden mikrop aldıklarını ve okul döneminde karşılaşılan kronik ya da akut hastalıkların çocukları sağlık açısından savunmasız hale getirebileceğini söyleyen uzmanlar, aileleri mevsimsel hastalıklara karşı uyarıyor.
    Haberin devamı

    Çocukluk çağında rastlanan hastalıkların mevsimsel özellikler gösterdiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Ebru Ebru Gözer, “Özellikle sonbahar ve kış aylarında en sık üst solunum yolu enfeksiyonlarına rastlıyoruz. Çocuklar bize yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı gibi üst solunum yoluna ait belirtilerle geliyorlar. Bu yakınmalara karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi gastroenterit belirtileri de eşlik edebiliyor, ki bu durumda ‘viral sendrom’ olarak tanımlıyoruz. Bunun dışında akut hastalıklar içinde enfeksiyonlara ya da alerjik deri hastalıklarına bağlı deri döküntüleri ve idrar yolu enfeksiyonu sıkça görülen hastalıklar olarak sayılabilir” diyor.

    Kış ayları ve kalabalık sınıflar, üst solunum yolu hastalıklarına neden olan mikropların bulaşması için son derece uygun ortamlar. Dr. Gözer, kimi zaman bu tabloya pnömoninin de eşlik edebildiğini, eğer çocuğun altta yatan astım gibi bir hastalığı varsa, o hastalığın alevlenmelerinin de görüldüğünü söylüyor. Kronik hastalıkların da kış aylarında alevlendiğine işaret eden Dr. Gözer, çocuğun eğer hipertansiyonu, kalp problemi, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları varsa, kış aylarında daha ağır şekilde görülebildiğine dikkat çekiyor.

    Uzmanlar, üst solunum yolu hastalıklarında sıklıkla görülen öksürüğün bir alarm olarak algılanmasını istiyor. Sürekli öksürüğü olan, önce nezle grip gibi başlayıp hastalığı bir haftanın üzerinde devam eden çocukların, özellikle gece gelen öksürüklerine dikkatle yaklaşılması gerektiğini söyleyen ASM Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ela Tahmaz, “Bu öksürük zatürrenin ya da sinüzitin habercisi olabilir. Ateşli ya da ateşsiz, öksürük bir haftayı geçerse mutlaka bir hekime başvurulması gerekir. Zatürree hemen tedavi edilirse sorun yaratmayabilir ama aksi taktirde yüksek ateş ve solunum yetmezliğine kadar ilerleyen bir tablo yaratabilir. Çocuğun, yoğun bakımda izlenmesi ve hatta solunum cihazına bağlanması gerekebilir” diye konuşuyor.

    GRİBAL ENFEKSİYONA DİKKAT
    Okul çağı çocuklarında görülen hastalıklardan birinin de aileler tarafından “alerjik bronşit veya bronşit” olarak tanımlanan astım olduğunu belirten Dr. Tahmaz, “Özellikle bu tip yakınması olan çocuklar, okulun başlamasıyla gribal enfeksiyona yakalandıklarında şikayetleri tetiklenir. Bu yüzden, özellikle eylül ve ekim aylarında çok dikkatli olunması gerekiyor. Farklı bir ortam, çok koşmak, oynamak, ezgersiz yapmak ve gribal enfeksiyonlar birlikte direkt atak başlatabiliyor. O yüzden astım semptomlarını baskılayacak ilaçları varsa onları doktorlarına danışarak yeniden kullanmaya başlamalarında fayda var” diyor. Dr. Tahmaz ayrıca, okul döneminde çocukların en sık yakalandıkları mevsimsel hastalıklar arasında grip geldiğini ve artık tüm çocukların mevsim başında gribe karşı aşılanmalarının önerildiğini ifade ediyor.

    ROMATİZMAL ATEŞ
    Okul çağında geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı anne babaları duyarlı olmaya çağıran Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Kardiyolojisi’nden Dr. Resmiye Beşikçi, özellikle kış mevsiminde okul gibi toplu bulunulan ortamlarda A grubu beta hemolitik streptokok adı verilen bir mikrobun üst solunum yolu enfeksiyonu salgınlarına sebep olduğunu, bunun da hassasiyeti olan çocuklarda akut romatizmal ateşe dönüşebileceğini söylüyor.

    Bu hastalığın en sık 5-15 yaş arası okul çağındaki çocuklarda genellikle el ve ayaklardaki büyük eklemlerde şişlik, kızarıklık, ağrı şeklinde ortaya çıktığını belirten Dr. Beşikçi, “Bazen de eklemlerden kaynaklanan bir şikayet olmaz ancak çocuk genel olarak soluk ve halsizdir ya da anormal kol bacak hareketleri yapabilir, kaşık tutması ve yazı yazması bozulabilir. Dünyada gelişmekte olan ülkelerin önemli bir sağlık sorunu olmaya devam eden romatizmal ateş, ülkemizde de üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kalpte kalıcı kapak bozukluklarına neden olan bu hastalık, ileriki yaşlarda kapak değiştirme ameliyatlarına kadar gidebilen ve hayatı olumsuz yönde etkileyen bir sürecin başlangıcı demektir” diyor.

    Dr. Beşikçi, üst solunum yolu enfeksiyonlarının genelde ailelerin kendi başlarına tedavi etmeye çalıştıkları bir hastalık grubu olduğunu belirterek, “Çok yüksek ateşle seyreden, bu beta grubu mikropların yaptığı üst solunum yolu enfeksiyonlarında çocuğun mutlaka bir hekime gösterilmesi ve romatizmayı önlemek için erken dönemde doğru ilaçla yeterli süre tedavisinin yapılması gerekir” diye konuşuyor.

