Tarih 20 Mayıs 2008, 19:18. Yazan ugurlab.
Etiket:
amel, diare, enterit, ishal
İshal nedir?
İshal,
dışkılama sayısında artışla beraber, dışkının şekilsiz bir hal alması
olarak tariflenir. Normalde dışkı kuru ve şekilli iken, ishal durumunda
içerdiği su miktarı artarak şekilsiz olur. İshal nedeniyle barsak
hareketleri artar, normal süreden daha kısa aralıklarla dışkılama
ortaya çıkar. Örneğin günde bir kez katı, şekilli dışkılaması olan bir
kişi, günde 3-4 kez veya çok daha fazla dışkılıyorsa veya dışkı
cıvıklaşmış, su gibiyse ya da sümüksü olmuşsa ishalden bahsedebiliriz.
İshal nedenleri nelerdir ?:
İshale neden olan pek çok durum mevcuttur. İshal nedenlerinin başında mikrobik ishaller gelmektedir ki, konumuz olan yaz ishalleri de bu gruptandır. Mikroplar dışında başta antibiyotikler olmak üzere çeşitli ilaçlar, çeşitli mide-barsak hastalıkları, bazı hormonal hastalıklar, barsak veya barsak komşuluğunda ortaya çıkan tümöral durumlar, aşırı ve ani ısı değişimleri de ishale neden olabilir. Heyecanlanma, üzüntü, korku, stres gibi durumlar da ishale neden olabilir.
Yaz ishallerinin nedenleri nelerdir ? :
Yaz ishaline neden olan mikroplar, bakteriler ile protozoon denilen gözle görülmeyen parazitlerdir.
Yaz ishalleri nasıl ortaya çıkar ? :
Doğadaki sıcaklık artışıyla tüm canlıların su ihtiyaçları da buna paralel olarak artar. Dolayısıyla insanlar, yaz aylarında daha fazla su tüketir. Böylece, bu tüketimin beklenmeyen bir sonucu olan yaz ishalleri, çoğunlukla mikroplu suların içilmesi veya bu sularla yıkanmış meyva ve sebzelerin yenilmesiyle ortaya çıkar. Bazen insanlar ishal olup bu mikropları dışkıları ile çevreye yayabilir. Dışkıyla bulaşmış ellerin ağıza götürülmesi sonucu da ishal olabilir. Her zaman kullanılan suların sağlıklı olup olmadığını bilmek mümkün olmaz. Doğada, özellikle insan ve hayvan dışkılarıyla kirlenmiş sularda yaşayan, ishal nedeni olabilecek çeşitli mikroplar bulunmaktadır. Bunlar özellikle durgun sularda, kanalizasyonun karıştığı sularda, iyi ilaçlanmamış içme ve kullanma sularında, özellikle yaz aylarında uzun süre canlı kalarak çoğalır. Bu suların içilmesi veya böyle sularla bulaşık, sıcak ortamda beklemiş gıdaların, örneğin çiğ sebzelerle hazırlanmış salataların ve meyvaların tüketilmesi sonucu ishal yapan mikroplar, ağız yoluyla alınarak insanların barsaklarına ulaşır. Bunların bir kısmı barsak duvarında iltihap oluşturarak hem barsak hareketlerini artırır, hem de barsağa su ve iltihabi hücrelerin geçişine neden olur; bir kısmı da barsakta iltihap yapmadan, salgıladıkları toksin denilen zehirli maddelerin etkisiyle su ve tuz geçişini artırmak suretiyle ishale neden olur.
Yaz ishallerinin belirtileri nelerdir ?:
En önemli belirti, dışkılama sayısının artması ve dışkı vasfının değişmesidir. Dışkı, cıvık, patates püresi görünümünde olabileceği gibi, sümüksü ve iltihaplı veya su gibi olabilir. Dışkı miktarı ve su içeriği, ince barsaklarda hastalık yapan parazit ve bakterilerin ishallerinde fazladır, kalın barsakta hastalık yapanlarınkinde ise azdır; ayrıca bunlarda dışkılama sayısı diğerlerine oranla daha fazladır. Su gibi tariflenen ishallerin çoğunluğu paraziter nedenlidir. En sık giardia denilen protozoon neden olur. Bu tip ishallerin en ciddisi ve hayatı tehtid edeni ise dışkının pirinç suyu görüntüsü olarak tariflendiği, kolera bakterisinin yaptığı ishaldir. İltihaplı dışkılamaya neden olan bakterilere ise tifo ve tifo benzeri hastalıklara neden olan salmonella bakterilerini örnek verebiliriz. Kalın barsakta ishale neden olan bakterilerin bir kısmı ve bazı parazitler dışkının iltihaplı, sümüksü görünmesine, aynı zamanda barsak duvarını da zedeleyerek damarların kanamasına neden oldukları için, kanlı olmasına da neden olurlar. Dışkının böyle kanlı ve iltihaplı olması dizanteri olarak adlandırılır. Nedenlerinden birisi şigella denilen bakteri, bir diğeri amip denilen protozoondur. İshalle birlikte bulunan diğer belirtiler karın ağrısı, karında buruntu hissi, bazen bulantı, iltihabi durumlarda bunlara ilaveten ateş olarak karşımıza çıkar. Dışkılamadan sonra tam rahatlayamama da bir diğer belirti olabilir. Örneğin kalın barsak ishallerinde ağrı ve rahatlayamama sıktır. Aşırı su ve tuz kaybına bağlı olarak kalp damar sistemine, böbreklere, sinir sistemine ait kalp ritm bozuklukları, böbrek yetmezliği, şuur bozuklukları gibi belirtiler de olabilir. Dilin kuruması, cildin parlaklık, nem ve yumuşaklığını kaybetmesi, gözlerin göz çukuruna çökmesi gibi belirtiler, su kaybının işaretleridir.
