| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
6 "aids" etiketi kullanan gönderi "aids" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

HIV / AIDS NEDİR?

Tarih 20 Mayıs 2008, 19:03. Yazan ugurlab.  
Etiket: aids, aıds, hiv, hıv

HIV Nedir?
Human Immunodeficieny Virus (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) kelimelerinin baş harfleri ile adlandırılmış HIV virüs, bağışıklık sisteminin içine yerleşerek, bireyin bağışıklık sistemini zayıflatan bir virüstür.
 
HIV Pozitiflik Nedir?
Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi=ELISA testi pozitif) kişilerdir.
 
AIDS Nedir?
AIDS bulaşıcı bir virus hastalığıdır. Mikrobu HIV (hiv) adı verilen virüstür. HIV girdiği vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneğini sağlayan bağışıklık sistemini etkileyip yok eder. Direnci azalan vücutta, HIV'in etkisinin yanı sıra, çeşitli mikroplar da hastalıklara neden olurlar.

Anti-HIV Testi Nedir? Ne Zaman Yapılır? Nerelerde Yaptırılabilir?
HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir.Anti-HIV antikorların ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV testinin pozitif olması kanda HIV virusunun olduğunu gösterir. Ancak anti-HIV testinin yalancı pozitif çıkma ihtimali de vardır. Bu nedenle, kişinin HIV pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmesi için, Westernblood testi denen doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinin laboratuarlarında ve özel laboratuarlarda yaptırabilir.
 
Danışmanlık Hizmeti Nedir?
HIV bulaşması, AIDS hastalığı, hastalıktan korunma, test yaptırma, hastaların bakım ve tedavisi hakkındaki bilgileri, kişiler yüz yüze ya da telefonla başvurarak, danışmanlardan öğrenebilirler. Danışmanlık hizmeti, test yaptırmadan önce ve sonra mutlaka alınmalıdır.
 
HIV'in Tedavisi Var mıdır?
HIV/AIDS'in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Günümüze kadar bulunan ilaçlardan farklı etki mekanizmalarında olanların ikisinin ya da üçünün birlikte kullanımıyla HIV pozitif kişilerin kaliteli ve uzun bir yaşam sürebilmeleri sağlanmaktadır. Tedavi doktor kontrolünde ve kesintisiz olarak yaşam boyu sürdürülmelidir. Bu ilaçlar çok pahalıdır.
 
HIV'in Dezenfeksiyonu Yapılabilir mi?
Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuru ortamda ise yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür.
Hastanın, ya da seropozitif kan, sperm veya vajina salgısının bulaştığı eşyadaki HIV'in öldürülmesi:
Eşyayı birkaç dakika kaynatarak ya da 60 C°'de 30 dakika ısıtarak virus öldürülür.
Sulandırılmış çamaşır suyu temas ettiği HIV'i 10 dakika içinde öldürür. Sodyumhipoklorid, çamaşır suyunda bulunan etkili maddedir, içinde klor vardır. Çamaşır suyu şişesinin üzerindeki tarifeye göre (genellikle 10 kez) sulandırılarak kullanılır. Sulandırılan çamaşır suyunda klor kokusu bulunmalıdır. Çamaşır suyu kullanılacağı zaman sulandırılmalıdır, durmakla bozulur. Çamaşır suyu madensel eşyaya zarar verir.
Ultraviyole ile ışınlama (mavi ışık) HIV'in yok edilmesi için önerilmeyen bir yöntemdir. Ultraviyole ışını doğrudan temas ettiği yüzeydeki mikropları öldürür. Cismin altında kalan mikropları öldürmez.
 
Deri HIV'den Nasıl Arındırılır?
Su ve sabunla iyice yıkama ile (en az 15 saniye) bütün mikroplar gibi HIV de deriden uzaklaştırılabilir. Yıkandıktan sonra derinin alkol ile temizlenmesi uygun olabilir. Yaralanma durumunda yara yeri, önce sabun ve su ile iyice yıkanmalı, ardından tentürdiyot veya betadin gibi bir antiseptik ile temizlenmelidir.
 
AIDS'in Belirtileri
HIV bulaştıktan sonra, AIDS hastalığı belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre, 3-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle CD4T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4T hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukcuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda, HIV infeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir. Kesin tanı için anti-HIV testi yapılır.

AIDS nedir?


AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome) İngilizce bir kısaltmadır, açık şekli ile anlamı "kazanılmış bağışıklık yetmezliği sendromu"dur. AIDS bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. HIV (insan bağışıklık yetmezliği virüsü) adı verilen virüsler aracılığı ile bulaşmakta ve vücutta belirli hücreleri tutarak onları zarara uğratmaktadır. Vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan sistemi yani savunma (immün) sistemini hasara uğratmaktadır.

Kanımızda beyaz ve kırmızı küreler bulunur. Normalde beyaz küreler vücudumuza giren mikroplarla savaşır ve onları öldürür. Bunu mikropları yiyerek ve onları öldüren "antikor" adı verilen kimyasal maddeleri oluşturarak yapar. HIV beyaz kürelere girerek ve tahrip ederek immün sistemi zayıflatır. Çevremizde ve vücudumuzda bulunan çeşitli mikroplara karşı vücudumuzun savaşma yeteneği azalır ve enfeksiyonlar ortaya çıkar, HIV beyin hücreleri ve sinir sisteminide istila ederek zihinsel ve fiziksel (denge) sorunlara yol açabilir.

Ben HIV (+) Bir Kişiyim. Bu AIDS Hastası Olduğum Anlamına mı Geliyor?
"HIV (+)" test sonuçları, sizin AIDS'e neden olan virusla (HIV) enfekte olduğunuz anlamına geliyor. CD4+ T hücre sayınız 200hücre/mm3'ün altına düştüğünde ve/veya AIDS ile ilişkili bir hastalık (fırsatçı enfeksiyonlar ve Kaposi Sarkomu gibi) gelişirse HIV AIDS hastalığına doğru ilerler.
 
CD4+ T Hücre Sayısı Ne Demektir?
CD4+ T hücre sayısı kişinin ölçülen CD4+ T hücre miktarı demektir. HIV kişinin bu hücrelerini enfekte eder ve çoğalmak (kendi kopyasını yapar) için bu hücreleri kullanır. Bu hücreler zarar gördükçe kişinin bağışıklık sistemi zayıflar ve kişi fırsatçı enfeksiyonlara (bakteriyel, viral, parazit ve mantar gibi) daha çabuk yakalanır.
 
Viral Yük Nedir?
Viral yük insanın kanında bulunan virus (HIV) miktarıdır. Yüksek miktarda viral yükü olan olan kişi, düşük viral yükü olan kişiden daha çabuk AIDS geliştirir.
 
CD4+ T Hücresi Nedir?
CD4+T hücrelerine, akyuvarlar, T yardımcı hücreleri de denilmektedir. İnsan bağışıklık sisteminde diğer hücrelerle birlikte hastalıklara karşı savaşırlar. HIV, çoğalmak için bu hücreleri kullanır. Sağlıklı bir kimsede CD4+T hücre sayısı 800-1200/mm3 kadardır.

Hangi Testler Yapılabilir?
Türkiye'de kan ve kan ürünlerini toplayan ve saklayan merkezlerde (Kan Bankaları-Kızılay Kan Merkezi gibi) alınan her kan bağışında, HIV, Hepatit-B ve Hepatit-C virus antikorları veya antijenleri açısından tarama yapılması kanunen gereklidir.
 
Nerelerde Bakılabilir?
Tanı ELISA yöntemiyle konur. ELISA virusun bulaşmasından sonra 10-12 haftada sonuç verebilir.
HIV tedavisine başlamadan önce doktorunuz tam bir hikaye almalı, fizik muayene yapmalı ve kan testlerini istemelidir. Bu testler tam kan sayımı, viral yük testi ve CD4+ T hücre sayımını içerir. Ayrıca enfeksiyonlar için gerekli diğer testler (sifiliz, tüberkülin deri testi, toksoplazma antikor testi ve kadınlar için jinekolojik Pap Smear testi) yapılmalıdır. Viral Yük testi ve CD4+ T hücre ölçme testi, HIV tedavisine başlamadan önce mutlaka yapılmalıdır.
 
