| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
9 "korunma" etiketi kullanan gönderi "korunma" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Condyloma accumunata- HPV ( Human Papilloma virus)

Tarih 08 Eylül 2008, 03:45. Yazan ugurlab.  
Etiket: accumunata, belirtiler, bulaşma, condyloma, hpv, korunma, kuluçka dönemi, risk faktörleri, tanı, tedavi

Condyloma accumunata- HPV ( Human Papilloma virus) 60 tan fazla virüse verilen ortak addır.Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler.Ancak bazıları cinsel yola bulaşır ve condyloma acuminata veya genitall siğil denilen hastalığı oluşturur.

Siğiller bu enfeksiyonun görünebilir belirtileridir ve ancak %30 olguda ortaya çıkmaktadır.Kalan %70 lik bölümde ise virüsler deri altında kalmakta ve herhangi bir belirti vermemektedir. Subklinik adı verilen bu belirtisiz formun kanser oluşumu ile bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir.

Risk Faktörler:

20-24 yaşlar HPV virüsünün alınması için en riskli yaşlardır. Siz veya cinsel eşiniz birden fazla kişi ile ilişkiye giriyor ise risk artacaktır.Klamidya veya Herpes simpleks gibi başka cinsel ilişki ile bulaşan hastalığınız varsa risk artmaktadır.Hamilelik,doğum kontrol hapı kullanımı riski arttırmaktadır. Hodgkin, lösemi gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları olanlarda risk artmaktadır.Beyaz ırkta daha fazla görülmektedir.Sigara içimi riski arttırmaktadır.

Belirtiler:

Çoğu zaman hastalık herhangi bir belirti vermemektedir.Hastaların yaklaşık %30 unda siğil oluşmaktadır. Siğiller kadınlarda vagina veya anüs çevresinde veya vulvada olabilir. Aynı zamanda kasıklarda, bacaklarda, boyunda, ağızda veya vücudun herhangibir yerinde de bulunabilirler.
Erkeklerde ise siğiller genellikle penis veya torbalardadır.Siğiller büyüklü küçüklü olabilirler. Tek veya kümelenmiş bir şekilde olabilirler. Bazen siğillerden oluşan küme bir karnıbahar görüntüsünde olabilir.Genellikle cilt renginde ve ağrısızdırlar. Bazen pembe veya gri renk alabilirler. Çok seyrek olarak kaşıntı, ağrı ve kanama yapabilir.

Bulaşma:

Vajinal, anal veya oral sex esnasında cildin cilde teması sonucu bulaşır.Virüs cildin zayıfladığı bir noktadan vücuda girer ve derinin derinliklerine doğru ilerler. Burada aylar hatta yıllar boyunca sessiz olarak kalabilir. HPV tanısı konmuş bir kişide virüs cinsel hayatın herhangi bir döneminde bulaşmış olabilir.

Kuluçka Dönemi:

Virüs HPV enfeksiyonu bulaşmış bir kişi ile ilişkiden 4-6 hafta sonra etkisini gösterir. Siğillerin oluşumu 9 ayı bulabilir.

HPV nin sağlık üzerine olası etkileri:

HPV ile enfekte olmuş kadınlarda vulva ve serviks kanseri riski artmıştır.Ancak sadece birkaç tipi (tip 16, 18, 31, 33, 35) kanser ile ilişkilidir.Bu tipler genellikle sessiz (subklinik) seyreden hastalığa sebep olurlar.

Tanı:

HPV için geliştirilmiş herhangi bir özel laboratuvar veya kan testi mevcut değildir, kültürü yapılamamaktadır. Bu nedenle çoğu zaman gizli kalır.Hastaların ancak % 30 unda oluşan siğiller görülerek tanı konulabilir.Bunun için doktorunuzun kolposkop adı verilen bir mercek kullanması
gerekebilir.Ayrıca bu bölgeye asetik asit uygulandığında HPV li ciltte beyazlaşma oluşur ve siğiller ortaya çıkar.Rutin olarak yapılan pap-smear testlerinde bulunan normal dışı bir bulgu HPV için uyarıcı olabilir; ancak pap-smear HPV ye özgü bir test değildir.Kanser şüphesi olan olgularda biyopsi alınması gerekebilir.HPV-DNA nın moleküler biyoloji teknikleri ile belirlenmesi ne dayanan
testler ülkemizde yaygın değildir.

Tedavi:

HPV nin tedavisi daha çok estetiğe yöneliktir. Çünkü virüsü yok edebilecek bir tedavi yoktur. Lezyonların boyutu, şekilleri, sayısı gibi etkenlere bağlı olarak çeşitli tedavi seçeneklerinden biri seçilebilir.Tedavi yöntemine bağlı olmaksızın 4 hastadan birinde siğiller 3 ay içerisinde
yineleyebilmektedir.

Tedavi seçenekleri:

Hiçbirşey yapılmaz: Herhangi bir tedavi uygulamadan siğillerin kendiliğinden uzaklaşması beklenebilir. Nonservikal siğillerde hastaların yaklaşık % 20-30 unda siğiller 3 ay içinde kendiliğinden kaybolabilmektedir.

Krioterapi: Siğiller likid nitrojen ile dondurulur. Nisbeten ucuz ve küçük siğillerde oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Uygulamanın yapıldığı yerde ağrı duyulabilir.