İshal olunca ne yapmalıyız ? :
İlk tedbir olarak kaybedilen su ve tuzu geri koymak için pratik olarak hazırlayacağımız şu solusyonu içebiliriz: Bir litre kaynatılmış soğutulmuş suya 1 çorba kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı sofra tuzu ve 1 çay kaşığı karbonat konularak karıştırılır, içilebildiği kadar sık aralıklarla içilir. Ancak mikrobik ishallerin hemen hepsi 24 saatten fazla devam eder ve hemen hepsi ilaç tedavisi almadan düzelmez. Bu nedenle, 24 saatten fazla süren ishallerde en yakın sağlık merkezine başvurularak muayene ve tetkik olunması gerekir. Çünkü farkında olmadan dışkımız yoluyla çevreye mikrop bulaştırabilir, ayrıca ishalin tedavisiz kalarak daha ciddi sağlık problemlerine yol açmasına neden olabiliriz.
Sağlık kuruluşunda neler yapılacaktır ? :
Sağlık kuruluşunda, şüphelenilen gıdaların ve suyun olup olmadığı ve ne zaman tüketildiği, ishalin ne zaman başladığı, karın ağrısı, ateş, dışkıda iltihap ve/veya kan olup olmadığı, yakınımızda başka hasta insanların olup olmadığı sorulacak; muayenenin ardından dışkı tahlili ve kültürü, kan sayımı ve gerekirse diğer kan tetkikleri istenecektir. Tüm verilere göre hekim tedaviye karar verecektir.
Nasıl tedavi edilir ? :
Sıvı ve tuz kaybının az olduğu, ishalin hastanın komforunu çok bozmadığı durumlarda, hastaneye yatırılmadan genellikle sadece uygun bir diyetle hasta ayaktan tedavi edilir. Aşırı su ve tuz kaybı, ağır dizanteri halleri, kolera şüphesi olan durumlarda hasta mutlaka hastaneye yatırılarak öncelikle kaybedilen su ve tuzun yerine konması amacıyla serum verilir, daha sonra uygun ilaçlara başlanır. İshal diyeti nasıldır? İshali olan kimselerin düzelene kadar posasız ve yağsız gıdalar alması gerekir. Yani sebze ve meyvalar, kuru yemiş, çikolata, kızartmalar gibi gıdalar alınmamalıdır. Yağsız makarna, pirinç pilavı, haşlanmış patates-patates püresi, haşlanmış yağsız et ve tavuk, yağsız ızgara köfte yenebilir. Ayrıca bol miktarda içeçek alınmalıdır.
İyileşme şansı nedir ? :
Uygun tedaviyle yaz ishallerinin tedavisi oldukça yüz güldürücüdür; hemen hepsinde iyileşme tamdır. Ancak mikroplu ortamla temas devam ediyorsa, gerekli tedbirler alınmadıysa ishalin tekrarlama şansı her zaman vardır.
Yaz ishalleri nasıl önlenebilir ? :
Bu ishallerin önlenmesinin en önemli yolu, menşei bilinmeyen suların tüketilmemesi ve kişisel temizliğe dikkat edilmesi, özellikle ellerin her yemekten önce ve sonra yıkanmasıdır. Kullanılan ve içilen suların klorlanması pekçok mikrobun yaşamasını önler. Şüpheli suların, şüpheli olmasa bile salgın olduğu bilinen yerlerdeki suların kaynatılarak kullanılması gereklidir.
http://www.infeksiyon.org/Detail.asp?ctg=18&Article=242Tarih 12 Mart 2008, 20:37. Yazan ugurlab.
Etiket:
astım, bronşiolit, bronşit, enterit, idrar yolu enfeksiyonu, ishal, krup, meslek, orta kulak iltihabı, rotavirus, sık rastlanan çocuk ve bebek hastalıkları, yalancı difteri, yoğurt, çevresel faktör
BRONŞİOLİT NEDİR?
Nasıl belirti verir?
Dikkat: Tanısı doktor tarafından konulmalıdır
- Genellikle önce ateş ve burun akıntısı, sonra solunum zorluğu ve öksürük başlar.
- Bronşiolit olan çocukların ortalama yaşı 6 aydır. 2 yaşın üstünde görülmez.
- Çocuğunuzun göğüsten gelen hırıltısı vardır; hızlı nefes alır.
- Öksürük ve kalın balgam olabilir.
- Hırıltı: Akciğerlerdeki en küçük hava yollarının
(bronşioller) daralması sonucu oluşur. Bu daralma respiratuar sinsisyel
virüs (RSV) gibi bir virüsün neden olduğu enflamasyona bağlıdır. RSV
genellikle kışın oluşan salgınlara neden olur.
- RSV, süt çocuklarında bronşiolit, 2 yaşın üstündeki çocuklar ve
erişkinlerde ise sadece üst solunum yolu enfeksiyonu gibi seyreder.
Virüs, hasta kişilerin burun akıntılarında görülür. 1 metreden yakın
mesafede öksürme ve hapşırmayla veya göze, buruna değdirdiği elleri ile
bulaşır. İnsanlar bu virüse karşı kalıcı bağışıklık geliştirmektedir.
Nasıl seyreder?