Nasıl Bir Doktora Gitmeliyim?
HIV tedavisi kompleks bir tedavi olduğundan doktorunuzda HIV ve AIDS tedavisi konusunda uzman olmalıdır. Tedaviniz hakkında karar verirken yakından çalışabileceğiniz birine ihtiyacınız olur ve bu yüzden kendinizi rahat hissedebileceğiniz bir kişi olmalıdır. Bu HIV tedavisinin yararları ve riskleri hakkında herşeyi rahatlıkla sorabilmeniz için önemlidir. Ayrıca Türkiye 'de AIDS tanı ve tedavisi hakkında sizi yönlendirebilecek ve yardımcı olabilecek merkezler bulunmaktadır.

TEDAVİ SORUNLARI

Tedavi: Boş bir çaba mı?
Kesinlikle hayır. İlk tedavi denemelerinin başladığı 1986'dan bu yana çok önemli gelişmeler kaydedildi. 1996 yılında AIDS'den ölüm oranında %21, 1997'de %44'lük bir düşüş gözlendi. Bugün 20'ye yakın ilaç AIDS tedavisinde kullanılıyor.
Tedavi ile yaşam süresinin ve kalitesinin arttığı, fırsatçı hastalıkların sıklığının azaldığı kanıtlandı. Ayrıca tedavi olanlarda hastalığı başkalarına bulaştırma riskinin çok azaldığı gösterildi.
 
Tedavi: Kimlere, ne zaman?
HIV (+) olan herkes hemen tedavi olmak zorunda değil. Tedavinin kimlere ve ne zaman başlanacağına karar vermek için hastaya ait bazı faktörlere bakmak gerekiyor.
Hastalığın uzun yıllar süren bir belirtisiz dönemi, bunun ardından da bir belirtili dönemi var. Hastalığa ait belirtiler varsa hemen tedavi öneriliyor.
Belirtisiz dönemde ne zaman tedaviye başlanacağına karar vermek daha zor. Bunun için hastanın kanındaki virus miktarına (viral yük-HIV RNA düzeyi) ve hastanın bağışıklık durumuna (CD4+ T lenfosit sayısı) bakılıyor.
Hastanın kanında virus miktarı yüksek (HIV RNA 10 000-20 000'den fazla) ve/veya bağışıklık durumu bozulmaya başlamışsa (CD4+ T lenfosit sayısı 500'ün altında) tedavi öneriliyor. Böylece hastanın yaşam süresi uzuyor ve yaşam kalitesi artıyor. Virüs miktarı yüksek değil ve bağışıklık durumu iyi ise tedavi tartışmalı, çünkü hastalar uzun yıllar virüs miktarları yükselmeden ve bağışıklık durumları bozulmadan yaşayabiliyorlar. Bu durumda bazı doktorlar tedavi öneriyorlar, bazıları da tedavi önermiyorlar ve hastayı belli aralıklarla izleyip, virüs miktarı yükselirse veya bağışıklık durumunda bozulma görülürse o zaman tedavi vermeyi tercih ediyorlar.
Ama ne olursa olsun hasta ile doktorun işbirliği şart. Her durumda tedavi kararı hasta ile doktorun birlikte verecekleri bir karar ve son sözü de doktor tarafından iyice aydınlatılmış hasta söylemeli.
Belirtisiz hastalarda tedavi kararı neden bu kadar zor?
Tedavinin yararı çok fazla ama dikensiz gül olduğu da söylenemez.
Her şeyden önce, tedaviye bir kere başlandığı zaman yaşam boyu devam etmek gerek. Bırakılırsa ya da ara verilirse hastanın durumu kısa sürede eskisine dönüyor.
Ayrıca tedavide çok sayıda ilaç kullanılıyor. Bu ilaçları belirli saatlerde ve belirli koşullarda düzenli almak gerekiyor.
İlaçların yan etkileri de var. İlaçların kullanım süresi uzadıkça yan etkilerin görülme sıklığı da artıyor. Ayrıca ilaçların kullanımı sırasında bunlara direnç gelişme olasılığı var. Bu nedenle ilaçların yan etkilerinin ve etkinliklerinin dikkatle izlenmesi, yan etkisi fazla veya etkinliğini kaybetmiş ilaçların değiştirilmesi gerekli.
Bütün bunlardan başka ilaçlar çok pahalı ve aylık maliyeyi bir milyar TL'nin üzerinde.
Sonuç olarak tedavi biraz karmaşık ve iyi bir tedavi için hasta ile doktorun çok iyi diyalog içinde olmaları gerekiyor.
 
