| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
9 "hayat" etiketi kullanan gönderi "hayat" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

En iyi hitabet semineri :4800$' LIK NOTLARININ ÖZETİ!

Tarih 19 Ağustos 2008, 18:23. Yazan ugurlab.  
Etiket: ayrıntı, beden dil, beyin, cümle, dinleyici, diyalog, etkili, ezber, genç, göz, hayat, hitabet, kalp, konuşma, konuşmak, nasıl, ne, notlar, sanat, seminer, soru, sır, yürek, yüz, örnek, özet

ABD'de bir uzmanın 2 yıldır uyguladığı 4.800 $’lık

EN İYİ hitabet semineri olarak bilinen kendi notlarını yayınlıyoruz!

Özel olarak derlenen ETKİLİ konuşma sanatı adlı

Öyle insanlar vardır ki,konuştukları zaman soluduğunuz havanın bile onların sayesinde olduğunu zannedersiniz. Yani konuşmaları öyle etkilidir ki ,bulundukları her ortamda ,kısa bir sürede insanları etraflarında halka yapmayı başarırlar ve çevreleri üzerinde kıskanılacak etkileri vardır.

İş görüşmelerinde iş veren personelini işe almadan evvel mülakattan geçirir.Burada amaç ,sınırlı sürede
karşıdakini azami ölçüde tanımaya çalışmaktır.Bu görüşmelerin sonunda bazen bakarsınız ki ,sizden çok daha az özelliklere sahip birisine ,o çok istediğiniz işi kaptırıvermişsiniz.

“Bu işin sırrı nedir?”diyecek olursanız,cevap son derece açık:Güzel konuşmayı becerebilmek...

Çünkü konuşmak yalnızca düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin bütün duyguları yanı sıra bütün düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği en etkili yoldur.

Şimdi size çok değerli bir birikim sunacağız.Arkadaşımız Doç.Dr.Yılmaz Üstünel ,Princeton Ünüversitesi’nce
(ABD)düzenlenen toplam 4.800 $’lık hitabet seminerlerinin notlarını ele geçirip Genç Beyin için tercüme etti,bize gönderdi.Hakikaten şu anda son derece talihli bir Genç Beyin okuyucusunuz.Söz konusu değerli birikimi büyük bir dikkatle okuyun,kavrayın ,uygulayın:hitabet sanatının zevkine varın!

*Giriş ve bitiriş cümleleri hayati önem arzeder,dikkat!

*Ağzınızdan çıkan her cümle muhataplarınızı yakından ilgilendirsin,onların ihtiyaçlarına yönelik bilgiler ihtiva etsin.

*Gereksiz ayrıntılarla muhataplarınızı sıkıntıdan patlatmayın,beş dakikada bir ilginç ayrıntılara yer verin.

*Muhataplarınızın yüzüne ,hatta gözlerinin içine bakın:asla mırıldanarak konuşmayın.

*Üç cümlenizden birisi soru cümlesi olsun,soru cümleleri muhatapları uyanık tutar,kendine getirir,konsantre eder.

*Ne konuştuğunuz değil,nasıl konuştuğunuz önemlidir.

*Enteresan olaylara,merak uyandırıcı hatıralara yer verin.

*Hiç bir şey bilmeseniz bile samimi konuşun ,hayatınızın en etkili hitabetini yapmış olursunuz.

*Dinleyicilerinizi usulüyle övün,etkileyiciliğiniz % 50 artar.

*Asla ezberlenmiş bir konuşmayı mekanik tarzda sunmak tarzındaki bir konuşmayı denemeyin.

*Anlatacağınız konu hakkında heyecanlı,arzulu ve şevkli olun.

*Konuşmanızı dinleyicilerle paylaşın.

*Kendinizi dinleyicilerle özdeşleştirin.

*Kendinizden örnekler verin,samimi itiraflarda bulunun ama şahsi reklama girmeyin.

*Göze ve kulağa beraber hitap edin,bunun için teknolojiden faydalanın.

*Dinleyicilerinize sevgi ve saygı gösterin,bunu her birine hissettirin.

*Örnekleriniz bol olsun.