- Hırıltı ve zorlu solunum 2-3 günde kötüleşir ve ardından düzelir. Genellikle hırıltı 7 gün, öksürük 14 gün sürmektedir.
- Bronşiolitin en sık görülen komplikasyonu kulak enfeksiyonu olup,
çocukların %20'sinde görülmektedir. Bronşiolit geçiren çocukların az
bir kısmı sadece %1-2'si oksijen ve damar sıvı gereksinimi nedeni ile
yatırılmaktadır.
Ne yapmalı?
- ilaçlar:Doktorunuzun verdiği ilaçları uygulayın.
- Öksürük nöbetleri için ılık sıvılar: Boğazın
gerisindeki kalın balgam genellikle öksürük nöbetlerine neden
olmaktadır. Sıcak sıvılar solunum yolunu yumuşatır.v~ salgıları
azaltır. Eger çocugunuz 4 aydan büyük ise sıcak limonata ve elma suyu
verebilirsiniz. Aynı şekilde ıslak, sıcak bir havluyu çocuğunuzun ağız
ve burnuna uygulayarak, veya sıcak sulu nemlendirici koyarak solunum
yolunu rahatlatabilirsiniz.
- Nemli ortam: Tuzlu su içeren burun damlaları burun
tıkanıklığını gidermede daha etkilidir. 3 damla tuzlu su uygulandıktan
sonra burun temizleyici ile burunu temizleyin. Bu işlemi bir kaç kere
tekrarlayın.
- Beslenme: Çocuğunuzun yeterli sıvı almaya teşvik edin.
Beslenme genellikle yorucudur ve dolayısıyla anne sütü ya da mamayı az
miktarlarda daha sık vermeniz gerekir. Çocuğunuz öksürürken kusarsa onu
tekrar besleyin.
-Sigara içimi: RSV enfeksiyonu olan çocuklar sigara dumanına maruz kalınca solunum sıkıntısı artar. Evinizde sigara içilmesine izin vermeyin.
Doktorunuzu hemen aramanız gereken durumlar ;
- Nefes alıp vermesi sıklaştığı ve zorlaştığında, hırıltı şiddetlendiğinde
- Sakinken dakikada 60'ın üstünde nefes alıp verdiğinde
KRUP (Yalancı Difteri)
Neden Olur?
Krup, boğaz, ses telleri, ve solunum borusunun iltihabıdır. Soğuk algınlığı ile oluşur.
Ses telleri etrafındaki ödem sesin kabalaşmasına neden olur. En sık 1-5 yaştaki çocuklarda görülür.
Belirtileri nelerdir?
Krup geçiren bütün çocukların kalın, havlar tarzda bir öksürüğü
vardır. Ses genellikle kabadır. Nefes aldığında kaba ıslık tarzında bir
ses çıkar. Hastalık ağırlaştığında, çocuk uyuduğunda veya sakinken bile
hırıltı duyulabilir. İleri durumda nefes alıp vermesi zorlaşabilir.
Nasıl seyreder?
Krup genellikle 5-6 gün sürer ve genellikle gece kötüleşir. En ağır şikayetlere 3 yaş altında rastlanır.
Eğer çocuğunuzda aniden ses kısıklığı ve nefes darlığı gelişirse şunları yapın :
- Ilık Buhar Tedavisi :
Ilık nemli hava, ses tellerini rahatlatmaya yarar ve ses kısıklığını
giderir. Bunu sağlamanın en kolay yolu çocuğunuzun burnu ve ağzı
üzerine sıcak, ıslak bir havlu koymaktır.
Diğer bir yol ise; nemlendiriciniz varsa onu ılık su ile doldurup çocuğunuzun hemen yanında derin nefes almasını sağlamaktır.
- Buhar Banyosu : Aynı zamanda sıcak suyu akıtarak banyo kapısını kapatın. Oda buharlı iken çocuğuuzu en az 10 dk tutun.
- Bir çok çocuk bu tedavilerden sonra sakinleşir ve gece boyunca rahat uyur.
- İlaçlar buhar tedavisi ve sıvılardan daha yararsızdır. Ateş olduğunda
(38. C'den fazla) doktorunuzun önereceği bir ilacı kullanın.
- Sıkı Takip : Çocuğunuz yalancı difteri olduğunda onunla aynı odada yatıp izleyin. Sigara dumanına maruz kalmak durumu ağırlaştırabilir.
- Bulaşıcılık : Bu duruma neden olan virüsler ateş düşene dek
hastanın ilk 3 gününde bulaşıcıdır. Çocuğunuz kendini daha iyi
hissettiğinde okula gidebilir.
Eğer çocuğunuzun nefes darlığı devam ederse hekiminizi hemen arayın.
Eğer çocuğunuz morarırsa hemen Acil Servis' e başvurun veya ambulans çağınn...
Nefes darlığı olmayan yalancı difterinin evde tedavisi :
Kuru hava öksürüğü kötüleştirir. Çocuğunuzun odasını nemli tutun. Eğer
varsa nemlendiricisini 24 saat kullanın, odasına nemli havlu asın.
Öksürük nöbetleri için ılk sıvılar :
Öksürük nöbetleri ses tellerindeki kalın akıntıya bağlıdır. Ilık
sıvılar ses tellerini gevşetmeye ve akıntının giderilmesini sağlar.
Elma suyu, limonata veya bitkisel çay gibi sıvılar verin.
ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONU
İdrar yolu iltihabı mesanenin,
bazen de böbreklerin iltihabıdır. Mesanenin iltihabına sistit,
böbreklerinkine pyelonefrit denir. İdrar yolu iltihabını tedavi etmek,
böbrekleri korumak açısından önemlidir. Sık idrar yapma, gece ve gündüz
idrar kaçırma, ateş, karın ağrıları (genellikle alt batında) ve kusma
gibi değişik belirtiler verebilir.
Neden olur?
İdrar yolu iltihaplarının etkeni
bakterilerdir. Bakteri mesaneye, üretra denilen idrar yollarının dış
girişinden girer. Genelde üretra girişini tahriş eden etkenler,
bakterilerin buradan içeri girmesini de kolaylaştırır. Bilinen tahriş
edici maddeler banyo köpükleri ve şampuanlardır.
İdrar yolları iltihaplarının ender
görülen bir nedeni de yollarda idrarın akışına bir engel olmasına bağlı
olarak mesanenin tam boşalamamasıdır.
Nasıl seyreder?
Tedavi ile bebeğinizin ateşi ve
şikayetleri antibiyotik başladıktan 48 saat sonra geçecektir. Bir kez
daha üriner enfeksiyon geçirme riski %50'dir. Çocuğunuzun bu riskini
önlemeye yönelik tedbirleri okuyun.
- Antibiyotikler :
Çocuğunuzun iyileştiğini düşünürseniz bile idrar yolu iltihabının
tekrarlamasını önlemek için antibiyotiği en az 10 gün (ya da
doktorunuzun önerdiği süre kadar) kullanın.
- Fazla sıvı alımı : Çocuğunuzun iltihabını temizlemek üzere bol su içmeye teşvik edin.
- Ağrı ve ateş profili : Ağrılı işeme veya 38.5 C' ateş için ağrı kesici kullanın.
- Tıbbi Takip : Çocuğunuz antibiotiğe başladıktan 2 gün sonra
hekiminizi arayıp, idrar kültürü sonucunu öğrenmeniz ve çocuğunuzun
şikayetlerinin antibiyotiğe cevap verdiğinden emin olmanız
gerekmektedir. ilk ziyaretinizden 2 hafta sonra doktorunuz çocuğunuzdan
yeni idrar kültürü isteyecektir.
İdrar testi yaptırmak için orta akım idrarı nasıl alınmalı?
- Eğer çocuğunuz için idrar örneği istenmişse sabah ilk idrarını toplamaya çalışın.
- 10 dk kaynamış kapaklı bir kap kullanın. Genital bögeyi bir çok kez sıcak su ile ıslanmış pamuk parçaları ile temizleyin.
- Çocuğunuz tuvalette bacaklarını geniş olarak açıp olabildiğince geri oturmalıdır.
- İdrarını yapmaya başlayınca temiz kapı direkt olarak akımın önüne
koyun. İdrar akımı bİtmeden steril kabı doldurup kaldırın (mesaneden
gelen ilk ve son damlalar bakteri ile mikroplanmış olabilir).
- İdrarı verinceye kadar buzdolabında tutun ve tahlile getirirken steril kabı taşıdığınız torbaya bir miktar buz koyun.
İdrar yolu iltihaplarından korunmak için ne yapmalı?
- Çocuğunuz yıkandığında genital bölgesini sabunla değil suyla yıkayın.
- Ergenlikten önce köpüklü sabun kullanmayın. Tahriş edici özelliği vardır.
- Şampuan ve diğer sabunları banyo suyuna katmayın. Küvetin etrafında sabun bırakmayın.
- Banyo süresini 15 dk.dan az tutun. Çocuğunuz banyodan sonra idrar yapmalıdır.
- Kız çocuğunuza genital bölgesini önden arkaya doğru, özellikle dışkısını yaptıktan sonra temizlemesini öğretin.
- Çocuğunuzun kabız olmasını önlemeye çalışın.
- Çocuğunuzun idrarını açık renk olmasını sağlayacak şekilde yeterli sıvı almasını teşvik edin.
- Çocuğunuzu idrarına günde 3-4 kere yapmak üzere teşvik edin.
- Kız çocuğunuz bol iç çamaşırları giymelidir.
İSHAL İshal, dışkılama sayısındaki
ve miktarındaki ani artıştır. İshalin en büyük tehlikesi vücudun fazla
sıvı kaybına bağlı olarak kurumasıdır. Bu durum, dil ve ağız içinin
kuruması, az işeme, ya da koyu ve kıvamlı idrar yapma gibi belirtilerle
kendini gösterebilir. İshal tedavisinin esas amacı sıvı kaybını
önlemektir.
Neden olur?
İshalin en sık nedeni el-ağız yoluyla bulaşan mikroplardır. Viruslar en
sık nedenlerdir. Bazen bakteri ve parazitler de ishale yol açabilir.
Ender olarak besin allerjisi ve fazla meyva suyu içmek de ishal
nedenidir. Eğer çocuğunuzun 1-2 defa dışkılaması varsa, bu, muhtemelen
çocuğunuzu alışık olmadığı bir şey yemesine bağlıdır. Ayrıca, 2 günden
uzun süren sıvı ağırlıklı beslenme de sulu dışkılamaya neden olabilir.
Nasıl seyreder?
İshal bir kaç günden haftaya dek sürebilir. Çocuğunuzun ishal ile
kaybettiği sıvıyı yerine koyması için yeterli miktarda sıvı alması
gerekmektedir. Dışkının hemen katıya dönmesini beklemeyin.
Evde neler yapmalı?
İshalin ana tedavisi sıvı alımının artırılması ve diyet değişikliğidir.