Fırsatçı hastalıkların tedavisi:
HIV/AIDS tedavisi yalnızca virüse karşı tedaviden ibaret değil. Hastalığın seyri sırasında bazen fırsatçı hastalıklar ortaya çıkabilir. Bağışıklığı bozulmuş hastalarda bu hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek için bazı önlemler alınıyor ve ilaçlar kullanılıyor. Fırsatçı hastalıklar, zamanında farkına varılırsa, genellikle tedavi edilebiliyor ve atlatılabiliyor. Virüse karşı ilaçların doğru ve zamanında kullanılması ile de fırsatçı hastalıkların görülme sıklığı azalıyor.
 
Türkiye'de tedavi açısından durum ne?
HIV/AIDS ilaçlarının büyük çoğunluğu Türkiye'de bulunuyor. Türkiye'de bulunan ilaçların sayısı ve cinsi en etkili tedavi kombinasyonlarını uygulamak için yeterli.Yurtdışından ilaç getirtmeye şimdilik gerek yok.
İlaçlar çok pahalı olmasına rağmen sosyal güvenlik şemsiyesi altında olan kişiler (Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur) bunları parasız ya da çok düşük ücretlerle elde edebiliyorlar. Sosyal güvencesi olmayanlar da heyet raporu ile Sosyal Yardımlaşma Fonları'ndan ilaçlara ulaşabiliyor.
Türkiye'de HIV/AIDS'li hastalara tedavi hizmeti veren merkezlerin sayısı giderek artıyor. Özellikle büyük şehirlerde olmak üzere Enfeksiyon Hastalıkları veya Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği bulunan tıp fakülteleri, devlet hastaneleri ve SSK hastanelerinin çoğunda bugün tedavi olmak mümkün.
Tedavi için mutlaka hastaneye yatmak gerekmiyor. İlaçlar ağız yolu ile alınıyor ve belirtisiz hastalar ilaçlarını ayaktan kullanabiliyorlar, belirli aralıklarla kontrollere gidiyorlar. Ancak hastanın yatmasını gerektiren bir fırsatçı hastalık varsa hasta hastaneye yatırılıyor ve iyileşince taburcu ediliyor.
 
HIV(+) hasta için öneriler:
Belirtisiz dönemde bile hastalık gizlice ilerleyebileceği ve tedavi gerektirebileceği için, HIV(+) hastanın bir an önce çevresinde bulunan bir sağlık kuruluşuna başvurarak hastalığının durumu hakkında bilgi almasında büyük yarar var.
İhbarı zorunlu bir hastalık olmasına rağmen, ihbarlar isim belirtilmeden kod sistemi ile yapıldığı için, hastanın HIV(+) olduğunu kendisi ve doktoru dışında istemediği taktirde kimse bilmeyecektir. Aksi davranışlar Tıp Etiği'ne aykırıdır.
Tedavi uygulansın ya da uygulanması hastalığın seyrinin yaşam boyu belli aralıklarla izlenmesi çok yararlı. Çünkü, kanda virüs miktarı düşük, bağışıklık sistemi iyi olduğu için başlangıçta tedavi almayan bir hastanın birkaç yıl sonra virüs miktarı yükselir ya da bağışıklık sisteminde bozulma belirtileri başlarsa tedavi uygulanması gerekebilir.
Bunu başarmak da hasta ile doktorun sıkı bir diyalog ve işbirliği içinde olmalarına bağlı. Bu nedenle, her hastanın belli bir merkez ya da doktor tarafından izlenmesi, gerekli kayıt ve dosyaların tutulması yararlı olur. Bu açıdan, sağlık hizmeti veren merkezin aynı şehirde ve hastanın kolay ulaşabileceği bir yerde olması tercih edilir.
 
http://www.aidsvehiv.com/

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

HIV BULAŞ YOLLARI NELERDİR?