*Sözlerinizin yankısını muhataplarınızın beyninde yüreğinde duyun.

*Beden dilinizi ustalıkla ve şuurlu olarak kullanın.

*Asla yıkıcı ,olumsuz,ümitsiz ifadeler kullanmayın.

*Ses tonunuz bazen hiptonik,bazen vurucu olsun.

*Hazırlıksız konuşmamaya çalışın.

*Dinleyicileriniz sanki ayağa kalkıp size cevap vereceklermiş gibi konuşun.

*Konuyla ilgili güldüren ama düşündüren esprileriniz mutlaka bulunsun.

*Konuya farklı ve ilginç açılardan bakın.

*Somurtarak konuşmayın,tebessümünüz bol olsun.

*Sorular çoksa,başarılı bir hatipsiniz demektir.

*Arada bir siz susun,sessizliğiniz konuşsun.Sukutunuzla da konuşmayı bilin.

*20 dakikalık konuşma da şok edici en az iki bilgi bulunmalıdır.

*Dinleyicileri şu andan alın,25 yıl ötesine götürün:gerekli motivasyonu sağladıktan sonra tekrar bu güne getirin.

*”Bu konuşmanın belki de en can alıcı cümlesine geldi sıra...”tarzında ifade(leri)niz mutlaka
bulunsun ve o cümle hakikaten can alıcı olsun.

*Her müthiş tesbitten sonra siz,dinleyicilerden beş kat daha fazla dehşete düşün,bunu herkese hissettirin.

*Dinleyicilerden birkaçını seçin,onlarla kısa süreli birebir diyalog kurun.

*Konuyla ilgili bazı önemli kavramları veya şekilleri yazdığınız kağıdı dinleyicilere gösterin,okutun.

*Bazı sürprizler yapın,böylelikle konuşmanızın etkisini %30 artırabilirsiniz.

*Anlattıklarınızın nasıl pratik hayata geçirileceğine dair yollar gösterin.

(6 günlük hitabet seminerinde özetle bunlar açıklanmaktadır)

derleme: genc beyin

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

3 Şey Kuralı

Tarih 22 Temmuz 2008, 09:05. Yazan ugurlab.  
Etiket: akıl, anne, arkadaş, aşk, barış, başarı, cesaretsizlik, dürüstlük, düşler, enler, fırsat, geri dönmek, gitmek, gurur, güven, hayat, hayır, idare, intikam, istemek, kural, nefret, sevgi, sevilmek, sözcük, umut, unutulmak, yalnızlık, zaman, zenginlik, çılgın, öfke, ölüm, üç


İdare edilecek 3 şey : Dilimiz, huyumuz, haraketlerimiz.
Sevilecek 3 şey : Cesaret, nezaket, yardım.
Nefret edilecek 3 şey : Kin, kibir, nankörlük. 
İstenen 3 şey : Sağlık, dostluk, huzur.
Uğrunda savaşılacak 3 şey : Şerefimiz, evimiz, memleketimiz.
Düşünülecek 3 şey : Hayat, ölüm, sonsuzluk.

Hayatta 3 Şey
Hayatta bir kez gittiğinde asla geri dönmeyen 3 şey : Zaman,Sözcükler ve fırsattır.
Hayatta hiç bir zaman kaybedilmemesi gereken 3 şey : Barış, umut ve dürüstlüktür.
Hayatta en değerli 3 şey : Sevgi, kendine güven ve arkadaşlardır. 
Hayatta hiç emin olunamayacak 3 şey : Düşler, başarı ve zenginliktir.
Hayatta insanı geliştiren 3 şey : Çok çalışma, samimiyet ve başarıdır.
Hayatta insanı mahveden 3 şey : Cesaretsizlik, gurur ve öfkedir.