    Çocuklarda sonradan gelişen kalp hastalıklarından birinin de kalbin kasılma gücünü yitirdiği bir hastalık olan miyokardit olduğunu söyleyen Dr. Resmiye Beşikçi, bunun da genellikle okul çağında görülen suçiçeği, kabakulak ya da basit bir viral enfeksiyon sonrasında gelişebileceğini ifade ediyor. Çok sık görülmemekle birlikte, rastlandığında tedavisi son derece zor olan miyokardit’te, kalbe tekrar kasılma gücünü kazandırmak için ilaç tedavisi yapıldığını belirten Dr. Beşikçi, her hastada kalbin fonksiyonlarını eski haline döndürmenin mümkün olmadığını, hastalığın ileri derece kalp yetersizliği ile ölüme neden olabileceğini söylüyor.

    DİŞ SAĞLIĞI ÖNEMLİ
    İlkokul başlangıç yılları çocukların diş dönüşümünün olduğu yıllar. Bu nedenle okul çağında, doğuştan da olsa, kazanılmış da olsa kalp rahatsızlıkları olan çocuklarda diş bakımı çok önemli. Çünkü uygun hijyende olmayan bir ağızda yapılan diş çekimi veya bir dolgu sırasında mikroplar kana karışarak, kalbin bozuk olan bölgesinde endokardit adı verilen ciddi bir kalp enfeksiyonuna sebep olabiliyorlar. Ölümle sonuçlanma oranı yüksek, tedavisi zor ve uzun olan bu hastalıktan korunmak için, okullarda özellikle diş sağlığı açısından tarama programlarının uygulanması, çürükleri varsa işlem öncesinde kalbi korumak için uygun antibiyotik kullanılarak çekim veya dolgu yapılması ve diş bakımının kalp hastalığı olsun olmasın mutlaka her çocuğa öğretilmesi gerekiyor.

    DENGELİ BESLENME
    Okul çağındaki çocuğun beslenmesi de, anne babaların dikkat etmesi gereken konulardan biri. Çocuğun zihinsel faaliyetlerine destek olmak yanında, gerek büyüme geriliği, gerekse çağımızın giderek artan sorunlarından biri olan çocukluk çağında aşırı kiloluluktan korumak için çocuğa dengeli bir beslenme programı hazırlanması gerektiğini söyleyen ASM Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bölümü’nden Pediatrik Endokrinolog Dr. Neslihan Güngör, “Okula giden çocuklarımız büyüme çağında, bu nedenle besin içeriği dengeli bir sabah kahvaltısı esas.” Güngör,şöyle devam ediyor:

    “Bunun dışında yine bu kapsamda uygun miktarda süt ve süt ürünlerinin tüketimi kalsiyum ve D vitamini desteği verdiğinden büyüme ve kemik gelişimi açısından önemli. Bunu özellikle koruyucu hekimlik açısından vurgulamak isterim. Yine anne babalara düşen önemli bir görev, çocukların ara öğünleri konusunda titizlik göstermeleri. Çocuklara besin değeri yüksek, vitaminlerden zengin, yüksek oranda şeker ve yağ içermeyen ara öğünler vermeleri uygun olur. Çocuğun büyüme çizelgesinde uyumlu ve tutarlı bir kilo ve boy düzeyini sürdürmesi genel sağlığının da çok önemli bir göstergesidir. Okul çağındaki çocukları bulaşıcı hastalıklardan korumak için hijyen eğitimi verilmesi, özellikle el yıkamaya özen gösterilmesi gerekiyor.”

    Kaynak:
    http://www.ntvmsnbc.com/news/420796.asp

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Temizlik maddesi içenlerde kanser riski

Tarih 05 Aralık 2007, 22:16. Yazan ugurlab.  
Etiket: kanser, temizlik maddesi, yanık, çamaşır suyu içme, çocuk

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, yanlışlıkla sıvı temizlik maddesi içen kişilerin, yemek borusunda yanıklar oluştuğundan ve tedavi uzun sürdüğünden 20-40 yıl sonra yemek borusu kanseriyle karşılaşabildiklerini söyledi.
Hastaların yüzde 75'inin beş yaşından küçük çocuklar ve yarıdan çoğunun erkekler olduğunu belirten Yorulmaz, bu tür yanıklara yol açan temizlik maddelerin başında çamaşır suyu, yağ çözücü, kireç sökücü ve lavabo açıcılar geldiğini söyledi...

Gün içinde en tehlikeli zamanın çocuğun oyun için serbest bırakıldığı öğleden sonra ve akşam saatleri olduğunu belirtti.

Temizlik maddesi içen çocukta aniden salya akması, bulantı, kusma, yutma güçlüğü, göğüs ağrısı, hırıltılı solunumun ortaya çıktığını, bu çocukların yaklaşık üçte birinde yutmayı engelleyecek biçimde yemek borusunda darlık meydana geldiğini belirtti.

Maddesi gibi şeyler içmiş olan çocukların asla kusturulmaması ve derhal hastaneye yetiştirilmesi gerektiğini, Evde kullanılan temizlik maddeleri kendi orijinal ambalajlarında tutulmalıdır. Açıkta satılan maddeler asla meşrubat ya da su kaplarına konulmamalıdır Bu tür maddelerin çocukların erişebileceği yerlerde tutulmaması, beş yaşından küçük çocukları diğer çocuklarla oynarken göz önünden ayırmamalı. 

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.