Kimyasallariğillerin uzaklaştırılması için birtakım kimyasal maddeler kullanılabilir.

Trikloroasetik asit: Siğiller tarafından emilir. Haftada bir tekrarlanır ve 6 hafta uygulanır.

Elektrokoterizasyon: Siğiller elektrik akımı ile imha edilir. Ağrının azaltılması için lokal anestezi uygulaması gerekebilir.

Lazer tedavisi: Siğiller laser ışını ile yok edilir. Genital bölgedeki ve ses tellerindeki büyük siğillerde yararlı olmaktadır. Diğer tedavi yöntemleri denendikten sonra uygulanır. Lokal anestezi ile yapılır. İz bırakması veya enfekte olması mümkündür. İşlemden sonra yaklaşık 3hafta boyunca ağrı kesici kullanmak gerekebilir. Pahalı bir tedavi yöntemidir.

İnterferon tedavisiiğilin içine bu antiviral ilaç enjekte edilir. Ancak pahalı bir tedavi yöntemidir, yan etkileri fazladır ve diğer tedavilere çok fazla üstünlüğü yoktur. Bu sebeple fazla tercih edilmez.

Eşlerden herhangibirisi HPV tedavisi görüyorsa bu sırada cinsel ilişkiden kaçınmak uygun olacaktır. İlişki esnasındaki sürtünme iyileşmeyi engelleyebilir. Eşlerden biri tedavi görüyor, diğer eşte siğil yok ise bu eş için tedaviye gerek yoktur.

Korunma:

Kondom kullanılması kısmen koruyucu olabilmektedir. Çok eşlilikten kaçınılmalıdır. Spermisitlerin etkili olduğu kanıtlanmamıştır. Virüsün girişini engellemek için ciltte oluşabilecek küçük aşınmalardan kaçınmak gereklidir. Özellikle cinsel ilişki esnasında vajen kuru ise zedelenmelere
yol açabileceğinden yeterli ıslaklığı sağlayacak bir nemlendirme maddesi
kullanılması önerilir.

Kadınlar periyodik olarak pap smear yaptırmalı,şüpheli durumlarda hpv tanısı için gereken tetkiklere başvurulmalıdır.

Bazı çalışmalar yeşil lifli sebzelerle alınan yeterli folik asitin (400mg) HPV den korunma konusunda faydalı olabileceğini göstermiştir.

Şu anda araştırmacılar HPV için iki tip aşı geliştirmek için çalışmaktadırlar. Birinci tip aşı siğilleri ve prekanseröz doku değişikliklerini önlemek için, ikinci tip aşı ise cervical kanserlerin
tedavisi için kullanılmak üzere kullanılacaktır. Her iki tipte henüz araştırma aşamasındadır.

Mahir Özmen

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

hayvandan bulaşan hastalıklar ve korunma yöntemleri

Tarih 12 Mart 2008, 19:14. Yazan ugurlab.  
Etiket: hastalık, hayvan, korunma

Zoonoz Hastalık ne demektir?
Zoonoz hastalıklar; insanlar ve hayvanların birbirine bulaştırabildikleri ve her iki gruba dahil bireylerde ortak olarak şekillenen hastalıklar diye tanımlanabilir.

Dünya sağlık örgütü; zoonoz hastalıkları, doğal koşullarda insanların ve hayvanların birbirine bulaşan hastalığı olarak tanımlamaktadır.

Ancak bu tanımlamadaki doğal koşullar kavramının aksine bazı hastalıkların bulaşabilmesi için bir takım özel şartların oluşması gerekmektedir ki bu da önemli bir konudur. Örneğin kuduzun bulaşabilmesi için mutlaka ısırık, tırmalama vb. nedenlerle oluşan açık bir yara olmalıdır. Aynı durum Brucella enfeksiyonlarında da söz konusudur. Bulaşma yollarından biri olan deri yolu ile bulaşma ancak deri üzerinde çizik, çatlak gibi açık bir yaranın varlığında mümkündür.

Zoonoz hastalığın tanımından da anlaşıldığı gibi tek taraflı bir bulaşma değil, her iki grubunda birbirine hastalık bulaştırması söz konusudur. Bulaşmanın kaynağına göre zoonoz hastalıklar iki gruba ayrılır.

Zooantroponozlar; hayvanlar ve hayvansal ürünler aracılığı ile insanlara bulaşan hastalıklar.

Antropozoonozlar;insanlardan hayvanlara bulaşabilen hastalıklar.

Bu pratikte kullanılmayan bir gruplandırmadır ve beşeri veya veteriner hekimlikte genel olarak zoonoz hastalıklar olarak değerlendirilir.

İnsanlardan hayvanlara geçen hastalıklara sistiserkozları (cysticercosis) örnek olarak gösterebiliriz. Ülkemizde de sık görülen ve konakçılar aracılığı ile dolaylı yolla kedi ve köpeklerde görülebilen bu parazitin, ergin şekli olan tenialar (T.Solium) insanların ince bağırsağında yaşar ve enfekte gıdaların yenmesi ile sığırlara (T.Saginata) geçer. Kedi ve köpeklere bulaşma, çiğ etlerin veya enfekte iç organların yedirilmesi sonucu olabildiği gibi doğrudan insan atıkları ile enfekte olmuş gıdaların yenmesiyle de oluşabilir.