Hayatımızdaki "En" ler...
En Hürmete Layık Kişi : Anne
En Kötü Şey : Yalnızlık
En Feci Şey : Ölüm
En Güzel Şey : Aşk
En Zalim Şey : İntikam
En Soğuk Kelime : Hayır
En Sıcak Şey : Arkadaşlık
En Acı Şey : Unutulmak
İrlanda Kralı Comac'ın Öğütleri
Ne çok fazla akıllı ol, ne de çok fazla çılgın.
Ne kendini çok fazla beğen, ne de çok fazla çekingen ol.
Ne çok fazla onurlu ol, ne de çok fazla mütevazi. 
Ne çok fazla konuş, ne de çok fazla suskun.
Ne çok fazla sert ol, ne de çok fazla yumuşak.

Eğer çok fazla akıllı olursan, insanlar senden çok fazla şey bekler.
Eğer çok fazla çılgın olursan, herzaman aldatılırsın.
Eğer çok fazla konuşursan, kimse sana aldırmaz.
Eğer çok fazla susarsan kimse seni saymaz.
Eğer çok sert olursan, kırılırsın.
Eğer çok yumuşak olursan ezilirsin.


(ALINTI)

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Hayatın anlamı

Tarih 31 Aralık 2007, 20:33. Yazan ugurlab.  
Etiket: anlam, gücümüz, güzelliklerimiz, hayat, işimiz, sevdiklerimiz

Eski zamanların birinde çok bilge ve aynı zamanda çok ama çok zengin bir adam yaşarmış.

Bu adam Çokta mutluymuş, üstelik.Bir gün yolu oradan geçen bir genç,bunun sırrını öğrenmek istemiş. Bilge adamın sarayına giderek ondan bu sırrı istemiş.

Bilge adam, gencin eline bir kaşık tutuşturmuş ve   "Şimdi o koca yağ testisinden bu kaşığa silme yağ doldur demiş.Genç söyleneni yapmış ve kaşığı yağ ile doldurmuş.

Bilge adam:

"Şimdi bu kaşıktaki yağın hiç bir zerresini dökmeden,benim sarayımın her tarafını gezerek tekrar buraya dön" demiş.Delikanlı denileni yapmış, yaklaşık bir saat sonra geri dönmüş.Gerçekten de elindeki kaşık halen yağla doluymuş.

Bilge adam gence sormuş:

"Salondaki o asma avizeyi gördün mü, ona paha biçilemiyor, tamamı altın.ve üzerinde de yüzlerce elmas var."

  - Hayır demiş genç adam. "Peki,o bahçedeki büyük havuzu gördün mü?   etrafında kuğular, çeşmeler ve çiçekler olan."

  - Hayır görmedim demiş genç adam."Sarayın bahçesini de mi görmedin?   oradaki ağaçlar dünyanın dört bir yanından getirilip, en iyi bahçivanlar tarafından yıllarca büyütülmüş çok nadide ağaçlardır. Her yerden görmeye   gelirler o güzelliği."

 - Yine hayır demiş genç adam. Ve eklemiş:

"çünkü ben sadece bana verdiğinizbu kaşiktaki yağı dökmedensarayı gezmeye uğraşıyordum. Bu benim görevim ve sorumluluğumdu.Bunu yapmak için de sadece bu kaşığa bakıyordum, her yeri dolaştım amahiçbir yeri görmedim.

 Peki, demiş bilge adam.

 "Şimdi sarayı tekrar gezmeni istiyorum. Bu kez tüm güzelliklerini gör,doya doyatadını çıkart. Ama yine bu kaşıkla gezeceksin.Ama bu sefer boş ver o kaşığı, sarayı gör." demiş.Genç, tekrar başlamış sarayı gezmeye. O ne muhteşem güzellik,o ağaçlar, çeşit çeşit kuşlar, bahçeler, havuzlar, sarayın odalarıgörkemli,mutfak harikulade,derken yaklaşık 2 saat sonra, gördüğü güzelliklerehayranlığıyüzünden de okunarak geri dönmüş.

"Harika, muhteşem! diye bağırmış. Ömrümde bu kadar güzelliği birarada görmedim.

 " Bilge adam gülümsemiş. "Şimdi elindeki kaşığa bir bakar misin?"demiş.

 Genç adam bunca güzelliğin arasında unuttuğu o kaşığı tekrar hatırlamış ve kaşığa bakmış.

