Tarih 08 Eylül 2008, 19:51. Yazan ugurlab.
Etiket:
beslenmek, hücre, kanser
1. Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.
2. Bir kişide hayatı boyunca 6 ila 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.
3. Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.
4.
Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna
işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı
faktörlerine bağlı olabilir.
5. Çoklu beslenme eksikliğini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.
6.
Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde,
sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder
ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol
açar.
7. Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir.
8.
Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar.
Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok
olmasına yol açmaz.
9. Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok
fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya
tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara
ve komplikasyonlara yenik düşer.
10. Kemoterapi ve radyasyon
kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak
yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin
başka taraflara atlamasına neden olabilir.
11.
Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak
için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır. Kanser Hücreleri Aşağıdakilerle Beslenirler;
a)
Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli
bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi
tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir
tatlandırıcı Manuka balı veya molastır ama az miktarda alınmalıdır.
Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi
bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.
b) Süt vücudun,
özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser
mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek
kanser hücreleri aç bırakılabilir.
c) Kanser hücreleri asitli
ortamda geliş irler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz
eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle
kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme
hormonları ve parazitleri bulunur.
d) %80 taze sebze ve meyve
suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan
bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren
pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15
dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen
ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre
üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze
sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için.
Günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40o C'de yok olur.
e)
Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay
daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen
toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya
filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.
12.
Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister.
Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin
birikimine neden olur.
13. Kanser hücrelerinin duvarları sert
protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser
hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar
ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini
sağlar.
14. Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac,
anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık
sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser
hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğ er destek
maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan
hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış
hücre ölümüne yardımcı olduğ u bilinmektedir.
15. Kanser zihinsel,
bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser
savaşcısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve
asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı
öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.
16.
Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve
derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına
yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer
bir yöntemdir.
John Hopkıns Hastanesi'nden Kanser Güncellemesi
1. Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.
2. Dondurucuya su şişesi koymayınız.
3. Mikro dalga fırına plastik ambalaj koymayınız.
4.
John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır.
Bu bilgi Walter Reed Ordu Tı p Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır.
Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden
olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece
zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin
içindeki dioksinin salınmasına neden olur.
Castle Hastanesi
Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini
anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri
ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar
içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini
söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce
metindeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine
göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya
geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden
olmaktadır.
Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning
Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye
etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından
çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır.
Kâğıt uygundur, ama kâğıdın
içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap
kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food
restoranlarının plastik köpük kaplardan kâğıt kaplara döndüğünü de
hatırlattı. Nedenlerden biri dioksin sorunuydu.
Kendisi plastik
ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında
pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler
radyasyona maruz kalıp ısınınca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki
zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler
plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.
Tarih 22 Temmuz 2008, 08:21. Yazan ugurlab.
Etiket:
asansör, asparagas, ayaküstü, davranış, doktor, doktor eşi, dünya, gazete, hasta, hipokrat, ilaç, iğne, kahve, kanser, makina, merdiven kahve, robot, sakat, sigara, sinir, soru, tedavi, telefon, tıp, tıp haberleri, yemini, zevk, çocuk, şikayet
1. Eğer bizi kahve makinasinın başında ya da sigara molasında yakalarsanız muhakkak hastalıklarınızla ilgili bir soru sorun. Bizim dünyada zevk aldığımız tek şey tıptır ve molayı sizin sorularınızı yanıtlamak için verdik.
2. Evdeki ilaçlarınız iyi gelmiyorsa hemen bizi telefonla arayın.Telefondan teşhis koymak gibi müthiş bir yeteneğimiz vardır.
3. Ayaküstü, merdiven aralığında, kapı arkasında veya asansörde karşılaştığınızda hemen oranızın buranızın ağrıdığını anlatmaya başlayın, biz her an sizi düşünürüz ve zaten asansöre de hastalarla karşılaşabilmek için bineriz.
4. Gazete okuduğunuz asparagas tıp haberleri hakkında doktorları her fırsatta sıkıştırınız, çünkü gazeteciler her zaman tıp konularını doktorlardan daha iyi bilirler, güncel takip ederler ve her yazdıkları doğrudur. Böylece doktorun bilgisizliğini ve açıklarını yüzüne vurma fırsatını yakalamış olursunuz.
5. Doktorlar sinirsiz insanlardır, hatta insan değil robotturlar, yorulmaz, uyumaz, tatil yapmaz ve sinirlenmezler. İstediğiniz kadar, hatta sonsuza kadar soru sorabilirsiniz, hatta sorduğunuz soruların cevaplarını dinlemek bile zorunda değilsinizdir, doktor önceki soruya cevap vermekteyken, yeni soru sorabilirsiniz, doktor buna hiç alınmaz. ÜSTELİK, doktora sorduğunuz ve cevabını aldığınız konuda doktorun dediklerini uygulamak zorunda bile değilsiniz, ama iyileşmediğinizde doktorun dediklerini uygulamadığınız halde doktora HESAP SORMA hakkınız vardır.
6. Bize kolay kolay teşekkür etmeyin. Nasıl olsa karşınızda bir köle var.
7. Doktor olurken nasıl olsa HİPOKRAT YEMİNİ ettik ya, doktorları kızdırsanız bile onlar size sonsuza kadar köle gibi hizmet etmeye mecburdurlar. Hakaret edebilirsiniz, üstüne yürüyebilirsiniz, şikayet edebilirsiniz, sağda solda aleyhinde konuşabilirsiniz, ama işiniz düştüğünde hiç çekinmeden yine kendinizi ellerine teslim edebilirsiniz, ne de olsa hipokrat yemini etmişlerdir.
8. Doktorlara danışmadan kendi kendinize her türlü tedaviyi yapabilirsiniz, hastalığınız daha da kötüye gittiğinde doktor sizi her durumda kurtarır, sorun değil.
9. İlacın acı olduğundan veya iğnenin yaktığından dolayı doktora kızmakta serbestsiniz, çünkü sizi doktor hasta etmiştir ve ilacın tadını doktor ayarlamıştır.