Tarih 24 Kasım 2007, 13:29. Yazan ugurlab.  
Etiket: aids, buşlaş yolları, hıv

 

-Cinsel ilişki
 Homoseksüel ilişki
 Heteroseksüel ilişki
-Kan ve kan  ürünlerine parenteral temas
 Transfüzyonu
 İğne batması (% 0.3)
 Mukoza, açık yara yoluyla temas
 İntravenöz ilaç  
-Perinatal yol
 İntrauterine / peripartum
 Anne sütü

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

HIV Nelerle Bulaşmaz

Tarih 24 Kasım 2007, 13:26. Yazan ugurlab.  
Etiket: aids, bulaşmaz, hıv

 

-Cinsellik dışında yakın ilişkiyle
-Banyolardan
-Tuvaletten
-Yüzme havuzundan
-Duşlardan
-Telefonlardan
-Yiyecek-içecek paylaşılmasıyla
-Sinek ve böcek vektörlerle bulaş gösterilememiş

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

AİDS vakaları önemli ölçüde azaldı

Tarih 22 Kasım 2007, 12:33. Yazan ugurlab.  
Etiket: aids

Uluslararası sağlık yetkilileri, geçen yıl 40 milyon olan AİDS vak'alarının bu yıl yaklaşık 33,2 milyona düştüğünü bildirdi. 

Yetkililer, bunun virüsün yayılmasının yavaşlatılması açısından önemli bir gelişme gibi görünebileceğini, ancak aslında bu düşüşün kötü tutulan verilere bağlı olduğunu ifade etti. Önceki tahminlerin büyük oranda şişirildiği ve yeni rakamın yeni bir yöntemle belirlendiği de belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü WHO'nun AİDS bölüm başkanı doktor Kevin De Cock, "ilk kez küresel AİDS ölümlerinde bir düşüş gördüklerini" ifade etti. WHO ve BM AİDS ajansı, geçen hafta İsviçre'nin Cenevre kentinde veri toplama yöntemlerini görüşmek üzere yapılan uzmanlar toplantısından sonra, yarın yıllık AİDS raporunu yayımlayacak. 2007 raporunun yayımlanmasından önce yapılan tahminlere göre, dünyada 33,2 milyon kişi AİDS virüsü taşıyor. Bu rakamın 30,8 milyonunu yetişkin ve 2,5 milyonunu 15 yaşının altındaki çocuklar oluşturuyor. 2007'de 2,1 milyon kişinin AİDS'ten öldüğü tahmin ediliyor.

http://www.tgrthaber.com/news_view.aspx?guid={E5ECFBF2-7E82-4647-86EB-2D7060CD826F}

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Her HIV pozitif AIDS demek değil

Tarih 12 Ekim 2007, 14:48. Yazan ugurlab.  
Etiket: aids, hıv

HIV pozitif ile AIDS genellikle aynı şeyler olarak biliniyor. Oysa ki HIV pozitif, AIDS anlamına gelmiyor. Çünkü HIV pozitiflik, tedavisi ömür boyu süren kronik bir hastalık olarak kabul ediliyor.

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Seks hakkında bilmek istediğiniz herşey(+18)

Tarih 15 Eylül 2007, 12:45. Yazan ugurlab.  
Etiket: aids, cevaplar, cinsellik, g noktası, orgazm, prezervatif, sağlık, seks, sorular

“Ne nedir, neden olur? Peki niye öyledir?” gibi seksle ilgili sorularınız mı var? İste sorularınızın yanıtları. Aklınızda soru işareti kalmasın!İSTANBUL - Cinsel yaşam, insanlığın en karanlık kalan yanlarından biri. Utanç duygusuyla korkuların birleşimi, cinselliğin her tür gerçek dışı söylentiyle birleşmesine neden oluyor. Kulaktan dolma bilgiler, uydurulmuş öyküler, cinsellik bir sır gibi fısıldandığı sürece, gerçeğin yerini alıyor.

İşte size gerçek bilgiler... Belki, merak edip soramadığınız, belki yalan yanlış bilgiler yüzünden yanlış bildiğiniz soruları derledik.

G noktası nerededir?
Yüzyılın en önemli keşiflerinden birinin adı “G noktası”. 1940 yılında Alman jinekolog Dr. Ernst Granfenburg tarafından adı konulan bu nokta, daha doğrusu alanın, kadının en erojen bölgelerinden biri olduğu iddia ediliyor. Vajina duvarında, yaklaşık 5 cm derinlikte bulunan ve bir noktadan çok bir alan diyebileceğimiz G noktasının orgazmı kolaylaştırdığı söyleniyor. Niye bir söylenti gibi aktardığımıza gelince; bu bölgeyi bulmak için, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfederken harcadığı enerjiyi gözden çıkarmalısınız. Çünkü, Kutup Yıldızı’nın gökyüzündeki yerini bilmeniz, onu her gece gökyüzünde görebileceğiniz anlamına gelmez. Partnerinizle birlikte bu duyarlı bölgeyi bulmak için çeşitli pozisyonlar deneyebilirsiniz.