 " Bir de ne görsün..??? kaşığın içi bomboşmuş. Bütün yağ dökülmüş.

 "İşte, genç dostum" demiş bilge adam,

 "Hayatin anlamı, elindeki o yağın bir zerresini bile düşürmeden, tüm güzellikleri de   görebilmektir..."

ne sorumluluklarımız, evimiz, işimiz gücümüz derken,hayatın güzelliklerini kaçıracağız, sevdiklerimizi ihmal edeceğiz, ne de güzel bir hayatimiz olsun diye sorumluluklarımızı ihmal   edeceğiz......

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Hayata dair:"hiç olmak"

Tarih 08 Aralık 2007, 14:31. Yazan ugurlab.  
Etiket: hayat, herkes olmak, hiç olmak

Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre...
Yol kenarlarında insanlar iki büklüm el pençe divan selamlarlar... valiyi...Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbir şey ile ilgilenmeyen bir adama takılır... Perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali... Atının üstünden inmeden,vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır adama,
- "Behey adam, herkes benim şehre gelişimi el pençe karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun? "

Perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan,sakallarının ve uzun saçlarının arasından beli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek :
- "Ben hiçim" der...
Vali daha da hiddetlenir,
- "Ne demek hiç, senin bir adın, şanın ünvanın yok mu bre adam" der...
- "Senin var mı? " der bu kez adam...
Vali iyice şaşırır ama cevaplar, "Gafil adam, nasıl tanımazsın, ben valiyim" der.
Adam aynı ses tonu ile sorar yine...
- "Peki daha sonra ne olacaksın?"
- "Sadrazam olacağım." der vali...
- "Peki daha sonra?"
- "Padişah olacağım..."
- "Peki ya daha sonra?"
Kısa bir an duraksar vali ve;
- "Hiç" der...
Sadece gülümser perişan kılıklı adam...
BEN DER ŞİMİDEN HİÇİM J

 

Bu kısa öyküyü ilk duyduğumda, benim ruhumun hiç kimse olmak isteyen
adamının öyküsünü bulduğumu anlamıştım...
Hepimiz hep başka birileriyiz...
Sevdiğimiz, beğendiğimiz, örnek aldığımız, kıskandığımız, yerinde olmak istediğimiz birilerinin seslerini, sözlerini, bakışlarını ve tavırlarını alıyor, sanki bize aitmiş gibi kullanıyoruz...
Sabahları kalkıp elbise dolabımızın önünde durduğumuzda,  giyeceğimiz elbiseye ve
yanına gideceğimiz insanlara en çok uyacak maskeyi de seçiyoruz, elbiselerimizin yanında duran maskelerimizin arasından... Hep daha fazlasını isterken, aslında giderek hep daha az alıyoruz... Bütün ömrünü kariyer, güç ve para peşinde gece gündüz çalışarak geçiren insanların, günün birinde bütün kazandıklarını, elindekileri kazanırken yitirdikleri sağlıklarına harcadıklarını görüyoruz... Bir ömrün sonunda evleri, arabaları ve para kasaları olan insanların, bütün bunları kazanırken kim bilir kaç gerçek aşkı yitirdiğini ve günün birinde
yaşlanıp başlarını yaslayacakları bir sevgili omuzu aradıklarındaysa,soğuk ev duvarlarının, lüks araba koltuklarının ve çelik para kasalarının bir sevgilinin yerini tutmadığını, acı içinde fark ettiklerine şahit oluyoruz..

Siz isterseniz,"herkes" olmaya devam edin...
Ben "Hiç kimse olmak istiyorum." Sadece bana ait yanılgılarım, hatalarım, hüzünlerim, kahkahalarım, fotoğraflarım, kelimelerim, şarkılarım ve hiç benim olmayanlarım ile birlikte, bir hiçliğe doğru tek başıma karışıp gitmeyi düşünüyorum..."

Alıntı...

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Francis Bacon'dan hayata dair özlü sözler...