10. Verilen ilaç "kanser yapar mı?" diye sorunuz. Çünkü doktor sizi kasıtlı olarak kanser etmeye çalışmaktadır. Hamileyseniz verdiğiniz ilacın çocukta bir sakatlık yapıp yapmayacağını doktora sorun, çünkü doktor sizin sakat bir
çocuk doğurmanızı istemektedir.
11. Doktorlar tüm dünya tıbbını bilirler, cildinizdeki kaşıntıyı beyin cerrahına rahatça danışabilirsiniz. Sadece karşılaşmış olmanız yeterlidir, uzmanlık alanı diye bir kavram tamamen palavradır.
12. Doktorun evine telefon ederek, doktor evde yokken eşine hastalığınızla ilgili soru sorabilirsiniz, mutlaka bilecektir, doktor eşidir ya, bilir.
Prof.Dr. Esat ORHON'dan alıntıdır.
Tarih 20 Mayıs 2008, 18:56. Yazan ugurlab.
Etiket:
kanser
KANSER NEDİR?
• ana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu
tümörlere verilen genel addır.
• Kanser, genellikle kontrolden çıkan
hücrelerin sürekli çoğalmalarıdır.
• Kanserler, malignant (kötü huylu)
tümörlerdir; yani benign (iyi huylu) tümörlerin aksine başka dokulara sızma ve
yayılma (metastaz) özelliği gösterir.
Kanserli hücreler neden sürekli
bölünürler?
Kültürde, normal hücreler komşu hücrelere yapışarak ilişkilerini
devam ettirirler. Bu yapışma (adhezyon) noktalarında hücrelerde elektronca yoğun
bir plak oluşur. Bununla birlikte, hücrelerin ameboid uzantılarında yavaşlama ve
durma görülür. Bu olaya kontak inhibisyon denir. Bu şekilde, hücre bölünmesi
kontrol edilir. Deneysel olarak, normal hücreler bir kültür ortamında
kendilerine sağlanan ortam şartları ne kadar iyi olursa olsun kontak inhibisyon
nedeniyle tek tabaka oluşturduktan sonra daha fazla çoğalmazlar. Çünkü, bölünme
sınırlı sayıda olur. Fakat, kanser hücreleri sürekli çoğalarak birkaç tabakalı
düzensiz kitleler oluştururlar. Bu da kanser hücrelerinde kontak inhibisyon
kaybı olduğunu göstermektedir.
Kanser nasıl oluşur?
Kanserlerin
yaklaşık %80-90’ı çevresel ve/veya davranış faktörleri tarafından meydana gelir
ve önlenebilme potansiyeli vardır. Kalıtım yoluyla kanser meydana gelme
olasılığı çevresel faktörlere oranla çok daha azdır.
x-ışınları, uv
(ultraviyole-morötesi) ışınları gibi fiziksel ve bazı ilaçlar, polisiklik
aromatik hidrokarbonlar gibi kimyasal faktörlerin yanında virüsler de biyolojik
olarak normal karaktere sahip bir hücre kültürünü transforme ederek kanser
oluşturabilirler.
Kimyasal karsinojenler, tümörü ya uygulandığı yerde (örn:
cilt) veya absorbe edildiği yerde (örn: bağırsak) ya da metabolizmanın durumuna
göre karaciğer, böbrek gibi organlarda, bazen de direkt olarak alakası olmayan
bir yerde meydana getirirler. Fakat, karsinojene maruz kalma kanser oluşturmak
için tek başına bir sebep değildir. Karsinojenler ancak uygun yer ve zamanda
kanser oluşturabilirler.
Sayabileceğimiz bazı kimyasal karsinojenler
şunlardır:
¨ Hidrokarbonlar: baca temizleyicileri, boya endüstrisinde
kullanılan maddeler
¨ Aflatoksin ( küf mantarı tarafından sentezlenir)
¨
Nikel, krom
¨ Sigara (nikotin, tar)
¨ Yiyecek katkıları
¨ Birçok
ilaçlar
¨ Parfümlerde kullanılan bazı kimyasallar
Fiziksel
faktörlerin, kanserojen kimyasal maddelerin veya onkojenik (kansere neden olan)
virüslerin konak hücre genomu ile etkileşimleri sonucu hücreler değişmekte ve
farklı antijenite kazanmaktadır. Bir normal hücrenin kontrolden çıkarak hızla
bölünmesiyle oluşan kanserli hücrede birçok anormal doku antijeni belirmektedir.
Tümör hücrelerinde yeni yeni antijenler oluşmakta ve normal antijenlerin kaybına
veya değişikliğine neden olabilmektedir. Erken fötal dönemde, normalde bulunan
protoonkogenlerin ( kansere sebep olabilme potansiyeli olan gen)
farklılaşmasıyla anormal genler oluşmakta ve bunlara selüler onkogenler adı
verilmektedir.
İmmün sistem (bağışıklık sistemi) ve kanser oluşumu
arasındaki ilişki
Bağışıklık sistemi yabancı doku antijenlerini kolayca
tanıyabilir ancak, tümör dokusunu organizmadan kolayca atamaz. İnsanda bir
saniyede bir milyara yakın hücre çoğalması olmakta ve somatik olarak bunların
birkaçı, günde yüzlercesi mutasyonla farklı hücreler oluşturmaktadır. Bu farklı
hücrelerin temizlenmesinde hücresel immün cevap mekanizması rol oynamaktadır.
Buna, immün sistemin kansere karşı “immün denetimi” denmektedir. İmmün sistem,
tümör oluşumunu denetlemekte, aynı zamanda tümör hücresi ve antijenlerine karşı
immün cevap çıkarmaktadır. Hücresel immün cevap baskılandığı zaman kanser
oluşumu artmaktadır.
Yenidoğan ve yaşlılık dönemlerinde immün cevap
mekanizması zayıflamaktadır. Yaşlılarda prostat kanseri, çocuklarda nöroblastoma
sık görülmektedir. İmmün sistemi baskılayıcı ilaç kullananlarda tümör oluşumu
riski artmaktadır. İmmün sistem bozukluğu olan hastalarda da bazı kanser tipleri
gelişebilmektedir.