Tüm pet sahiplerinin ortak endişesi olan konu zooantroponoz karekterli hastalıklardır. Birlikte yaşadığı petlerin kendileri için oluşturabileceği riskleri bilmek her zaman insanların ilgisini çeken önemli bir konu olmuştur. Ayrıca zoonoz karakterli hastalıklardan bazıları petlerde tedavisi olmayan, sadece koruyucu aşılamalar ile önlenebilen hastalıklardır ve insanlar içinde ciddi tehlike yaratabilmektedir. Bu gün tüm dünyada hem insan hemde hayvan sağlığı için büyük önem taşıyan kuduz buna en iyi örnektir.

Zoonoz hastalıklar hangi yollarla insanlara bulaşabilir ?

Zoonoz hastalıkların bulaşması hastalığın etkenine bağlı olarak farklı yollarla olmaktadır. Ancak genel olarak bulaşma temas, solunum veya oral yol ile olmaktadır. Tüm bulaşma yollarında asıl olan ortak nokta etkenin taşınmasıdır. Kedi veya köpeklerin vücut atıkları (dışkı, idrar, salya, burun akıntısı) etkenlerin taşınmasında önemli bir yoldur. Bu atıklarla temas veya atıklarla bulaşık enfekte gıdaların alınması sonucu insanlara geçebileceği gibi ısırma ve tırmalama sonucu kan yolu ile de bulaşma olabilir.
Direk bulaşmanın yanında kedi ve köpeklerdeki etkenlerin ara konakçılar vasıtası ile insanlara indirek yolla bulaşabilmesi de mümkündür. Son yıllarda ülkemizde de sık rastlanılan ve köpeklerde ağrılı eklem hastalıkları ile karekterize Lyme hastalığını buna örnek olarak verebiliriz. Hastalığın etkeni keneler aracılığı ile köpekden köpeğe taşınabildiği gibi keneler vasıtası ile insanlara da bulaşabilmektedir.

Zoonoz hastalılar nelerdir?

Kedi ve köpek gibi petlerden kaynaklanan zoonoz hastalıklar yanında tavuk, kuş vb. kanatlı hayvanlar, koyun, sığır vb. evcil memeliler, maymun, fare vb. yabani memeliler ve tavşanlar gibi pek çok hayvan türüne ait zoonoz hastalık, insanlara bulaşarak ciddi sorunlara neden olabilir. Kedi ve köpeklerde dahil olmak üzere tüm hayvan türlerinde görülebilen ve insanlara da bulaşabilen bu zoonozlar, bakteriyel, paraziter, viral ve mantar kaynaklı olabilmektedir. Ayrıca bulaşması sadece kene pire gibi arthropodlar aracılığı ile olabilen bazı zoonoz hastalıklar arthropadal kökenli zoonozlar olarak tanımlanmaktadırlar. Bu etkenler (bakteri, virus, mantar ve parazitler) kedi ve köpeklerde değişik şekillerde hastalığa neden olurlar ve farklı yollarla insanlara bulaşabilirler.
Kedi ve köpeklerde sık karşılaşılan ve önem taşıyan zoonoz karakterli hastalıklardan bazıları şunlardır;
Salmonellosis, Brucellosis, Camphylobacteriosis, Leptospirosis, Kuduz, Cat Scratc disease, Lyme disease, Veba, Tularemi, Sporotrichosis, Dermatophytosis, Toxacara canis, Echinococcosis, Droflariasis, Cysticercosis, Toxoplasmosis.

Zoonoz hastalıklardan nasıl korunabiliriz ?

Korunma için her şeyden önce etkenin veya hastalık kaynağının bilinmesi gerekir. Bunun dışında önemli olan diğer bir konuda bulaşma yollarının bilinmesidir.

Zoonoz hastalıkların gerek petler arasında yayılmasını, gerekse insanlara bulaşmasını önlemek için koruyucu olarak yapılan aşı, ilaçlama, iç ve dış parazitler ile mücadeleye önem vermek gereklidir.

Kuduz gibi tedavisi olmayan bazı zoonoz hastalıkların varlığı koruyucu hekimliği ön plana çıkarmaktadır. Bu amaçla spesifik hastalıklara karşı geliştirilen aşı uygulamaları halen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en etkin yöntem olarak kullanılmaktadır. Bu aşılara örnek olarak kuduz, lyme ve Leptospiro aşıları örnek olarak verilebilir.

Ayrıca petlerde oldukça sık görülen ve insanlarda hydatik kist oluşumuna neden olan Eccinococcuslar ile mücadele de, oral yolla düzenli olarak yapılan paraziter uygulamalar ile yapılabilir.

Zoonoz hastalıkları önlemek için yapılan bazı çalışmalar

Uzun yıllar boyunca zoonoz hastalıkların önlenmesi için gereken çalışmalara önem verilmemiş olmasına karşın özellikle son dönemlerde yapılan çalışmalar zoonozlara karşı alınan önlemleri ve korunma çalışmalarını artırmıştır.