Tarih 13 Ekim 2007, 10:04. Yazan ugurlab.  
Etiket: bilgi, francis bacon, güç, hayat, hazmetmek, kafa, kazanmak, muhafaza etmek, yemek, yerleştirmek, zengin, özlü sözler

"Bizi güçlü yapan yediklerimiz degil, hazmettiklerimizdir.
Bizi zengin yapan kazandiklarimiz degil, muhafaza ettiklerimizdir.
Bizi bilgili yapan okuduklarimiz degil, kafamiza yerlestirdiklerimizdir."

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

HAYATLA RÖPORTAJ...

Tarih 24 Eylül 2007, 21:07. Yazan ugurlab.  
Etiket: hayat, röportaj, sonsuzluk, zaman

Hayatla röportaj yaptığımı gördüm rüyamda.

"Benimle röportaj mı yapmak istiyorsun?" diye sordu Hayat.

"Zamanın var mı?" diye sordum.

Gülümsedi.

"Benim zamanım Sonsuzluk" dedi Hayat. "Ne sorular var yüreğinde?"


"İnsanlarla ilgili en çok neye şaşıyorsun?" diye sordum.

Hayat yanıt verdi.

"Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar. Para kazanmak için sağlıklarını kaybediyorlar, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar. Gelecekle ilgili endişelenmekten şimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne şimdiyi ne geleceği yaşayabiliyorlar. Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar. Hayatlarını kazanmak için eğitim alıyorlar ama yaşam ustası olmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar."


Hayat elimi tuttu. Bir süre sessiz kaldık.Derin bir nefes aldım. Ona, insanların neleri öğrenmelerini istediğini sordum.

Hayat yanıtladı.

"Hiç kimseyi seni sevmeye zorlayamayacağını, yapabileceğin tek şeyin seni sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek öğrenilebileceğini öğrenmelerini isterdim. Başkalarıyla kendilerini kıyaslamamayı öğrenmelerini isterdim. İki insanın aynı şeye bakıp farklı şeyleri görebileceğini öğrenmelerini isterdim."

"Zengin insanın en çok şeye sahip olan değil, en az şeye ihtiyaç duyan insan olduğunu öğrenmelerini isterdim. Bir sevecen yüreği derinden yaralamanın bir anda olduğunu; ama iyileştirmenin çok uzun sürdüğünü öğrenmelerini isterdim. Seni seven insanların duygularınmı nasıl ifade edebileceklerini bilmedikleri için seni sevmediklerini sanmak yerine onların sevgisini hissetmeyi öğrenmelerini isterdim."


Hayat derin bir nefes verdi. Hayatın nefesi kelimelere dönüştü.

"Söylediklerimi yüreğine kaydet" dedi. Söylediği cümleyi yüreğime kaydettim.

"Başkalarını affetmek yeterli değil, kendini de affetmeyi öğren".


Yüreğim kuş gibi hafiflemişti.

"Son bir soru daha, Hayat" dedim. "Benden ne istiyorsun?"

Bütün odayı beyaz bir ışık kapladı... ve Hayat yanıtladı.


"Senin kendin olmanı istiyorum, yoksa başkası olurdun. Sana bugün ihtiyacım olduğunu bil, yoksa bugün benimle olmazdın. Kendi eşsizliğini ve biricikliğini bil; çünkü ben kendimi tekrar etmeyecek kadar yaratıcı ve zenginim. ve gerçekten TEK değerli olanım. Değerimi bil."

Hayat'ın içimde dışımda her yerde aktığını hissettim. Kendimizi sevdiğimiz kadar Hayat 'ı sevebilirdik ancak. Ne daha az ne daha fazla.

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

yazı:"Bilgine sormuşlar..."

Tarih 24 Eylül 2007, 00:11. Yazan ugurlab.  
Etiket: bilgin, dost, hayat, korku, sevgi, umut

Sormuşlar bir bilgine: HAYAT nedir diye?
Bilgin; iki yönlü bir yol
devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de
vardır bir yoldaş her köşesinde
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan
bazen de aşarsın dertleri
sanki uçuyormuş gibi inerek buradan.

Peki, SEVGİ nedir? Diye sormuş biri
Kalbine sığmayacak kadar geniş
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz,
kokusunu alamayacağın kadar uzak
hayal edemeyeceğin kadar yakın...