Kanser neden öldürür?
Kanser hastalarının çoğu,
kalp hastalığı veya başka enfeksiyonlar gibi kanserle ilgisi olmayan nedenlerden
dolayı ölür. Tümörün bulunduğu bölge ve tümörün yayıldığı bölgenin büyüklüğü
ölümü direkt veya indirekt olarak etkileyen nedenlerdir. Ölümün temel nedeni,
beyin, akciğer, karaciğer gibi hayati önemi büyük olan organlarda tümör oluşması
veya tümörün bu organlara yayılmasıdır.
Kanser teşhis eden
köpekler
Son olarak, kanseri teşhis edebilmek için günümüzde kullanılagelen
metodlara alternatif olabilecek yeni bir araştırmadan bahsetmek ilginç olacaktır
sanırım.
Schnauzer türü köpek, derideki ben kanserlerini (melanoma) tanı
yapılmadan önce, koklayarak teşhis edebilmektedir.
Bazı hastalarda melanoma
kolay gözükmeyecek bir yerde olabilir. Melanomaların %20’si bu nedenle teşhis
edilememektedir. Florida’lı eski polis köpekleri terbiyecisi Duane Pickel, bir
kanser uzmanının da yardımıyla, bu köpeği hemen hemen hiç yanılmadan melanoma
tanır hale getirmiştir. Tıp kitaplarına “Köpekle Tanı” diye bir bölüm eklenecek
mi dersiniz?
Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler arasında 4.
sırada yer alan kanser, son yıllarda kardiyovasküler sistem hastalıklarından
sonra 2. sıraya yükseldi.
Kanserin sebebi nedir?
Çevresel ve içsel
nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon,
viruslar gibi) ve içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal
mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak
hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.
Hangi
organlarda kanser olur?
Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku
ve organlarda kanser gelişebilir.
İyi huylu ve kötü huylu tümör ne
demektir?
İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar.
Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da
kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak
organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz (yayılma)
denir.
Kanser ne sıklıkla görülen bir
hastalıktır?
Erişkinlerde her yıl 100 bin nüfus için 150-300 kişi kansere
yakalanır. Ülkemizde her yıl 150 bin kişinin kansere yakalandığı tahmin
edilir.
Kanserden korunmak mümkün mü?
Sigara ve alkol kullanımı ile
gelişen kanserlerin önlenmesi mümkün. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam
koruma mümkün olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok
yüksek oranlarda korunmam mümkün. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü
büyük.
Kanserden nasıl korunabilirsiniz?
Sigara içmeyerek, beslenme
alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak
kanserden korunmak mümkün.
Sigara ve tütün kullanımından kaçınmak:
Sigara
ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak (farinks), soluk borusu
(larinks), yemek borusu, pankreas, rahim ağzı (serviks), böbrek ve idrar torbası
(mesane) kanserlerine yol açtığı kesin olarak biliniyor. Bu nedenle sigarayı
içmeyerek bu kanserlerdenkorunubilirsiniz.
Sadece sigara içenler değil, pasif
sigara içicileri de bu hastalıklara karşı risk altında bulunur.
Beslenme ve
diyet:
Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal
kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih
edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal ağırlığın
korunması, alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada etkin rol
oynuyor.
Güneş ışınlarından korunma:
Bazal ve skuamöz hücreli deri
kanserleri güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle
güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi
engellenebilir.
Erken tanı işe yarar mı?
Kişilerin kendi
kendini muayenesi, kontrol muayeneleri ve taramalar ile erken tanı mümkün.
Böylece hastalığı daha erken tanı konulabildiğinden tedavi şansı da yükseliyor.
Buradan hareketli hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri
yaptırmaları öneriliyor.
Erken tanı için bazı öneriler:
Meme
kanseri:
40 yaş ve üzerindeki kadınlar her ay kendi kendine meme muayenesi
yapmalı, yılda bir kez doktor muayenesi ve mamografi yaptırmalı. 20-39 yaşındaki
bayanlar ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, 3 yılda bir de
mamografi yaptırmalı.
Kalın Bağırsak Kanserleri:
50 yaşından sonra dışkıda
gizli kan testi, belirli aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi ve bağırsak
filmi çekilebilir. (Ayrıntı için doktorunuza danışınız.)
Rahim
kanserleri:
Cinsel olarak aktif olanlar ve 18 yaşın üzerinde olanlar yılda
bir kez PAP testi ve pelvik muayene yaptırmalı. Ardışık üç muayene normalse daha
seyrek yapılabilir.
Prostat kanseri:
50 yaş ve üzerindeki erkekler yılda
bir kez doktor muayenesi ve PSA (prostat spesifik antijen testi)
yaptırmalı.
Kanserin başlıca belirti ve bulguları nelerdir?
Kanserin
belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen
hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı
konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
Dışkılama ve idrar
alışkanlıklarında değişiklikler
Uzun süren, iyileşmeyen
yaralar
Beklenmeyen kanama ve akıntılar
Meme veya başka organlarda elle
hissedilen şişlikler
Yutma güçlüğü veya hazımsızlık
Siğil ve benlerde
belirgin değişiklik
Uzun süren ses kısıklığı ve öksürük
Bu bulgular
her zaman kanser demek değildir. Ancak nedenlerinin belirlenmesi için mutlaka
bir doktora başvurulması gerekir. Kanser bulaşıcı bir hastalık olmayıp, erken
tanısı ve tedavisi mümkün bir hastalık grubudur.
Kanser nasıl tedavi
edilir?
Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi, immünoterapi başlıca
tedavi yöntemleridir.
Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür?
Tüm
kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde % 60, çocuk
kanserlerinde ise % 77 oranında iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi,
yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan
etkiler.
Tıp Dünyası Kanserle Mücadelede Yalnız Değil
Kanser
hastalığı, yıllardır tüm dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri olarak
karşımızda duruyor. Tüm dünyayı ilgilendiren bir problem olan bu hastalığa karşı
tıp dünyasında önemli başarılar kazanılsa da, kanser hastası sayısı dünyanın tüm
bölgelerinde artmaya devam ediyor.