Ülkemizde 1991 yılında kurulan Türkiye Milli Zoonozlar Komitesi faal olarak çalışmalarına 1998 yılında başlamış ve UNESCO ile ortak çalışmalar yaparak halk sağlığı eğitim komiteleri tarafından toplantılar düzenlenerek bilgilendirme çalışmalarına başlanmıştır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı Veteriner Halk Sağlığı Daire başkanlığı tarafından düzenlenenkuduz hastalığı mücadele programı ile zoonoz hastalıklar ve bunlardan korunma çalışmaları artırılmıştır.

Kaynak : Bu makale PURINA PetCare Centerdaki PURINA Labratuvarlarında yapılan araştırmalar sonucunda hazırlanmıştır.


TutanQamon

21-05-2007, 02:07

Paylaşım için tşk.


HayvaN_SeveR

10-06-2007, 03:08

paylaşım için tşkler...


ulass1905

14-10-2007, 04:11

tesekkurler....


E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

2 yorum.

Yeşil-sarı renkli akıntıya dikkat!

Tarih 16 Aralık 2007, 09:13. Yazan ugurlab.  
Etiket: akıntı, cinsel ilişki, korunma

Çok sık partner değiştiriyor ve gecelik ilişkiler yaşıyorum. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtileri hakkında bilgi alabilir miyim?

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan uzak durmak için bu hastalıkların neler olduğunu, nasıl korunulacağını ve belirtilerini bilmek çok önemlidir. Ağrılı idrar yapma, idrar yaparken güçlük, sık idrara çıkma, cinsel organlarda ağrılı veya ağrısız açık yaralar ya da kabarıklar, kasıklarda şiş ve ağrılı bezeler bu hastalıkların önemli belirtileridir.

HALSİZLİK ÖNEMLİ BİR BELİRTİ
Cinsel organlarda siğil ve uçuklar, karıncalanma hissi ya da kaşıntı, kol ve bacaklarda kaşıntısız kızarıklık ve döküntüler de dikkat çekicidir. Baş ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma, ateş, üşüme ve ağızda çıkan yaralar da cinsel yolla bulaşan hastalıkların habercisi olabilir. Erkeklerdeki en önemli belirti ise; penisten yeşil-sarı renkli akıntı gelmesidir.

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Viral Hepatit

Tarih 01 Ekim 2007, 17:49. Yazan ugurlab.  
Etiket: bulaş, korunma, tanı, tedavi, viral hepatit

Bütün dünyada oldukça yaygın bir hastalık grubu olan viral hepatitler, halk arasında "sarılık" olarak tanımlanıyor. Ancak sarılık, viral hepatitlerin yalnızca bir bulgusu.

Karaciğer iltihabına yol açıyor
Hastaların çoğu sarılık olmadan bu hastalığı geçiriyor. Viral Hepatit ;virüslerin yol açtığı karaciğer iltihabı.

Virüsler vücuda kan yada ağız yolu ile girerek karaciğere yerleşip çoğalarak karaciğer hücrelerini hasara uğratıyor ve karaciğerin işlevlerini bozuyor.

Bugüne kadar hastalık yapan beş tane hepatit virüsü saptandı. Bunlar A, B, C, D ve E tipi hepatit virüsleri.

Viral Hepatit hastalığının belirtileri arasında aşırı halsizlik, çabuk yorulma, bulantı, kusma, çay rengi idrar, belirsiz eklem ve kas ağrıları, sarılık yeralıyor.

Halk arasında bulaşıcı olarak biliniyor
A ve E tipi viral hepatitler halk arasında "Bulaşışıcı Sarılık" olarak bilinen bir hastalık. Bulaşıcı sarılıkta ani başlayan ,belirgin işaretler veren hastalık tablosu oluşuyor ve kendiliğinden iyileşiyor.

Koşulların kötülüğü tetikliyor
Bulaşıcı sarılığa, koşulları kötü olan toplumlarda sık rastlanıyor. Bulaşıcı sarılığa neden olan A ve E tipi hepatit virüsleri hastaların dışkılarında bulunuyor.

Dışkıların bulaştığı su ve yiyeceklerle yada yakın temas yolu ile geçiyor. Kan yolu temas

sonucu bulaşma yok denecek kadar az.

http://www.ekolay.net/saglik/haber_az.asp?pid=662&HaberID=21262

Bulaşıcı sarılığın en iyi tedavisi istirahat ,dengeli ve yeterli beslenme. Bulaşıcı sarılık, büyük oranda dışkı ve ağız yolu ile bulaşıyor. Bu yol ile bulaşmanın önlenmesi bir alt yapı sorunu.

Kişisel korunmada ise,temizlik kurallarına dikkat etmek gerekiyor. En etkili kişisel korunma, hasta kişilerin sağlıklı kişilerle temasının denetlenmesi. Hastaya ait eşyaların kullanılmaması gerekiyor.

Hasta kişilerin başkalarına kesinlikle yiyecek hazırlamaması gerekiyor. Kullanılan mutfak eşyası ,elbise ,çarşaf gibi eşyaların sabun ve sıcak suyla yıkanması gerekiyor.

'Gizli sarılık'
B,C,D tipi viral hepatitler, halk arasında "Gizli Sarılık" ya da "Kara Sarılık" olarak biliniyor. Gizli sarılık mikrobunu alan kişilerin bir kısmı bu mikrobu vücutlarında taşıyor ve başkalarına bulaştırıyor. Bu kişilere "taşıyıcı" deniliyor.