Uygun diyet tedavisi ishalin ağırlığına ve çocuğunuzun yaşına bağlı
olarak değişmektedir. Çocuğunuz günde 4 kezden fazla sulu dışkılama
yapmadan diyetini değiştirmeyin.
- Mama ile beslenen <1 yaş çocuklar sulu ve sık ishal olduğunda;
mamaları laktoz içermeyen sindirimi kolay mamalara değiştirilebilir. Bunu doktorunuza danışın.
Su yerine, dengeli elektrolit solusyonu olarak bilinen ve eczanede
satılan sıvılardan doktorunuzun önerisiyle faydalanabilirsiniz.
Eğer çocuğunuzun ağır derecede ishali varsa ve koyu renkli, az miktarda
idrar yapıyorsa, kilosu başına en az 10 ml olacak şekilde bu
solüsyonlardan içebilir. Sıvı miktarını hiç bir zaman kısıtlamayın.
Normal mamaya dönerken doktorunuzun önerilerine uyun.
- 2 yaşından büyük çocuklarda (sık ve sulu ishali olan) sofra
yemekleri yiyebildikleri için mamayla beslenmeleri gerekmez. Pirinç,
ekmek, kraker, havuç, patates, muz, elma püresi, kızarmış ekmek gibi
besinler bu durumda uygundur. Tuzlu krakerler çocuğunuzun ihtiyacı olan
tuz miktarını karşılamasına yardım eder. Sıvı kaybı varsa, doktorunuzun
önereceği oral elektrolit ve şeker solüsyonlarını verebilirsiniz.
İkinci günde süt ve su verebilirsiniz. Meyva suları ishali arttırabilir.
Dikkat: çocuğunuz katı besinleri reddediyorsa ona süt verin.
- Anne sütü alan çocuklar (sık sulu ishali olan): Hayatın ilk 3
haftasında anne sütü alan bebeğin her beslendikten sonra normalde bir
dışkılaması olur. Bazen dışkı rengi yeşil, kıvamı sulu olabilir.
Dışkıda sümük, kan veya kötü koku duyulana dek normal sayılmalıdır.
Bebeğinizin dışkılama sayısı artarsa muhtemelen ishali vardır.
Bebeğiniz emmeye isteksiz, hasta görünümlü ve ateşli olabilir.
Unutmayın ki anne diyetindeki kola, kahve ve bitkisel çaylar barsak
hareketlerini arttırabilir.
Bebek ishal olursa daha sık aralarla emzirin. Fonnül mamayla beslenen
bebeklere katı gıdalar ekleyin. Ağır ishalde (sulu ve sık) idrarı
azalmış ise bebeğiniz fazla yorgunsa ve damar yolundan sıvı gereksinimi
olabilir.
Bebeğinizin altı ishale bağlı olarak tahriş olabilir. Bunu önlemek için
her ishal dışkısından sonra altını yıkayın ve koruyucu bir krem sürün.
Bu bakım özellikle geceleri gereklidir. Bebeğinizin altını sık sık
değiştinnek de faydalıdır.
ORTA KULAK İLTİHABI
Nedir?
Orta kulak iltihabı üst solunum yolu enfeksiyonunun östaki borusunu
(orta kulağı boğaz bölgesinin arkasına bağlayan boru) tıkamasına
bağlıdır. Çocuğunuzun kulağı ağrılıdır. Çünkü iltihaplı sıvı kulak zarı
üzerine baskı yapıp bombeleşmesine neden olur. Huzursuzluk ve az uyku
nedenidir.
Çocukların çoğu en az bir kez kulak
enfeksiyonu geçirir. Çocukların %5-10'nunda orta kulaktaki basınç,
zarın delinmesine neden olabilir ve kulaktan sarı, bulanık bir sıvı
akar. Eğer doktorunuzun verdiği tedaviyi uygularsanız çocuğunuz
iyileşecektir. Kulağın ve işitmenin sürekli zarar görmesi ender görülür.
Nasıl tedavi edilir?
Antibiotik gerekliliğine doktorunuz karar verecektir. Eğer
verilmesi kararlaştırılırsa, ağrı kesiciler (paracetamol ve ibuprofen)
antibiyotik etkisini gösterene kadar, kulak ağrısı ve 38,5 C üzerindeki
ateş için kullanılabilir.
Aktivite kısıtlamanmalı mı?
- Çocuğunuz dışarı çıkabilir ve kulaklarını örtmesi gerekmez.
- Kulak zarında delinme ve akıntısı olmadığı sürece yüzebilir. Uçak ve
dağ yolculukları çocuğunuz inişte, emzik veya ciklet çiğnediği sürece
güvenlidir.
- Kendini daha iyi hissettiğinde veya ateşi düştüğünde, okul veya yuvaya dönebilir. Kulak iltihabı bulaşıcı değildir.
Kontrol gerekli mi?
- Doktorunuz 2-3 hafta sonra çocuğunuzun kulağını kontrol etmek
isteyecektir. Doktorunuz çocuğunuzun işitmesini test edebilir. Bu
testler özellikle enfeksiyon kulak zarında delik yaptıysa önemlidir.
Kulak enfeksiyonlarını önlemek için ne yapmalı?
- Eğer çocuğunuz sık kulak enfeksiyonu geçiriyorsa önlem almak gerekir.
- Çocuğunuzu sigara dumanından koruyun.
- Hayatın ilk yılında çocuğunuzu enfeksiyonlardan koruyun. Kalabalık
yuva yerine evde bakıcı veya küçük ev temelli yuvalarda baktırın.