G noktası sadece kadınlara özgü bir erojen bölge midir?
Erkek de kadının uyarıldığı bölgelerden uyarılabilir. Örneğin göğüs uçları, kulak içleri, ense, kadında da erkekte de ortak erojen bölgelerdir. Erkeklerde, kadınlardaki G noktasına karşılık gelen bölge, testislerle anüs arasında bulunur. Erkeklerin G noktasını bulmak kolaydır. Ancak, çoğu zaman erkekler anüslerine yakın dokunulmasından hoşlanmadıklarından, buna izin vermeyebilirler.

Penis, gerçek büyüklüğüne ne zaman ulaşır?
Erkek cinsel organları, 17 yaşında normal büyüklüğüne ulaşır. Erkekler, 10-13 yaşlarıda ergenlik dönemine girdiklerinde, penisleri de diğer organları gibi, gelişmeye ve büyümeye devam eder. Bu büyüme 17 yaşına gelinceye kadar sürer. Bir erkeğin ergenliğe girmesiyle, cinsel gelişimini tamamlaması aynı şey değildir.

Penisin normal büyüklüğü nedir?
İşte erkeklerin daha çok küçük yaşlardan itibaren cevabını aradıkları can alıcı bir soru. Bu normal ölçü arayışının başlıca sebebi, bu çıtanın altında mı, yoksa üstünde miyim kaygısı. Bu sorunun cevabı “Partnerini mutlu eden penis, normal penistir” diye verilebilir. Bütün penisler erekte olduğunda uzar. Ancak, daha matematik bir cevap istiyorsanız, 13-15 cm kadar diyebiliriz. Şimdiye kadar tıbbi kayıtlara geçen en uzun penisin 33,5 cm uzunluğunda ve 15 cm çapında olduğu belirtiliyor. Şunu söyleyelim; çok büyük penis insana sadece problem getirebilir. Neden derseniz; 1. Vajinadan daha uzun ve geniş bir penis, acı verebilir. 2. Penis büyüdükçe, ereksiyon zorlaşır.

Uzunluk mu önemlidir, genişlik mi?
Siz söyleyin, hangisi? Erkeklerin uzun penis takıntısını boşverin. Bakın Seks Terapisti Julie Gole ne diyor:
“Eğer ideal bir penis tasarımı yapabilseydik, bu kapı tokmağı gibi, “kısa ve kaim olurdu.”

Prezervatif kullanırken bebek yağı kullanılmalı mı?
Kayganlığı arttırıcı yağlar prezervatifi olumsuz etkileyebilir. Yağ bazlı vazelin, el kremi, dudak parlatıcısı, ruj gibi maddeler, prezervatifi zayıflatabilir. Bu tip ürünler kullanmak yerine özel hazırlanmış ve prezervatifle kullanılabileceği belirtilmiş maddeler kullanın. Ya da ön sevişme süresini uzatın.

AIDS, oral seksle bulaşır mı?
Olabilir. HIV virüsünün bazı vücut sıvıları ve kanla bulaştığı herkesçe biliniyor. Oral seks sırasında ağzınızın içindeki mikroskobik kesikler, dişetlerinizdeki küçücük bir yara virüsün vücudunuza girmesine neden olabilir. Sadece HIV değil, herpes virüsü ve pek çok cinsel hastalık, oral seks sırasında bulaşabilir.

Regl döneminde seks güvenli midir?
Hayır. Hamile kalabilirsiniz. Yoksa siz vajina içinde spermin 5 gün boyunca canlı kalabileceğini hâlâ öğrenemediniz mi? Regl döneminin tehlikesiz olduğunu düşünüp hamile kalmak çok acı bir sürpriz olabilir. Unutmayın, bazı kadınlar, cinsel ilişki sırasında bile yumurtlayabilirler!