Taşıyıcı olmak dahi ilerde siroz ve karaciğer kanseri gelişmesi için yeterli oluyor. Üstelik taşıyıcı kişilerin virüsü başka kişilere de bulaştırması toplumun geleceği açısından büyük bir sorun oluşturuyor.

Gizli sarılık mikrobu, kan nakli,ortak enjektör kullanımı yada herhangi bir yolla kan teması, cinsel ilişki ve anneden bebeğe şeklinde yayılıyor.

Gizli sarılıkta ani başlayan hastalıkta en iyi tedavi, istirahat, dengeli ve yeterli beslenme. Günümüzde eski yanlış inançların aksine ,bir çok değişik ilaçlarla sarılığın tedavisi yapılıyor.

Gizli sarılıkta başlıca bulaşma , kan yoluyla olduğundan; kan yolu ile bulaşmaya yönelik önlemler alınmalı.

Bunun için kan bankalarında ,hastane ve Kızılay'da virüs taramaları yapılıyor. Ortak iğne ya da enjektör kullanımından kaçınılmalı. Ayrıca her şüpheli cinsel ilişkide prezervatif kullanılmalı. Ailede sarılık geçiren kimse varsa ya da risk altındaki kişiler hekime başvurarak korunma sağlamalı.

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

Kuş Gribinden Korunma

Tarih 18 Eylül 2007, 21:46. Yazan ugurlab.  
Etiket: korunma, kuş gribi

Kuş Gribi virusu ,kanatlı hayvanlarda enfeksiyon etkeni olan H5N1 tipi bir virustur.Şu anda Hastalık sadece "Hayvandan insana" geçen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.Bunun anlamı şudur: Eğer Kuş giribi olan kanatlılarla temas ta bazı önlemlere riayet edersek, bu hastalıktan büyük oranda korunuruz.
Bu önlemler:

1-Virüs, insanlara, özellikle hasta hayvanların dışkıları olmak üzere salgıları ile bulaşır.Bu durumda hasta hayvalara, ölmüş olsa dahi temas etmemek önemlidir.Yine hasta hayvanların yumurtaları ile temas da sakıncalıdır.Hangi hayvanın hasta olduğunu bilmek her zaman mümkün olmadığı için, hastalık bölgesindeki tüm kanatlı hayvanlarla temas dan kaçınılmalıdır.Temas edildiği durumlarda özellikle ellerin en kısa sürede antiseptik solüsyonlar veya bulunamaz ise bol su- sabun ile yıkanması gereklidir.

2-Özellikle doğadan avlanan kanatlı hayvan etlerinden uzak durmalı ve hastalık dönemi geçinceye kadar hiç bir kanatlı avlanmalıdır.

3-Kaynağı bilinmeyen kanatlı hayvan etleri ve bunların yumurtaları ile temastan ve bunları tüketmekten kaçınılmalıdır. Bundan kasıt özellikle köylerde beslenen ve hijyen şartları ve kaynağı bilinmeyen kanatlı hayvan etleridir.Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış ,Entegre tesislerde üretim yapılan, markalı tavuk etlerini tüketmekte bir sakınca yoktur.

4-Her ne şartda olursa olsun tüm kanatlı hayvanlan etleri ve yumurtaları çiğ olarak tüketilmemeli, en az 80-100 derecede 8-10 dakika pişirldikten sonra tüketilmelidir.

Aslında hastalığın bu hali ile yani, "hayvandan insana geçişi" şartlarında Yaygın tehtid oluşturmayacağı açıktır.Asıl önemli olan ve tüm Dünya tarafından korkulan tehtid, hastalığın "İnsandan insana" bulaşma ihtimaldir.Çok Şükür ki,Halen Dünya üzerinde İnsandan bulaşmış bir Kuş Gribi Virusu vakası yoktur.Böyle bir durumda ise, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) yaklaşık 150 milyon insanın ölümü ile sonlanabilecek bir salgın beklemektedir.Bu ihtimali arttıracak önemli bir faktör, kuş giribi virusu ile insan gribi viruslarını mümkün mertebe karşılaşmamasını sağlamaktır.Bu yüzden tüm tavuk üreticilerinin Grip aşısı ile aşılanmaları önemlidir.
http://www.hekimonline.com/yenisite/moduller/sorular/index.php?id=160

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

HEPATIT A

Tarih 16 Eylül 2007, 20:19. Yazan ugurlab.  
Etiket: bulaş, hepatit a, korunma, tedavi

Hepatit A hastalığı, Hepatit A virüsünün (HAV) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. Bulaşma dışkıdan olur. Hastalık geçirildikten sonra kanda HAV bulunmaz, bu nedenle taşıyıcılık ve kan nakli ile bulaşma olmaz. Siroz meydana getirmez.

Kuluçka dönemi 2-6 haftadır.

Kırıklık, hafif ateş, bulantı, kusma, ishal, iştahsızlık, hafif kas ve eklem ağrıları gibi genel şikayetlerle başlar. Sarılık bulguları 3-4 haftada kaybolur ve 6-8 haftada hastalar tamamen iyileşir. Sonuç genelde iyidir, ancak hastaların %1 inde fulminan hepatit denilen durum ve ölüm meydana gelebilir.