Ya KORKU nedir? Diye atılmış diğeri
Bir yağmur damlasındaki barut kokusu.
Belki de saklanılan bir hayal yontusu
ya bir miniğin haykırırışı,
ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı....
Peki ya UMUT nerededir? Diye atılmış bir umut avcısı.
Bilinmezde değildir bilirim, yerini kaygılı ve tasalı.
Aradın boşuna heryeri ama unuttun en kolay yeri besbelli
bunu derken işaret etti insanın en derinden yaralanan yerini...
Peki DOST kimdir? Diye sormuş biri.
Bilgin; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini,
verdin mi desteğini, sordun mu halini,
yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi.

Hissettin mi DOSTLUĞU? Demiş diğeri.
Bilgin :
Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?
Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Haftanın sözü

Tarih 12 Eylül 2007, 21:57. Yazan ugurlab.  
Etiket: hayat, keyif

Franklin bir cocuga bir elma vermis.  Cocuk çok
sevinmis.  Bir elma daha vermis.  Cocuk daha
çok
sevinmis.  Bir elma daha verince cocuk
sevincten deliye
dönmüs.  Ve bir elma daha verince, cocuk dort
elmayi
elinde zaptedememis, sonuncusunu düsürmüs
yere...  Bu
sefer aglamaya baslamis cocuk.
Hayat boyledir iste...  Hayal etmedigimiz bir
saadete
eristikten sonra, onun bir lokmasini dahi
kaybetmek
bizi perisan eder.
Haftanin Sozu:
"Keyifler degildir yasami degerli
yapan.Yasamdir,keyif almayi degerli
kilan
" - Bernard Shaw

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Küçük önlemler bebeklerin hayatını kurtarıyor

Tarih 12 Eylül 2007, 16:31. Yazan ugurlab.  
Etiket: bebek, hayat, kurtarmak, önlemler

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, bebeği yüz üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını söyledi.

Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer riskler konusunda sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özmert, 1 yaşından küçük bebeklerin, hiç bir hastalığı olmaksızın, yatağında ani olarak ölmesi durumuna Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek, bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi. Özmert, ABÖS hakkında çalışmaların, bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yeni doğan döneminde meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici olduğunu belirten Özmert, şunları söyledi: 'Bebeği yüz üstü yatırmak, ani bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler, yüz üstü pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda, aniden ölen bebeklerin, diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara, bebeklerini besleyip gazını çıkarttıktan sonra, sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz. Yan yatırmada bile bir miktar risk var.'
      
BEBEK YATAKLARININ ÖNEMİ
Bebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert, yan bile yatırılsa yatak yumuşaksa, bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine gömülebileceğini, bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini anlattı. 'Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı' diyen Özmert, oyun parkı gibi, başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı.

Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası, yastık ve oyuncaklar ile yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep olabildiğini belirten Özmert, şöyle devam etti:

'Bir yayında şöyle bir örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış, bebeğin elinde de eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora götürüyorlar. Doktor bir bakıyor, saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının kopmasına neden olabilir. Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı. Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı, gereksiz hiç bir şey konulmamalı.

Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği, bebeğin başının çıkamayacağı kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek elini, ayağını, başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir.'
      
'SİGARASIZ EV, SİGARASIZ ARABA'
Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert, çocuğun yanında sigara içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert, sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı:

'Sigarayı sokakta bile içseniz, akciğerlerinizde depolanmış hava ile solunumu verdiğiniz zaman, sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan bile, sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı bırakmalılar. ’Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum’ bahanesi kesinlikle geçerli değil.' Özmert, aileleri, bebekleri yanlarında iken arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak, 'Şu sloganı benimsemekte fayda varigarasız ev, sigarasız araba' diye konuştu.
      
'BEBEĞİ NORMAL GİYDİRİN'
Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve titreyemediklerini, yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan Özmert, şunları söyledi:

'Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar. Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir.

Ayrıca bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler soğuktaysa, mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek, fazla ısıya maruz bırakmak, Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini artırıyor.'

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.