- Bebeğinizin ilk 6-12 ayında anne sütü ile emzirin. Anne sütündeki antikorlar kulak enfeksiyonunu azaltmaktadır.
- Çocuğunuzun biberonunu 45C'de tutun. Yatay pozisyonda çocuğunuzu
beslemek, mama ve sıvı besinlerin östaki borusuna geri akımını
sağlamaktadır. Çocuğunuz 9-12 aylık iken biberondan ayırmak bu sorunu
ortadan kaldırmaktadır.
- Allerjileri kontrol edin. Çocuğunuzun sürekli burun akıntıları varsa allerjinin etken olduğunu düşünün.
- Eğer çocuğunuz sürekli horluyorsa veya ağzından nefes alıyorsa büyük
geniz eti olabilir; bu da kulak enfeksiyonunu neden olabilir.
ROTAVİRÜS VE YOĞURT
Rotavirüs, her yıl dünyada milyonlarca çocuğu
etkilemektedir. Çoğu vakada rotavirüs gastroenteriti selim bir seyir
izler, fakat sıklığı ve bazen ölümcül olabilecek sonuçlarının olması
nedeni ile ciddi bir halk sağlığı problemidir.
Rotavirüs nedir?
Rotavirüs, ince barsakları etkileyip, sıvı ve elektrolit emilimini
bozan bir mikroptur. Hastada ciddi sıvı kaybına sebep olabilir. En çok
kış aylarında görülmekle beraber tüm yıl boyunca olabilir. Bazen
salgınlar yapar. İnsandan insana, rotavirüslü dışkıların bulaştığı
yiyeceklerle bulaşır. Yapılan bazı çalışmalarda rotavirüsün,
oyuncaklar, tuvalet kapı kolları, telefonlar, yuvalardaki ve
hastanelerdeki kirli yüzeyler aracılığıyla da bulaştığı gösterilmiştir.
Mikrop, etkilediği insanların dışkılarında bulgular ortaya çıkmadan
önce atılmaya başlar, bulguların başlamasından sonra 10 gün daha
atılmaya devam eder. En çok 4-24 ay arası çocuklar etkilenir, aynı
çocukta birkaç kez görülebilir. Çok az sayıda alınan mikrop bile
hastalık yapmaya yeter. Bir dönem Amerika Birleşik Devletleri’nde bu
mikroba karşı aşı geliştirilmiş, ancak barsak düğümlenmelerine sebep
olduğu için kullanımdan kaldırılmıştır. Şu an kullanılan bir aşı
yoktur. En önemli korunma yöntemi, ellerin sık sık yıkanması, yuvalar
gibi çocukların kalabalık olarak bulunduğu yerlerde yiyeceklerin ve
ortamın temizliğine dikkat edilmesidir.
Hastalığın seyri nasıldır?
Hastalık, mikrop alındıktan 48 saat sonra başlar, önce hafif ateş olur,
beraberinde kusma olabilir veya olmayabilir. İkinci gün karın krampları
ile beraber, sık, sulu kakalar başlar. Dışkıda kan yoktur, tahlillerde
iltihap hücreleri (lökositler) çıkmaz. İshal o kadar sıktır ki, vücut
çok kısa sürede susuz kalabilir (dehidratasyon). Bazen o kadar suludur
ki, bezde görüldüğünde idrar sanılabilir. Ateş ve kusma genellikle 2
günde geçer, ishal ise 5-7 gün sürebilir. İştahın yerine gelmesi ve
dışkının tamamen normale dönmesi genellikle 10 günü alır. Hafif üst
solunum yolu enfeksiyonu bulguları ( öksürük, burun akıntısı) da
olabilir.
Tanı nasıl konur?
Rotavirüs tanısı, dışkıdan kolaylıkla yapılabilir, sonuç hemen çıkar.
Tedavisi nasıldır?
Rotavirüsün özel bir tedavisi yoktur. Tedavide en önemli nokta,
kaybedilen sıvının yerine konması, vücudun susuz kalmamasıdır. Bu
yüzden hastaya bol sıvı gıdalar vermek, bir süre az yağlı ishal diyeti
uygulamak gerekir. İlginç bir nokta olarak, artık ishalde en iyi
yiyecek maddesinin yoğurt olduğu anlaşılmıştır. Yurt dışında en son
yapılan çalışmalarda, yoğurdun vücuda yararlı “Lactobacillus” denen,
bir mikrobu içerdiği ve bu mikrobun barsaklara yapışarak, rotavirüsün
yapışmasını engellediği gösterilmiştir. Bu nedenle, ishalli çocuğa bol
bol yoğurt yedirin.
Astımın Belirtileri Nelerdir?
Astım çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Göğüste tıkanma,
öksürük, hırıltılı solunum diğer rastlanan şikayetlerdir. Her hastada
bunların hepsi bir arada olmayabilir ve bazen sadece öksürükle veya
nefes alıp verirken hırıltı, hışırtı şeklinde bir ses şeklinde belirti
verebilir.
Bu Şikayetler Mutlaka Astım Hastalığına mı Bağlıdır?
Hayır. Astım dışında da bir çok hastalığın seyri sırasında benzer
yakınmalar olabilir. Şikayetlerin zaman zaman nöbetler şeklinde ortaya
çıkması ve bir müddet sonra kendiliğinden veya tedaviyle tamamen
düzelmesi çok tipiktir. Geceleyin, bilhassa sabaha doğru uykudan
uyandıracak şekilde bu yakınmaların görülmesi astımın karakteristik
özelliğidir. Yukarıda bahsedilen tetik faktörlerle nöbetlerin
başladığının öğrenilmesi teşhise çok yardımcı olur. Yukarıda sayılan
şikayetlerden bir yada birkaçına sahip olan ve yakınmaları uzun sürüp
tekrarlayan kişilerin mutlaka astım yönünden bir uzman hekim tarafından
değerlendirilmesi gerekir.