Tanı

İlk hafta içinde IgM tipi antikorlar yüksek düzeydedir ve 2 ay içinde tamamen kaybolur. IgG tipi antikorlar ise 1 ay sonra ortaya çıkar ve yıllarca kalır. IgG tipi antikorların saptanması hastalığın daha önceden geçirildiğinin bir göstergesi olarak kabul edilir ve kanda saptandığı sürece o kişide HAV hastalığı tekrar gelişmez.

Korunma

Hepatit A dan korunmak için, el ve tırnak temizliğine son derece dikkat etmek gerekir.

Şehirlerin kanalizasyon sistemlerinin uygun olması önemlidir.

Hepatit A geçiren kişilerin mikrobu bulaştırmalarını önlemek için, iç çamaşırlarının, çarşaflarının ve tuvaletlerin %3 lük formalin veya %2.5 lik kloramin solüsyonu ile temizlenmesi gerekir.

Hastayla ilgilenenlerin (doktor, hemşire, bakıcı, akraba gibi) sık sık ellerini mikrop öldürücü sıvılarla (zefiran) temizlemeleri gerekir.

Aşı

iyi seyirli bir hastalık olduğu için Hepatit A ile meydana gelen hastalıklar için aşı genelde gerekli değildir. Ancak hasta ile irtibatı olan kişiler için (hekim, aile fertleri gibi) immünglobülin ile korunma önerilebilir (Beriglobin). Yetişkinlere kas içine 4-5 ml yapılır ve 4-8 hafta korunma sağlar.

Tedavi

Yatak istirahati : Sırt üstü yatmak karaciğerin kanlanmasının en iyi şekilde olmasını sağlar. Bu şekilde istirahat edilerek karaciğerin yükü azaltılır ve iyileşme hızlanır.

Diyet : İlk günlerde hastalar genelde iştahsız olduklarından sindirimi kolay besinler (meyva suyu, açık çay, süt, çorba, püre, kızarmış ekmek, bal, reçel ve yoğurt) verilmelidir. Ancak hastaya yemesi için ısrar edilmemelidir; çünkü karaciğer kendini korumak için iştah azaltıcı bazı önlemler alabilir. İştahsızlık uzun sürerse asidik özel karışımlar hekim tarafından verilir. Böyle bir durumda iştah açılınca hemen proteinli besinler verilir. Karbonhidratlı gıdalar normal şekilde verilmeye devam edilir. Tuzsuz yemeğe gerek yoktur. Alkol yasaklanır. Günlük alınan yağ miktarı 50 gramı geçmemelidir. Günlük kalori 3000 i geçmemelidir. Sarılık ortadan kalktıktan sonra 6 ay boyunca alkol, kızartma, baharat, sirke ve mezeler verilmez.

İlaç : Sindirim zorluğu olanlara sindirimi kolaylaştırıcı ilaçlar verilir. Ayrıca B ve C vitaminleri verilir. Kaşıntı, bulantı-kusma için de gerekirse ilaç verilebilir. Kusmaları fazla olanlara serum takılabilir. Yine hastanın durumuna göre ilaç tedavisi hekim tarafından başlanabilir.

http://www.hekimce.com/?kiid=520

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

AMIPLI DIZANTERI

Tarih 16 Eylül 2007, 20:18. Yazan ugurlab.  
Etiket: amip, dizanteri, ishal, korunma, tedavi

Entomoeba histolytica ismi verilen amipin yaptığı hastalıktır.

Genelde tropikal ve Subtropikal bölgelerde (25 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda ve nemli bölgelerde) yaygındır. Her yaşta görülebilir. Amip yiyecek ve içeceklerle bulaşır. Sudaki amip kistleri klorlamaya duyarlıdır. Yüksek ısıda ölürler. Sinekler ve hamam böcekleri de amip kistlerinin taşınmasında rol oynar.

Amipin Özellikleri

Hasta, amipin bulaşıcı formunu (4 çekirdekli kist) ağız yoluyla alır. ince barsaklarda kist çatlar ve ortaya 4 tane amipçik çıkar. Bunlar da ikiye bölünerek 8 amipçik oluşur. Daha sonra kalın barsağa geçerek, hastalık yapıcı form olan trofozoid şekline dönüşürler ve olgunlaşırlar. Burada su kaybına uğrayan amip, tekrar 4 çekirdekli kist formuna dönüşür ve dışkı ile atılır. Dolayısı ile taşıyıcı olanların dışkısında bu kistler bulunur. Kistler toprak ve suda canlı kalabilirler.

Amipler kalın barsağa yerleşerek yaralar oluştururlar. Kalın barsağın herhangi bir yerine yerleşebilirler, ancak kan akımının az olduğu yerleri tercih ederler. Acak kalın barsağa yerleşen her amip hastalık yapmaz.

Belirti ve Bulgular

Kuluçka süresi 4-5 günle 1-4 ay arasında olabilir. Su ile bulaşmış olan amipler daha şiddetli hastalık yapar. İştah azlığı, kilo kaybı, kusma ve kanlı ishal ile seyreder. Bazen hiç bir belirti gözlenmez.

Kalın barsakta delinme nadiren olur. Ancak genelde kalın barsakta kitleler (ameboma) meydana getirirler.

Hastalık oluşumu genelde vücut direncinin düşmesi ile ortaya çıkar, ileri derecedeki hastalarda amip kana karışarak yayılır ve karaciğer, dalak, akciğer, beyin, deri ve idrar yollarında abseler yaparlar.