Bazen seks neden acı verir?
Vajinal sıvının yeterli olmadığı durumlarda, eğer bir kayganlaştırıcı da kullanmadıysanız, doğacak tahrişlerden ötürü seks acı verebilir. Seks sonrası küçük ağrılar genellikle problem yaratmayacak cinstendir. Ancak, ağrı sürekli hale geliyorsa ve her birleşme sırasında ve sonra yineleniyorsa, mutlaka doktora görünün. Çünkü bu tip ağrılar vajinal kistlerin ve yaraların habercisi olabilir. Birleşme sonrası kaşıntı ve tahriş yaşıyorsanız, belki de meni alerjiniz vardır. Siz siz olun, işinizi şansa bırakmayın ve doktora görünün.

Klitoris seksten sonra neden hassaslaşır?
Klitoris, bir aysberge benzer... Yani göremediğiniz tarafları, gördüğünüzden çok daha fazladır. Erkeklerdeki penise benzer bir yapısı vardır. Seks sırasında içindeki kılcaldamarlar kanla dolar. Dokunulmaya karşı duyarlılığı artar.

Orgazm sonrası kendimizi neden daha iyi hissederiz?
Orgazm, damarlarımızdaki kan akışını hızlandırır ve dolaşımı canlandırır. Meditasyon kadar etkili bir rahatlama yöntemidir. Bungee Jumping yapmış birinin yere ayak bastığı andaki rahatlama hissini düşünün. Orgazm, biraz da buna benzer.

Menide kalori var mı?
Evet. Bir boşalımlık menide yaklaşık 25 kilojul vardır.

Neden meni bazen koyudur?
Eğer partnerinizin menisi koyuysa buna sevinin. Çünkü bilin ki, kendisini size saklamıştır. Erkeğin ilişki sıklığına bağlı olarak menisinin kıvamı değişir.

Kadınlar da boşalır mı?
Bu da çok tartışılan ve cevabı çok merak edilen bir konu. Kimilerine göre kadınların yüzde 40”ı erkekler gibi boşalıyor. Ancak, bunun normal vajina sıvısı mı, yoksa G noktasının orgazma katkısı mı olduğu konusu henüz kesin değil. 1988 yılında Slovakya’da yapılan bir araştırmada, kadınların G noktalarına baskı uygulanmış, sonuçta bazı kadınlarda bir boşalma görülmüş.

Neden penis bazen yana yatar?
Bazı durumlarda erekte olmuş penislerin, bir tarafa doğru yattığı görülür. Bu normal bir durumdur. Penisler de tıpkı diğer organlar gibi, her insanda farklı özellik gösterir. “Peyronie”s disease” adı verilen ve peniste nedeni belli olmayan hücre çoğalmasına sebep olan ağrılı bir hastalık da penisin çarpık durmasına neden olabilir.

Penis kırılabilir mi?
Evet. Ereksiyon halindeki bir penis, baskı altında kırılabilir. Çok ağrı verici olan ve doktor müdahalesine gerek duyulan bu durum, erkekler için çok ciddi bir sorun olabilir. Bu tatsız durumu yaşamamak için, dikkatli olmak da fayda var.

Erkekler orgazm taklidi yapar mı?
Evet. Ereksiyon olması ille de boşalacağı anlamına gelmez. Hatta belki başı ağrıyordur çok yorgundur ya da havasında değildir. Sadece sizi kırmaktan çekindiği için sizi geri çevirememiştir. Orgazmdansa orgazmı taklit etmeyi tercih edebilir.

Seks sırasında komik sesler mi çıkıyor?
Evet, kimi zaman böyle şeyler olabilir. Hatta gaz kaçırmak bile mümkün. Bunu seksin doğal sürecinin bir parçası olarak kabul edebilirsiniz.

İspanyol seksi nedir?
“French Kiss”ten sonra bu da ne oluyor?” demeyin. Çok özel bir tarafı yok. Normal bir ilişkiden farkı, erkeğin, kadının göğüsleri üzerine boşalması. Her duruma isim takmak ve bir millet patenti vermek isteyenlerin koyduğu öylesine bir isim kısacası.

Penis neden mavileşir?
Yüzüstü pozisyonda, penise daha fazla kan gitmesi, penisin mavileşmesine neden olabilir. Boşalma sonrası ya da ereksiyonun sona ermesi halinde, penis tekrar gerçek rengine döner. Eğer çok rahatsız oluyorsanız bakmayın. O rahatsız oluyorsa, bir doktora görünsün. En azından içi rahat eder.
http://www.ntvmsnbc.com/news/416296.asp

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.