Günümüzde, tüm dünyada 20 milyonu
aşkın kanserli var, her yıl,10 milyon kişi kansere yakalanmakta, 2003 yılında 6
milyon kişi kanserden öldü ve 2020 yılına kadar bu rakamın 10 milyona ulaşması
bekleniyor.
Ancak, biraz önce de belirttiğimiz gibi, tıp dünyasında
kanserle mücadelede her geçen gün yeni gelişmeler yaşanıyor ve kanserle
mücadelede çok önemli yol alındı. Cinsine, yaygınlığına ve hangi organda
olduğuna göre değişiklikler gösteren bu hastalıkta, özellikle
meme,prostat,testis,tiroid,hodgkin gibi kanserlerin tedavisinde başarı şansı
yüzde 90’lara ulaştı.
Fakat, kanserle savaşta sadece tıp alanındaki
çalışmalar yeterli olmuyor. Bu konuda, halkın desteği ve çalışmaları da önem
arzediyor. Özellikle, Kanser hastalığına neden olan sigara, radyasyon, virüs ve
yanlış beslenme gibi dışsal nedenlerle mücadelede halkın bilinçlendirilmesi ve
halka yol gösterilmesi önemli.
Bu konuda da tabi en önemli görev sivil
toplum örgütlerine düşüyor. Biz de Türkiye’de kanserle mücadelede kurulan ilk
sivil toplum kuruluşu olan Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Genel Başkanı
Prof. Dr. M.Tezer Kutluk ile, kurumun çalışmaları, kanserin nedenleri, kanserden
korunmanın yolları ve tedavi yöntemleri konularında konuştuk.
Kurumunuzun
çalışmalarından bahseder misiniz?
Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu,
1947 yılında zamanın önde gelen bilimadamları, politikacıları, toplum liderleri
tarafından kurulmuştur.Kuruluşundan günümüze gönüllü olarak çalışmalarını
sürdüren derneğimiz, 8 ildeki şubeleri aracılığıyla kansere karşı savaşmaktadır.
Kanserle savaş, kanserden korunmak, erken tanı, tedavide başarı şansını
arttırmak, psikososyal yaraların sarılması, hastanın tedavisi ve
rehabilitasyonudur. İşte bu konularda kurumumuz, kanser tedavisinde halka yol
göstererek, korunma ve tedavi yöntemleri konusunda halkı bilinçlendirerek,
kanser araştırmalarına destek sağlayarak, kanserle ilgili sağlık çalışanlarıyla
toplantılar yaparak, kurslar ve halka yönelik paneller düzenleyerek, medyayla
ilişkiler kurarak kanserle savaşmaktadır.
Diğer kurumlarla işbirliğiniz
ne ölçüde ? Özellikle yurt dışındaki kurumlarla işbirliği geliştirmede ne gibi
güçlükler yaşıyorsunuz?
Türkiye’de bu alanda ilk kurum olma
özelliğimizden dolayı Uluslar arası Kanser Savaş Örgütü’yle çok ciddi dayanışma
içindeyiz. Üyesi olduğumuz bu cemiyetin katkılarıyla, kanserli hastaların- fakir
hastaların kalabileceği bir hasta evine destek olmaktayız.Avrupa Kanser Ligi’nin
üyesiyiz.Dolayısıyla Avrupa’da bu konuda ne gelişme oluyor takip edebiliyoruz,
insanları nasıl bilgilendiririz diye bilgi alışverişinde bulunuyoruz.
Ülkemizdeki üniversitelerle, sağlık kuruluşlarıyla iş birliği yapıyoruz. Ama
tabi Kanser Kurumu sonuçta gönüllü ve kendi yarattığı kaynaklarla ayakta
durabilen bir kuruluş; o nedenle halkımızın desteklerine ihtiyacımız var.Bu, her
zaman maddi destek olmak zorunda değil,halkımızın, kurumumuzun tanınırlığına,
kurumumuzun çalışmalarına verecekleri destek sonuçta halkımıza dönecek. Çok
güzel bir örnek var elimizde, Gaziantepli bazı meslektaşlarımız, Genel
Merkezimiz ve özellikle Gaziantep halkının büyük desteğiyle Gaziantep’te bir
tane kanser hastanesi kurduk.
Çalışmalarınızda maddi yönden sıkıntılar
yaşıyor musunuz?
Maddi sıkıntı içinde değiliz, ama gönül ister ki, biz
daha fazla kanser hastasına yardım edebilelim, kanserden korunmayla ilgili
çalışmalara daha fazla kaynak ayırabilelim ve kanser araştırmalarına daha fazla
para harcayabilelim. Bu tür şeyleri yapabilirsek çok daha iyi şeyler yapabilecek
bilgi birikimimiz, tecrübemiz ulusal ve uluslararası işbirliği yapabilecek
olanaklarımız var.
Sağlık Bakanlığı’yla ilişkileriniz hangi düzeyde,
çalışmalarınızda devlet desteği alıyor musunuz?
Biz devletten para
desteği almıyoruz, çünkü biz devlete yardımcı olmalıyız diye düşünüyoruz.Halkın
bize vereceği bağışlarla bu kurumu daha fazla yükseltirsek bu kuruma sağlanan
para yine halka dönecektir.Gaziantep’teki hastanemize trilyonlarca para
harcandı.Ahmet Andiçen Hastanesi açıktır.Kaç seneden beri hizmet etmektedir.Bu
tür hizmetler halkımıza dönüyor.Sivil toplum örgütleri destek veriyor ama
halkımızın duyarlılığı önemli.Halkımızın kurumları iyi tanımaları lazım.Bizi
tanımak isteyen herkese açığız.Onların istediği şekilde kendimizi
tanıtmaya,oturmaya,konuşmaya hazırız.Web Sayfamız aktif ve web sayfamızdan
kanserle ilgili soruları cevaplamaya çalışıyoruz.
Toplumda Kanser hastası
sayısı artıyor mu?