Karaciğer tutulduğunda (hepatik amibiazis) ateş, terleme, karaciğerde hassasiyet ve karaciğer büyümesi görülür. 2-3 haftada tüm karaciğer tutulur.

Teşhis

Erken tanı önemlidir. Laboratuvar tetkikinde taze dışkı kullanılır. Dışkıda ayakımsı uzantıları ile hareket eden amipler görülür. Dışkıdaki Charcot-Leyden kristalleri tanı koydurucu bir özelliktir.

Taşıyıcılarda 2 çekirdekli kist, hastalarda 4 çekirdekli kist görülür.

Ayrıca tutulan organa özgü tetkikler (röntgen, sintigrafi, ultrason gibi) gerekebilir.

Tedavi ve Korunma

Tedavide metranidazol ve terasiklin grubu ilaçlar kullanılır. Genelde 10 günlük tedavi yeterlidir.

Hastalıktan korunmak için temizlik, içme sularının 50 derecenin üzerine kadar ısıtılması yarar sağlar. Mide asidi kistlere etkisizdir.

Dünya Sağlık Örgütü nün amipli dizanteri ve benzer hastalıklardan korunmak için 10 altın önerisi:

1) yiyecekleri alırken güvenilir yerleri tercih edin

2) yiyecekleri tam olarak pişirin, az pişmiş yemeyin

3) pişirdiğiniz yemekleri bekletmeden yiyin

4) yiyecekleri saklarken aşırı özen gösterin

5) buzdolabından çıkardığınız yemekleri kaynayana kadar ısıtın

6) pişmiş ve pişmemiş yiyecekleri hiç bir zaman karıştırarak yemeyin

7) ellerinizi tekrar tekrar yıkayın

8) mutfağınızın temizliği konusunda son derece titiz olun

9) yiyeceklerinizi tüm hayvanlardan (sinek, fare, böcek...) koruyun

10) kesinlikle güvenilir su kullanın

http://www.hekimce.com/?kiid=440

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

KUŞ GRİBİ

Tarih 16 Eylül 2007, 14:15. Yazan ugurlab.  
Etiket: aşısı, korunma, kuş gribi, nasıl bulaşır, nedir, tanısı, tedavisi

 
 Uzakdoğu Asya'da kuşlar ve kümes hayvanları arasında başlayıp daha sonra insanlara geçen kuş gribinin, Rusya ve Romanya'dan sonra ülkemizde de görülmesi, hastalığın sınırlı bir salgın olmayıp, tüm dünyayı tehdit ettiğine dair uyarıları doğruladı.
 
 KUŞ GRİBİ NEDİR?
 
 Kuş gribi tavuk, kaz, ördek gibi kanatlı hayvanlarda kitlesel ölümlere yol açan ve aslında bir hayvan hastalığının etkeni olan H5N1 virusunun insanlarda yaptığı hastalıktır. Grip (influenza A) virusunun hemaglutinin (H1-H7) ve nöraminidaz (N1-N3) olmak üzere iki tip antijeni vardır. Bunlardan yalnız H1, H2, H3 ve N1, N2 antijeni taşıyan virüslerin insanda grip hastalığına ve salgılarına yol açtığı bilinir.
 
 1918 yılında H1N1 virusu, 1. Dünya Savaşında ölenlerden çok daha fazla sayıda insanı öldürmüş; 1957'de antijenik yapısını tamamen değiştirerek H2N2 virusu şeklinde Asya gribi pandemisine yol açmıştır. 1968'de yeniden değişime uğrayarak H3N2 virusu şeklinde Hong Kong gribi pandemisini yaratmıştır. 1977'de dünyaya yayılan Rus gribinin etkeni, 60 yıl önceki influenza A virusu ile aynı antijenik yapıda, yani H1N1 virusu idi.
 
 Yaklaşık her 10 yılda bir antijenik yapısını değiştirerek ülkeler ve kıtalar arasında yayılan grip salgınlarında etken, hep H1, H2 veya H3 antijenik yapısında olmuştur. H5 veya H7 antijeni taşıyan grip virusu ise farklı bir virus olup kanatlılarda hastalık ve ölüme yol açmış, 8 yıl öncesine kadar insanlara bulaşmamıştır. Ancak 1997 yılında Çin'deki kuş gribi salgını sırasında H5N1 virusunun insanda da hastalık yapacak bir nitelik kazandığı ve insanların da kuş gribi nedeniyle öldüğü saptanmıştır.
 
 Hastalık Çin'den komşu ülkelere yayılmış ve Vietnam, Tayland gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde de görülmüştür. Göçmen kuşlar aracılığı ile, göç yolları üzerinde bulunan ülkelere de yayılma olasılığı, o zamandan beri, özellikle Asya ve Avrupa ülkeleri için bir tehdit oluşturmaktadır.
 
 KUŞ GRİBİ İNSANA NASIL BULAŞIR?
 
 H5N1 virusunun insana bulaşarak hastalık oluşturma riski düşüktür. İnsana bulaşma, hasta hayvanlarla doğrudan temas, virus içeren enfeksiyöz damlacıkların solunması, virüslerin bulaştığı araç-gereçle temastan sonra ellerin yıkanmadan ağız-burun veya gözlere teması sonucu olabilir. İnsandan insana bulaşma kuramsal olarak mümkündür, ama geçerli bir bulaşma yolu değildir.
 