Astımım Olduğundan Şüpheleniyorum Ne Yapmalıyım?
Astım tanısı çok zor ve zahmetli değildir. Bu konuda uzman bir hekime
başvurursanız size astımınız olup olmadığını söyleyecektir. Ancak, bazı
durumlarda astım teşhisi koymak biraz zaman alabilir ve bir süre hekim
takibinde kalmanız gerekebilir.
Teşhis İçin Biyopsi, Kan Vermek, Endoskopi Yaptırmak Gibi Can Yakıcı İşlemler Gerekli mi?
Hayır. Astım teşhisi için canınızı yakacak hiçbir işleme gerek yoktur.
Hekiminiz sizinle konuşarak, sizi muayene ederek, solunum fonksiyon
testleri yaparak tanı koyabilir.
Solunum Fonksiyon Testleri Zor bir test midir?
Asla. Kişinin yapması gereken; bir ağızlık içerisinden bir derin nefes
alıp, aldığı nefesi hızlı ve güçlü bir şekilde üflemesinden ibarettir.
Anında sonuç veren, hasta için hiçbir zarar veya risk taşımayan, hemen
her yerde uygulanabilir bir işlemdir.
Pefmetre Cihazı Ne İşe Yarar?
Pefmetre astım teşhisi, astımın ağırlığının tespiti ve tedaviye cevabın
değerlendirilmesi, astım nöbetlerinin şiddetinin ölçülmesi için
kullanılan basit bir cihazdır. Her astımlı hastanın bir pefmetresi
olmalı ve kullanımasını hekiminden öğrenmelidir. Bu, hipertansiyonu
olan hastanın evinde tansiyon aleti bulundurup kendi tansiyonun kontrol
edebilmesi gibi; astımlı hastanın da kendi hastalığını izleyebilmesine
imkan verir.
Allerjik Deri Testleri Yaptırmalı mıyım?
Astım her zaman allerjik bir hastalık değildir. Deri testleri ise astım
tanısında değil, sadece allerjik bir deri cevabının varlığı durumunda
yararlıdır. Astımı olan kişilerin testleri negatif bulunabildiği gibi,
deri testleri pozitif bulunan kişilerde de astım olmayabilir. Bu
nedenle bu testlerin astım tanısında yeri yoktur. Sadece tedaviye cevap
vermeyen, atakları kontrol altına alınamayan astımlılarda tetik
faktörlerin tespiti açısından gerek duyulduğunda yapılabilir. Yoksa
gereksizdir.
Hangi Çevresel Faktörler Astıma yol açmaktadır?
Astıma neden olan, astım gelişimine katkıda bulunan veya astımlı
kişilerde nöbetleri tetikleyen çeşitli risk faktörleri tanımlanmıştır.
Bunlardan bazıları kaçınılabilir, düzeltilebilir durumlardır. Tüm
dünyada, ev tozu akarları ile evde beslenen kedi gibi hayvanlar;
hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşereler ve küf mantarları en sık
rastlanan astım nedenleridir. Polenler (ağaç, ot,çimen), aspirin gibi
ilaçlar ve bazı iş yerlerinde maruz kalınan mesleki uyarıcılar da
astımla sonuçlanan allerjik duyarlılığın gelişimine yol açarlar. Ayrıca
sigara dumanıyla temas, solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği,
bazı gıdalar ile bunlara ilave edilen katkı maddeleri de bilhassa erken
çocukluk döneminde astım gelişimine katkıda bulunurlar. Bu nedensel
ilişki gösteren faktörlerin tümüne ilaveten iklim değişiklikleri
(sisli, yağışlı, kapalı havalar), psikojenik stresler, egzersiz gibi
değişkenlerin ise astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir iken astımı
olmayanlarda bu yönde etkileri yoktur. Yine sinüzit, burunda polipler,
yemek borusuna mide asidinin geri kaçak yapması gibi bazı durumlar
astımlılarda sık görülmekte ve hastalığın tedavi ve kontrolünü
güçleştirmektedirler.
Meslek İle Astım Arasında Bir İlişki Var mı?
Evet. Astım bazen bir meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkabilir. En
sıklıkla fırıncılar, kuaförler, boyacılar, çiftçiler, kereste ve
mobilya işinde, gıda sektöründe çalışanlar olmak üzere bir çok iş
kolunda işyeri ortamında karşılaşılan bazı maddelere bağlı olarak astım
gelişir. Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, tatil zamanlarında
veya işyerinden uzakta geçirilen günlerde azalması, aynı işyerinde
birden çok kişide benzer yakınmaların görülmesi meslek astımını
düşündürmelidir. Böyle hastaların meslek değiştirmesi veya aynı işte
başka bir alanda çalışması, maske kullanması gerekebilir.
Şekil III. Astımla ilişkili meslekler
Astımın Mevsimlerle İlişkisi
Bazı allerjenlerin mevsimle ilişkili olarak ortaya çıktığı veya
yoğunluğunun arttığı bilinmektedir. Diğer bazıları ise her mevsimde
sabit olarak bulunurlar. Mevsimsel allerjenler daha çok polenlerdir.