Tabi, nüfus arttığı için toplumda kanserli birey
sayısı artıyor tabi ki. Yaşlı nüfus arttığı için yaşlı hastalık olan kanser daha
fazla artıyor. Ama kanserli hasta sayısı artmasına rağmen bireyin kanser olma
ihtimalinde patlama tarzında bir artış görülmemektedir.Tıp artık eskisi gibi
değil.Modern görüntüleme yöntemleri yani radyolojik yöntemler ile tıpta teşhis
artıyor.Eskiden hekimlere kanser tedavi edilmez diye gelmeyen insanlar, tedavi
ve teşhis imkanlarındaki bu gelişmelerle birlikte geliyorlar.
Kanser
Hastalığı, yıllardır en önemli ölüm nedenlerinden biri olarak karşımızda
duruyor. Tıp Dünyasında, bu hastalığa karşı her geçen gün yeni gelişmeler
yaşanmasına rağmen hala kökten bir çözüm üretilemedi.Sizce modern teknoloji bu
hastalığı sıradan bir hastalık haline getirebilecek mi?
Kanser, sıradan
bir hastalık haline mutlak gelecektir, gelmekte bile. Kanser tek bir hastaık
olmayıp, vücuttaki tüm doku ve organlarda gelişebilmektedir.Kanser, hangi
organda olduğuna göre, yaygınlığına göre değişmektedir. Tek bir kanserin
tedavisi diye bir şey yok.Kanserin tedavisi var, cerrahi (ameliyat), radyoterapi
(ışın tedavisi), ve kemoterapi (ilaç tedavisi) başlıca tedavi yöntemleri. Başka
tedavi yöntemleri de var tabi; ama başlıca tedavi yöntemleri bunlar.Bu
yöntemlerle, çocuk kanserlerinde tedavi şansı yüzde 78’e çıktı; erişkin
kanserlerinde ise yüzde 63’e ulaştı.Ancak bu oranların bir şartı var.Doğru
zamanda, doğru yerde ve doğru tedaviye ulaşmak kaydıyla. Yüzde 63 yüksek bir
rakam değil denilebilir ancak bu oran 1970’lerde yüzde 40’larda, yüzde
50’lerdeydi.Bu oran günümüzde, meme kanserinde yüzde 90’ları çoktan aştı.Prostat
Kanseri, testis, yumurtalık kanseri bunlarda tedavi şansı çok daha yüksek.
Akciğer ve Karaciğer kanseri daha zor. Zor ama onlarda bile tedavi yöntemi var.
Yani kanserin tedavisi var. Son yıllarda bu tedavi yöntemlerindeki özellikle
moleküler alanlardaki gelişmeler bizi çok daha fazla
umutlandırmakta.
Kanserde erken tanı ve tedavinin önemi
biliniyor.Kanserin belirtileri nelerdir, insanlar hangi durumlarda bir sağlık
kurumuna başvurmalı?
Şunlar kanser belirtisidir şunlar değildir diye bir
şey yok; ama şunlar söylenebilir: dışkılama ve idrar alışkanlıklarında
değişiklikler, iyileşmeyen yaralar, beklenmeyen kanama ve akıntılar, meme ve
başka organlarda elle hissedilen şişkinlikler, yutma güçlüğü ve hazımsızlık,
siğil ve benlerde belirgin değişiklikler, uzun süren ses kısıklığı ve
öksürük.Tabi bu belirtiler her zaman kanser değildir. Erken tanı diyelim ama bir
taraftan da panik ve kanser paranoyası yaratmamamız lazım.İnsanlarda her
yetişkin insanın ve çocuğun doktor kontrollerine belirli periyotlarla gitmesi
lazım; ama erken teşhis için Uluslararası Kanser Cemiyetleri’nin bazı kanser
türlerine yönelik özel önerileri var.Bunlardan bir tanesi meme kanseri. 40 yaş
üzeri bayanlar, kendi kendine meme muayenesi ve mamografi yaptırmalı; 20-39
yaşındaki bayanlar ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, 3 yılda bir
de mamografi yaptırmalıdır. Mamografi röntgendir, hiçbir zararı yoktur. Kalın
bağırsak kanserlerinde ise, 50 yaşından sonra dışkıda gizli kan testi, belirli
aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi ve bağırsak filmi çektirilmelidir. Rahim
kanserinde de, cinsel olarak aktif olanlar, 18 yaşın üzerinde olanlar yılda bir
kez PAP testi ve pelvik muayene yaptırmalıdır. Prostat Kanserinde, 50 yaş
üzerindeki erkekler yılda bir kez doktor muayenesi ve PSA
yaptırmalıdır.
Kanser hastalığının önemli bir nedeni olan sigaranın,
kullanım oranı ülkemizde günden güne artarken, kullanım yaşı da gittikçe
düşüyor. Bu konuda sizce ne gibi önlemler alınabilir?
Sigara kullanımına
artık alışkanlık demiyoruz, sigara bağımlılık yapar diyoruz. Sigara aynen
kokain, eroin v.s. gibi psikoloji kitaplarında bağımlılık yapan maddeler
arasında.Ama uluslar arası sigara devleri söz konusu olunca sigara hala
yayılmaya devam ediyor. Ancak, geçtiğimiz yıl kasım ayında Türkiye’nin de içinde
bulunduğu yüzü aşkın ülke, dünya sağlık teşkilatının önderliğinde ilk defa bu
ölçekte büyük bir toplumsal sağlık anlaşmasına imza attı. Kırk ülkenin
parlementosundan geçtikten sonra bu yasalaşacak dediler.Kırkıncı ülkenin
parlementosundan da geçti. Buna göre, uluslararası anlaşma 28 Şubat’tan itibaren
yürürlüğe giriyor.
Bu yeni yasa sigarayla mücadelede ne gibi yenilikler
getiriyor?
Yasaya göre sigaraya getirilen kısıtlamalar daha da artacak.
