Tarih 21 Ağustos 2008, 08:34. Yazan ugurlab.
Etiket:
erkek, eş, fıkra, kadın
Tarih 19 Nisan 2008, 18:05. Yazan ugurlab.
Etiket:
fıkra, kıssadan hisse
|
|
|
Aynı dili konuşanlar değil, |
|
Mevlana |
Tarih 31 Aralık 2007, 22:27. Yazan ugurlab.
Etiket:
fıkra, pahalı, resim, servet
Avrupa'nın ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde çocuğun biri vitrinde çok
hoş bir tablo görür. Tablo belli ki oldukça pahalıdır. Çocuk bu tablonun bir sonraki sene sonraki sene ağabeyinin doğum gününe almayı ister ve
Bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile o mağazaya gider. Şanslıdır, tablo satılmamıştır. İçeri girer ve tabloyu bir süre izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve:
"Ağabeyimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum. Tüm param da bu kadar." der.
Ressam bir süre düşündükten sonra tabloyu paketler ve resmi satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.
Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar:
"Sen ne yaptın! O resmin değeri milyon ederdi Neden bu kadar az bir rakama sattın?"
Adam cevap verir:
"Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim. Ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?"
Tarih 26 Aralık 2007, 18:46. Yazan ugurlab.
Etiket:
bereket, fıkra, halik ibrahim
HALİL İBRAHİM BEREKETİ.....
Büyük din ve bilim adamlarından Ulu Arif Çelebi......anlatıyor :
Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış....
Büyüğü Halil....
Küçüğü ise İbrâhim...
Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekârmış...
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin...
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş..
Bununla geçinip giderlermiş...
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.
İkiye ayırmışlar....
İş kalmış taşımaya....
Halil, bir teklif yapmış :
İbrahim kardeşim ; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı
bekle.
Peki abi demiş İbrahim...
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye....
O gidince, düşünmüş İbrahim:
Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine
Böyle demiş ve,
Kendi payından bir miktar atmış onunkine...
Az sonra Halil çıkagelmiş.
Haydi İbrahim...! Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.
Peki abi...!
İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola..
O gidince, Halil'i düşünür bu defa:
Der ki:
Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.
Ama kardeşim bekâr.
O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.
Böyle düşünerek,
Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.....
Velhasıl , biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.
Bu, böyle sürüp gider.....
Ama birbirlerinden habersizdirler.
Nihayet akşam olur.
Karanlık basar.
Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile....
Hak teala bu hali çok beğenir.
Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki ...
Günlerce taşır iki kardeş , bitiremezler.
şaşarlar bu işe...
Aksine çoğalır buğdayları.
Dolar taşar ambarları.
Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir.
Bu bereketin adı : Halil İbrahim bereketidir...
ALLAH HEPİNİZE HALİL İBRAHİM BEREKETİ VERSİN
Tarih 15 Aralık 2007, 16:28. Yazan ugurlab.
Etiket:
fıkra, kulaklar, soğuk çay
Tarih 11 Aralık 2007, 20:18. Yazan ugurlab.
Etiket:
cennette iki kadın, fıkra
Selam, benim adım Wanda.
- Selam, benimkide Slyvia, sen nasıl öldün?
- Donarak öldüm.
- Ne kadar korkunç.
- Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
- Peki sen nasıl öldün?
- Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına televizyon seyreder halde buldum.
-Sonra ne oldu?
- Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi aramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını ama her yeri aradım fakat bulamadım. Ama aşırı yorulmuştum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
-Keşke derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık
Tarih 08 Aralık 2007, 13:55. Yazan ugurlab.
Etiket:
fıkra
ÜNİVERSİTE HASTANESİ
Yaşlıca, ancak kadınların yaşlanabileceği kadar yaşlı bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor.
Kadıncağız yirmi sekiz gündür hastanede yatmakta ve hiç bir sonuç yok.
Belki dikkatinizi çekmiştir, üniversite hastanelerinde garip bir hiyerarşi vardır.
Ord. Prof. basta, arkasında Doç'lar, sonrasında başasistanlar ve bir iki
parlak öğrenci üçgen düzende "Vizitlere" uçarak giderler.
Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. Ord. Prof sorar:
- Radyolojik tetkikler?
Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir.
Sert ve kararlı bir ses:
- EKG?
Derhal "Trase" hocanın önüne serilir,
- Eforlusu?
O da hemen açılır hocanın önüne.
- Laboratuar tetkikleri?
Her şey önceden hazırlanmıştır.
- Elektroansefalografi?
- Buyrun hocam.
- Emar?
Dışarıda çektirilmiş(!) emar da konulur büyük patronun önüne.
- Sintigrafi? Anjiyo?... derken büyük şef sorar:
- Scan oldu mu?
Kadından gelen cılız bir ses:
- Bi onu yapmadılar!
Tarih 06 Aralık 2007, 09:01. Yazan ugurlab.
Etiket:
fıkra, yorum, üstün dökme
"...Çocuğumuz düşüp kafasını masaya çarpınca biz hemen masayı
döveriz,
"he masa ehhhh sen niye orada duruyorsun" diye. Çocuk masa orada
durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve büyüdükçe yaptığı her
hatayı yükleyecek birini veya bir şeyi mutlaka bulur."