Ancak değişen nem ve ısı gibi iklim koşullarından etkilendikleri için
ev tozu ve küf mantarı gibi diğer allerjenlerin yoğunluğu da mevsimlere
göre dalgalanmalar gösterir. Buna bağlı olarak allerjik astımlıların
bazılarında belirli mevsimlerde yakınmalar artabilir, hatta sadece bu
dönemde hastalık ortaya çıkıp daha sonra tamamen normale dönebilir.
Tetik Faktör Ne Demektir?
Astımlı kişiler çoğu zaman kendilerini tamamen normal hissederler ve
hiçbir şikayetleri yoktur. Oysa bazen durup dururken aniden
tıkanabilirler ve çok zor dakikalar, saatler, günler geçirebilirler.
Şikayetlerin ortaya çıktığı bu dönemlere astım nöbeti, atağı, krizi
diyoruz. Bazı hastalarda nöbeti başlatan faktörler belli iken diğer
bazılarında ise bilinemez. Örneğin çoğu astımlı koşma, merdiven çıkma
gibi eforlar sırasında tıkanmaktadır. Sigara, çeşitli toz kimyasal
dumanlar, kokuların solunması, kalp-tansiyon ve romatizma ilaçlarından
bazılarının kullanılması, grip vb viral hastalıklara yakalanmak,
ağlama-gülme gibi emosyonel davranışlar, yağışlı şimşekli iklim
koşulları gibi bir çok durum astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir.
Oysa bunların astımı olmayanlarda hatta diğer bazı astımlılarda ise
aynı yönde bir etkileri olmaz. Astımı olanların kendileri için geçerli
olan tetik faktörleri tespit edip bunlardan kaçınmaları hastalıklarının
tedavisinde çok önemlidir.
Bölgemiz Astım Açısından Fazla Risk Taşımakta mıdır?
Nemli, bol yağışlı ve ılıman iklimi, zengin bitki örtüsü nedeniyle
yukarıda bahsedilen ve en sıklıkla astım nedeni olan ev tozu akarları,
polenler ve küf mantarları gibi havayla taşınan allerjenler bakımından
çok elverişli koşullar taşıması ve sigara içme oranlarının yüksek
olması nedeniyle Doğu Karadeniz Bölgesi astım için riski fazla bir yöre
olarak görünmektedir.
Astım bronşiale,astma,allerjik astım
Astım Nasıl Bir Hastalıktır?
Nefes alma sırasında atmosfer havasının solunum olayının olduğu alveol
denilen hava boşluklarına naklini sağlayan iletici hava yollarında
daralma, tıkanıklık ve buna bağlı olarak hava akımında zorlukla
karakterize bir hastalıktır. Hava yollarında mikrobik olmayan süreğen
bir iltihaplanma söz konusudur.
Astım Allerjik Bir Hastalık mıdır?
Astım her zaman olmasa da olguların çoğunda allerjik zeminde gelişen
bir hastalıktır. Bilhassa çocuklukta başlayan astım için bu daha
belirgindir. Ancak, Kişinin allerjik tabiatlı (atopik) olması astım
olmasından ayrı bir şeydir. Diğer allerjik hastalıklar (rinosinüzit,
konjonktivit, dermatit, ürtiker) astımla birlikte bulunabilir veya bu
hastalıklar varken astım olmayabilir. Aksine astımı olduğu halde
allerjisi olmayabilir.
Astım Kimlerde Görülür?
Astım, erkek-kadın herkeste; çocuk-erişkin her yaşta ve dünyanın hemen her yerinde rastlanan bir hastalıktır.
Astım Sık Rastlanan Bir Hastalık mıdır?
Astımlı hastaların sıklığı coğrafi bölgelere, yaşam koşullarına ve
sosyo-kültürel özelliklere bağlı olarak toplumdan topluma farklılık
göstermektedir. Toplumda yaşayanların %10’dan daha fazlasında görüldüğü
bildirilen yöreler yanında %1’den az sıklıkla rastlanıldığı bölgeler
söz konusudur. Ülkemizde de durum aynıdır. Ortalama sıklığın %5-6
civarında olduğu tahmin edilmektedir ki, ülkemiz koşullarında bu, her
3-4 evden birisinde bir astımlı hastanın yaşadığı anlamına gelmektedir.
Astım İrsi Bir Hastalık mıdır?
Bazı hastalıklar genetik geçişlidir. Anne veya babadan ilgili genetik
kodu alan kişilerde çevresel değişkenler ne olursa olsun hastalık
mutlaka ortaya çıkar. Bazı hastalıklar ise tamamen çevresel koşullara
bağlı olarak gelişir. Astım bu iki grup hastalıktan farklıdır.
Hastalığın ortaya çıkmasında hem genetik yatkınlık hem de çevresel
faktörler birlikte rol oynar. Her iki belirleyici de hastalığın ortaya
çıkmasında tek başına yeterli değildir.
Astımlı Anne veya Babanın Çocukları Astımlı Olarak mı Doğar?
Anne ve babası yada bunlardan birisi astımlı olan çocuklarda astım
görülme olasılığı toplunda görülen astım sıklığından biraz daha fazla
olmakla birlikte, böyle bir çocuğun mutlaka astımlı olacağı söylenemez.
Ailede astım vb allerjik hastalıklar varsa doğacak çocukların korunması
amacıyla uygun çevresel koşulların sağlanması yararlı olacaktır.
Tarih 12 Eylül 2007, 11:00. Yazan ugurlab.
Etiket:
amel, amip, enterit, giardia, ishal
|
|