Bizim 1996’da çıkan bir yasamız var. Bazı yasaklar var ama bazı konular belli
değildi. Yeni yasa bu konuda daha net.Sigara konusunda light sözcüğünün
kullanılması insanları korumuyor.Light sigara en az diğerleri kadar zararlı ve
kanserden korumuyor.Yeni yasa gereğince paketin önemli bir bölümünü kaplayacak
yazılar olmak zorunda, kapalı yerlerdeki sigara kullanımıyla ilgili yasaklar
daha ciddi daha kararlı uygulanarak takip edilecek, yasal yaptırımlar da
uygulanmak zorunda. Türkiye’nin de imza attığı uluslararası yasa bunu getiriyor,
bu kaçınılmaz iki kere iki dört. Sigara içiyor olabilirsiniz ama sigara
içenlerin bile sigaraya karşı savaşması lazım.Sigaraya başlama yaşı toplumumuzda
on bir yaş civarında. Yaklaşık 68 milyon nüfusu olan Türkiye’nin 20 milyondan
fazla insanı sigara içiyor. Türkiye’de kadınlarda ve erkeklerde akciğer kanseri
giderek artıyor. Kanser hastalıklarında birinci sırayı akciğer kanseri
alıyor.
Kanserden korunma yolları nelerdir?
Sigara içilmemeli ve
sigara içilen ortamlardan uzak durulmalı,beslenme ve diyette dikkat edilmeli,
örneğin; bitkisel kaynaklı besinlerin daha fazla tüketilmesi, özellikle
hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların
tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup egzersiz yapılması, ideal ağırlığın
korunması ve alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada yararlıdır.
Enfeksiyonlara gelecek olursak Hepatit B taşıyıcıları hepatitten kurtulsalar
bile ileriki dönemde karaciğer kanserine eğilim artıyor. Bu nedenle Hepatit B
aşısı zaten daha yaygın kullanılır oldu, bununla birlikte gelecekte karaciğer
kanserinde bir azalma bekliyoruz. Güvenli seks sadece AIDS ‘ten değil rahim ağzı
kanserinden de koruyor. Bunları yaptığımız zaman kanser sıklığında azalma
mümkün.
Kanser hastalığının Türkiye’de dağılımına bakıldığında ortaya
nasıl bir sonuç çıkıyor?
Zaman zaman basında televizyonda çıkıyor
Karadeniz’de kanser falan patladı diye bunun için düzgün kanser kayıtları
gerekiyor. Tüm Türkiye’den çok düzenli veri gelmediği için çok sağlıklı kanser
kayıtları mevcut değil ama bir bölge bir bölgenin beş katı gibi büyük
farklılıklar yok.
Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu
Sitesini Başlangıç Sayfanız Yapın!
Tarih 07 Aralık 2007, 23:15. Yazan ugurlab.
Etiket:
kanser, pankreas
Pankreasımız karın içinde, mide ile omurga arasında yer alır. Etrafında karaciğer ve bağırsaklar bulunur. 15 santimetre uzunluktadır. Baş, gövde ve kuyruk olarak 3 bölüme ayrılır. İnsülin ve diğer hormonları salgılar. Bunlar gıdalarla aldığımız enerjinin kullanılmasına ve depolanmasına yarar. Kanser ise bir hastalıklar grubudur. Kanser vücudumuzun yapıtaşı olan hücrelerimizde başlar. Normalde hücreler büyür, ihtiyaca göre çoğalır ve yenilenir. Ölü hücrelerin yerini yenileri alır. Bazen bu düzen bozulur, ihtiyaç olmadığı halde yeni hücreler çoğalır veya ölüp dökülmesi gereken hücreler yaşamaya devam eder. Bu hücreler çoğalıp bir grup haline geldiğinde buna tümör denir. İyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki tür tümör bulunmaktadır. İyi huylu tümör tedavi edilebilir, hayatı tehdit etmez ve tekrarlamaz. Kötü huylu tümörler ise büyür, yayılır ve kontrol edilemez. İşte bu kanserdir.
NEDENİ BİLİNMİYOR
Pankreas kanserinin asıl nedeni hala bilinmiyor. Neden bazı kişilerde olurken diğerlerinde olmadığı hala açıklanamadı. Ancak kesin bilinen bulaşıcı olmadığıdır. Kimseden kanser bulaşmaz. Bazı risk faktörlerinin pankreas kanserinin oluşmasına yol açabileceği düşünülüyor. Bu kanser türü erkeklerde ve 60 yaş üzerinde daha sık görülüyor. Sigara içenlerde 3 misli daha fazla oluşuyor. Şeker hastalarında ve ailesinde pankreas, bağırsak veya yumurtalık kanseri olanlarda daha sık gözleniyor. Yağlı beslenme veya bazı kimyasallar bu oluşumdan sorumlu tutuluyor. Bazı pankreas kanseri olan kişilerde bu risk faktörlerinin hiçbiri bulunmazken, risk faktörü olan herkes kanser olacak diye bir durum da yoktur.
SARILIKTAN ŞÜPHELENİN
Bu hastalık başlarda sessizdir, hiçbir şikayete neden olmaz. Ancak zaman ilerledikçe belirtiler ortaya çıkar. Karın veya bel ağrısı, iştahsızlık, halsizlik olabilir. Bulantı, kusma ve kilo kaybı görülür. Sarılık başlar, gözler ve deri sararır, idrar rengi çay gibi olur. Ancak bu şikayetler herhangi başka bir nedenden de kaynaklanabilir. Bu durumlarda bir dahiliye uzmanına görünmeniz uygun olur. Kesin teşhisi ancak bir doktor koyabilir. Günümüzde pankreas kanserinin kesin tedavisi ancak çok erken dönemde yakalandığında mümkündür. İlerlemiş durumlarda ise, hastalığı kontrol altına alan, hayatı uzatan ve sıkıntıları azaltan birtakım yöntemler uygulanmaktadır.
Tarih 05 Aralık 2007, 22:16. Yazan ugurlab.
Etiket:
kanser, temizlik maddesi, yanık, çamaşır suyu içme, çocuk
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, yanlışlıkla sıvı temizlik maddesi içen kişilerin, yemek borusunda yanıklar oluştuğundan ve tedavi uzun sürdüğünden 20-40 yıl sonra yemek borusu kanseriyle karşılaşabildiklerini söyledi.
Hastaların yüzde 75'inin beş yaşından küçük çocuklar ve yarıdan çoğunun erkekler olduğunu belirten Yorulmaz, bu tür yanıklara yol açan temizlik maddelerin başında çamaşır suyu, yağ çözücü, kireç sökücü ve lavabo açıcılar geldiğini söyledi...