Malum...
Mesela, bizim Balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160
Kilometre hız yaptırdılar. İlk virajda sizlere ömür...
Kimin üstüne kaldı?
Makinistin...
Mersin'de bayrağımız yakıldı, yırtıldı. Askere taş attılar, panzere
molotof... Memleket ayağa kalktı. Kimin yüzündenmiş?..
İki veled...
Gelene geçene ayran, t ost falan satan, kendi halinde sakin bir kasabaydı,
Susurluk... İçişleri Bakanlığı, MİT, Jitem, generaller, özel tim polisleri,
kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, işadamları... 1000 kişi falan
yargılandı. Her şey kimin başının altından çıkmış?
Yeşil'in...
Deprem oldu... 7 vilayette 50 bin kişi öldü. Binlerce bina yıkıldı, on
binleri ağır hasarlı. Hepsinin sorumlusu olarak kimi kulağından tutup
hapse tıktık?
Veli Göçer'i...
Edirne'de b ebeler şakır şakır öldü. . . Hiç utanmadan biskuvi kolilerine
koyup, gömdüler. "Araştırdık, ihmal yok" dediler. Peki neden öldü bu
yavrular? Klima'dan...
Dikkat isterim, klimacı bile değil, klima.
Rakıdan öldük. O gün ile bu gün arasında ne değişti?..
Kapağın rengi...
Sanal "sorumlumuz" bile var... Yollarda her gün 20 insanımız heba oluyor.
Trafik Canavarı'ndan...
Dolar patlarsa?
Enflasyon Canavarı'ndan...
Hatta "sorumlu olmayan sorumlumuz" da var... Milli takım oynayıp
yeniliyor. Suçlusu kim?
Takıma alınmayan Hakan...
Domatesleri Ruslara kakalayamıyoruz...
Sinekten...
Deli dana geliyor.
inekten...
Millet hormonlu diye tavuk yemiyor.
Erman Toroğlu'ndan...
Evleri su basıyor.
Yağmurdan...
Ormanlar yanıy or.
Sigaradan...
Gemi batıyor.
Dalgadan...
İyi de kardeşim, uçak neden düşüyor?
Rahmetli pilottan...
Peki bu şartlarda hayatta kalmayı nasıl başarıyoruz?
Allah'tan...
----------------------------------
Yukardakilere uygun bir fıkra:
Bir gun melekler telas icinde Allah'ın yanına cıkmıs, yerlerinde duramaz bir sekilde
Melekler - Allahım Allahım, Amerikaa ile ingilizler savasa girdi yardım yapmalıyız
Allah - AA dert etmeyin onlar islerini bilirler bırakın kendi hallerine demis
Aradan bir iki gun gecmis melekler yine telasla gelmis ve
Melekler - Allahım bu s eferde Fransa savasa katıldı hemen mudahale etmeliyiz..
Allah - Karısmayınnn onlar islerini bilirler - demis
Aradan bir iki gün gecince yine melekler apar topar solugu Allah!ın katında almıslar ve
melekler - Aman Allahım, bu seferde Turkler savasa katıldı
Allah - Olamaz hemen bana tüm silahlarımı getirin kusanmalıyız, onlar herseyi bana havale ederler....
Tarih 20 Eylül 2007, 22:02. Yazan ugurlab.
Etiket:
fıkra, papaz
Tarih 15 Eylül 2007, 14:57. Yazan ugurlab.
Etiket:
fıkra, tekin
|
Kadinin basi cok agriyormus.Demisler ki bir
psikiatrist var.Harika tedavi ediyor. Neyse, gitmis doktora, aksam eve gelince kocasi sormus: - "Ne oldu" diye.
- "Valla, bana telkin onerdi, bir yere oturup
kafami iki elimin arasina alip sallana sallana 'bu kafa benim degil, bu kafa benim degil" diye tekrarlayacakmisim. " Kadin 3-4 gun bu ise devam etmis ve basagrilari tamami ile gecmis.Ancak bu sirada kocasinda bir sorun baslamis. Adamda tik yok. Geceleri sirtini donup yatiyor. Iliski miliski hak getire.
Sonunda kadinin da israri ile adam da ayni doktora
gitmis. Aksam eve gelince kadin ne oldu demis. Adam:
- "Birak yaa demis, bana da telkin onerdi ama ben
oyle sacma seyleri yapmam" demis,demis ama o gunden sonra adam olmus bir canavar. Eve gelince kadini hemen yakalayip yataga atiyor. Durum felaket. Neyse herkes cok memnun ama kadin da bu isin nasil oldugunu merak ediyor. Bir gun kadin eve gelmis. Adam:
- "Hadi karicigim demis, sen hemen yataga gir,
ben bi banyoya gidip geleyim" demis. Kadin gizlice adami takip etmis. Ne gorsun. Adam banyoda klozete oturmus, kafasini iki elinin arasina almis sallaniyor. - "Bu kari benim degil, bu kari benim degil" |
|
|
|
Hayat bir gündür o gün de bu gündür!!!