Gün içinde en tehlikeli zamanın çocuğun oyun için serbest bırakıldığı öğleden sonra ve akşam saatleri olduğunu belirtti.
Temizlik maddesi içen çocukta aniden salya akması, bulantı, kusma, yutma güçlüğü, göğüs ağrısı, hırıltılı solunumun ortaya çıktığını, bu çocukların yaklaşık üçte birinde yutmayı engelleyecek biçimde yemek borusunda darlık meydana geldiğini belirtti.
Maddesi gibi şeyler içmiş olan çocukların asla kusturulmaması ve derhal hastaneye yetiştirilmesi gerektiğini, Evde kullanılan temizlik maddeleri kendi orijinal ambalajlarında tutulmalıdır. Açıkta satılan maddeler asla meşrubat ya da su kaplarına konulmamalıdır Bu tür maddelerin çocukların erişebileceği yerlerde tutulmaması, beş yaşından küçük çocukları diğer çocuklarla oynarken göz önünden ayırmamalı.
Tarih 12 Ekim 2007, 14:23. Yazan ugurlab.
Etiket:
böbrek, kanser, kriyotyerapi, prostat, yeni umut
Prostat ve böbrek kanseri hastalarına yeni bir umut olacak "kriyoterapi" yöntemi artık Türkiye'de de uygulanacak. Kanser tedavisinde uygulanan ameliyat ve ışın tedavisi yöntemlerine alternatif olan "kriyoterapi" yöntemi, Türkiye'de ilk defa Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı "Üroonkoloji Ünitesi"nde uygulanmaya başlanacak.
http://www.tgrthaber.com/news_view.aspx?guid={69FEDC04-E099-4840-842F-E03FA803CC60}
Tarih 25 Eylül 2007, 18:33. Yazan ugurlab.
Etiket:
kanser, parça almadan teşhis
Akdeniz Üniversitesi'nde görev yapan Doç. Dr. Murat Canpolat tarafından geliştirilen optik biyopsi tekniğiyle kanserli hücreler vücuttan operasyonla parça alınmadan anında teşhis edilmeye başlandı.
Antalya Teknokenti'nde SpektraPath adlı şirketi de kuran Doç. Dr. Murat Canpolat, ABD'nin Los Alamos kentinde kanserli hücreler üzerinde başladığı çalışmalarını Antalya'da sürdürüyor.
Los Alamos'ta kanser hücresi üzerine lazer ışığı gönderip yayılımına baktıklarını belirten Canpolat, bu işlem sırasında meydana gelen ışın spektrumunda normal hücre ile kanserli hücreleri birbirinden ayırt ettiklerini söyledi.
Los Alamos'taki çalışmaların tamamının dışarıdaki kültür hücreleri üzerinde yapıldığını belirten Canpolat, daha sonra bu laboratuvardan ayrılarak Florida kentinde kurduğu şirkette, aynı sistemi doku üzerinde kullanmayı denediğini ve başarılı olduğunu dile getirdi.
Geliştirdiği sistem için ABD'den patent aldığını anlatan Canpolat, sistem sayesinde kanser şüphesi bulunan kişilerin vücudundan operasyonla parça alınmasına gerek kalmayacağını vurguladı.
Rahim ağzı ve deri kanseri
Sistemi rahim ağzı ve deri kanseri için teşhis, beyin kanserinde de kanserli dokunun sınırlarını belirlemede kullandıklarını anlatan Doç. Dr. Canpolat, "Sistem aslında bütün kanser türleri için kullanılabilir. Ancak hepsi için ayrı ayrı çalışmak gerekiyor. Çünkü doku yapıları, ışın etkileşimleri farklı olabiliyor" dedi.
Canpolat, Akdeniz Üniversitesi'nde rahim ağzı kanseri teşhisi konan 60 hasta üzerinde deneyler yaptıklarını anlattı.
"Rahim ağzı kanserinde dokudan hücre alınıp, patolojiye gönderiliyor.Hücrede kanser belirtisi varsa, biyopsi yapılıyor. İleri boyuttaysa ameliyata alıyorlar. Bu pahalı bir süreç. Patologlar araya giriyor, zaman kaybediliyor. Biz bu hastalarla ilk aşamada hastaya dokunmadan çalıştık. Biyopsi yapılan hastalardan alınan parçalar üzerinde patolojiye gitmeden önce optik biyopsi tekniği ile ölçüm yaptık.
Kendi sonuçlarımızla patoloji sonuçlarını karşılaştırdığımızda yüzde 91.6 başarılı olduğumuzu gördük. Kullandığımız sistem tamamen güvenilir ama yeni bir sistem olduğu için henüz üzerindeki çalışmalar sürüyor."
Sonuç hemen alınıyor
Doç. Dr. Murat Canpolat, optik biyopsi tekniğinin bir diğer avantajının da sonucun hemen alınması olduğunu söyledi.
Normal sistemde sonuçların bir hafta içinde ancak alınabildiğini hatırlatan Canpolat, bu süre içinde hastanın psikolojik olarak çok zor bir dönem geçirdiğini, sonuçta ise yüzde 70'lik bir bölümün kanser olmadığını öğrendiğini vurguladı.
Patoloji sonuçlarının çıktığı bir hafta sonunda eğer kanser görülmemişse kişinin gereksiz yere operasyon geçirdiğini belirten Canoplat, optikbiyopsi sayesinde kişilerin ameliyat izlerinden de kurtulacaklarına işaret etti.
Doç. Dr. Murat Canpolat, sistemin bir spektrometre, fiberoptik kablolar ve dizüstü bilgisayardan oluştuğunu dile getirdi.
http://www.cnnturk.com/SAGLIK/haber_detay.asp?PID=164&haberID=391926
Tarih 25 Eylül 2007, 18:06. Yazan ugurlab.
Etiket:
granulosit nakli, kanser, tedavi, yeni umut
Bilim adamları, bağışıklık sistemleri kansere dirençli kişilerden alınacak bir hücreyle kanser hastalarının ömrününün uzatılabilecek.
ABD'li bilim adamları, bağışıklık sistemleri kansere dirençli kişilerin kanından alınacak bir hücrenin kanser hastalarına verilmesine dayanan bir tedaviyi 2 yıl içinde geliştirebileceklerini ileri sürdü. Wake Forest Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli uzmanlar, bazı kişilerin bağışıklık sistemi hücrelerinin kansere karşı diğer insanlara göre 50 kat daha fazla dirençli olabildiğini belirtti. Uzmanlar bu kişilerin kansere direnç gösterebilmelerini, kanda bulunan "granülosit" hücrelerinin kanserli hücreleri öldürmedeki başarısına bağladı. Bilim adamları, kansere dirençli kişilerin kanından özel bir cihazla ayrıştırılacak granülositlerin kanserli hastalara nakledilmesiyle, milyonlarca kişinin hayatının kurtarılabileceğini ya da "en kötü ihtimalle kanser hastalarının ömürlerinin bir ya da 2 yıl uzatılabileceğini" kaydetti.
http://www.tgrthaber.com/news_view.aspx?guid={1CE01F0D-9600-47D2-B28D-FEAC99FB13BA}
Tarih 21 Eylül 2007, 20:54. Yazan ugurlab.
Etiket:
bitkisel, kanser, tedavi, yanlışlar
Tamamlayıcı tıbbı ise standart tedavinin yanında bağışıklık ve sinir sistemini güçlendirici, bağırsak hareketlerini artırıcı birtakım ürünlerden yararlanılması olarak tanımlayan Doç. Dr. Demir, bu konuda çok büyük kullanım bulunduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Demir, “Standart kemoterapi tedavilerini alan kanser hastalarının yüzde 80-90’ı çay ve ot gibi ürünlerden yararlanıyor. Alternatif tıbba karşıyız, tamamlayıcı tıbba değil. Ancak tamamlayıcı tıp konusunda da çok büyük bilgi açığı ve hatalı uygulama var. Tamamlayıcı tıbbı bugün hastaların hemen hemen tamamı kulaktan dolma bilgilerle yapıyor. Komşusunun önerdiği çayları içiyor. Dolayısıyla kişi bu ürünleri tamamıyla kulaktan dolma ve kontrol dışı kullanıldığı zaman bu tedaviler yarar değil, zarar getiriyor” diye konuştu.
“HEKİMİNDEN SAKLIYOR”
Yanlış kullanılan bu ürünlerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşime girdiğine ve bu nedenle klinikte zaman zaman sorunlar yaşadıklarına işaret eden Doç. Dr. Demir, şunları kaydetti:
“Örneğin, kemoterapi alacak hasta geliyor. Kan değerlerine bakıyorsunuz karaciğer enzimleri yüksek. Karaciğerine bakıyoruz hiçbir hastalık yok. Sonra hasta utana sıkıla ‘hocam ahbabımız bir ot getirdi, 2-3 aydır onu kaynatıp günde 5-7 bardak içiyorum. Ne var içinde bilmiyorum.’ Biz hemen onu kesiyoruz, 2 hafta sonra bakıyoruz ki bütün değerler normalleşmiş. Yani tamamlayıcı tıp, bilinçsiz hastaların standart tedaviyi almasını da engelliyor. Hastaların önemli bir kısmı tamamlayıcı tıptan bilinçsiz olarak yararlanıyor, hem de hekiminden saklıyor.”
“SANATLA UĞRAŞMAK DA TAMAMLAYICI TIP”
Doç. Dr. Gökhan Demir, bu konuda hekime açık olmak ve bilgi almak gerektiğini vurgulayarak, standart onkolojiyle uğraşan hekimlerin tamamlayıcı olarak bu tür tedavilerin kullanılmasına karşı olmadıklarına işaret etti. Ancak tamamlayıcı tıp denilince akla sadece ot veya çayların gelmemesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Demir, şunları kaydetti:
“Sanatla uğraşmak, meditasyon veya yoga yapmak da tamamlayıcı tedavi unsurlarıdır ve en az otlar, çaylar, bitkiler kadar kişinin yapısal ve psikolojik olarak kendiyle barışık olmasına yardımcı olur. Çünkü kanser psikolojik bir travmadır. Kanser teşhisiyle yüzleşen her insan psikolojik travma yaşar. Kanser hastasında depresyon çok sık olan bir şeydir. Aslında tamamlayıcı tıbbın bu konularda, yani kişinin hastalıkla, kendisiyle ve çevresiyle uzlaşması konusunda rol oynaması lazım.”
Tarih 19 Eylül 2007, 20:41. Yazan ugurlab.
Etiket:
bağırsak, kalp krizi, kanser, kayısı
Kayısının birçok hastalığa iyi geldiğinin halk arasında bilindiğini, söylendiğini ancak, bilimsel olarak kanıtlanmamış olduğuna işaret eden Otlu, 5 aylık bir süreyle sıçanlar üzerinde yaptıkları araştırmalar sonucu bağırsak hastalıkları, kanser ve kalp krizi riskine karşı kayısının oldukça faydalı olduğunun saptandığını kaydetti.
Toplam 30 sıçan kullanarak 5 ay boyunca inceleme yaptıklarını belirten Otlu, 300 kilogram kuru kayısının yeme karıştırılarak sıçanlara farklı dozlarda verildiğini söyledi. 5 ayın sonunda kayısının, özellikle kanser, bağırsak hastalıkları ve kalp krizi riski olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi geldiğinin tespit edildiğine dikkati çeken Otlu, şöyle konuştu:
“Kayısının faydaları ve nelere iyi geldiği noktasında çok fazla şey söylenirdi. Bunların birçoğu doğruydu. Ancak bilimsel olarak kanıtlanmamıştı. Sıçanlar üzerinde yaptığımız çalışmadan elde ettiğimiz sonuç bizi oldukça heyecanlandırdı. Elde ettiğimiz verilere göre kayısı, karaciğer, bağırsak, kanser ve kalp krizi riski gibi hastalıkların önüne geçebiliyor.”
http://www.ntvmsnbc.com/news/420374.asp