 İNSANDA HASTALIĞIN KLİNİK BELİRTİLERİ NELERDİR?
 
 En önemli belirtiler 38 C'yi aşan yüksek ateş ve kuru öksürüktür. İshal olabilir. Hastalık, hiçbir belirti vermeden ayakta da geçirilebilir. Hastaneye yatmayı gerektirecek kadar ağır seyreden vakalarda solunum yetmezliği ile ölüm oranı yüksektir.
 
 NASIL TANI KOYULUR?
 
 İnsanda hastalığın tanısı, boğaz sürüntüsü örneklerinde virusun veya antijenlerinin tesbit edilmesiyle koyulur. Ateşe rağmen kanda lökosit (özellikle lenfosit) ve trombosit sayısının düşük olması tanıda yol gösterici olabilir. Akciğer filminde viral zatüreyi düşündürecek bulgular görülür.
 
 NASIL TEDAVİ EDİLİR?
 
 Henüz hastalığın tam kesin bir tedavi ya da aşısı bulunmadı. Çalışmalar insan grip virüslerini tedavi eden ilaçların kuş gribi virüsünü de tedavi edebileceğini göstermiştir. Bununla birlikte kuş gribi virüsleri bu ilaçlara direnç gösterebilmekte ve ilaç tedavisi başarısız olabilmektedir.
 
 HASTALIKTAN KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI?
 
 Hasta hayvanlarla veya H5N1 virusu ile enfekte olduğu saptanmış insanlarla temas öyküsü veya kuşkusu olanların el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişinin kullandığı tabak, çatal ve kaşık gibi eşyalarının ortak kullanılmaması, yüzyüze yakın temastan kaçınılması ve bakım veren kişinin maske kullanması önerilir. Bir hafta süreyle günde 2 kez ateşini ölçmesi, 38 C'yi aşan ateşle birlikte öksürük, ishal, nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkarsa 7-10 gün süreyle ilaç tedavisine başlanması önerilir. İnsanlarda kullanılabilecek etkili bir aşı yoktur.
 
 Ölü ve canlı virüslerde aşı çalışmaları devam etmektedir. Halen grip aşısı olarak uyguladığımız aşı kuş gribine karşı koruma sağlamaz; ama bu aşının insanlarda hastalık yapan diğer grip viruslarına karşı etkili koruma sağladığı unutulmamalı ve aşıdan kaçınılmamalıdır.
 
 Kuş gribinin bulunduğu bölgelere seyahata edecek kişilere en az 2 hafta önce aşı yapılmalıdır. Tavuk, ördek gibi kümes hayvanlarından uzak durması önerilir. Pişiren kişilerin de işlem sonrası elleri mutlaka yıkaması gerekir. Seyahat eden kişi seyahatten döndükten sonraki 10 gün içinde ateşlenirse ve solunum belirtileri oluşursa gecikmeden bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.
 
 Kuş Gribi ile ilgili sorularınız için info@gribim.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.
 http://www.gribim.com/content.asp?m=gd&s=duyuru
 Kaynaklar:
 Ntvmsnbc.com/ sağlık haberleri
 cdc.org
 saglik.gov.tr

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.

KANSER

Tarih 12 Eylül 2007, 16:17. Yazan ugurlab.  
Etiket: belirtiler, en sık, erken teşhis, kanser, korunma, sebebi, tarama, çeşitleri

wikipedia.org
 Kanser vücut hücrelerinin kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir hastalıktır. Hücreler henüz tam bilinmeyen bir nedenle, kontrolsüz olarak bölünmeye başlarlar. Bu yüzden bedende hızlı hücre çoğalmasından oluşan kötü urlar oluşur ve bunlara kanser denir.

Kanser oluştuğu dokuya bağlı olarak yüzden fazla çeşidi olan bir hastalık grubudur. Kanserler tümörlerin ilk olarak başladıkları organa bağlı olarak sınıflandırılırlar. Örneğin ilk olarak akciğerde oluşan kansere Akciğer kanseri denir.

Kanser hücreleri civarlarındaki dokulara ulaşarak, kan ve lenf sistemi yoluyla ile vücudun diğer taraflarına yayılırlar. Buna metastaz denir. Metastaz yapan kanserlerin tedavisi genel olarak daha zordur.

Erken teşhis edilebildiği takdirde kanser tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır.

KANSERİN SEBEBİ NEDİR?

Çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.

HANGİ ORGANLARDA KANSER OLUR? 

Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku ve organlarda kanser gelişebilir.

İyi huylu ve kötü huylu tümör ne demektir?  [değiştir]İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz (yayılma) denir.

KANSERDEN KORUNMAK İÇİN...

Tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde % 60, çocuk kanserlerinde ise % 77 oranında iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan etkiler.

Kanserlerin organlar içinde Akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, kalınbağırsak, kan, mesane, meme, ve prostatta daha fazla görüldüğü söylenebilir

Kanserden korunmanın iki yolu vardır:

Kanser yapan etkenlerden kaçınma (sigara, fazla yağ tüketimi, zararlı ışınlar, kimyasal maddeler vb.)

ERKEN TEŞHİS

Kanser ne kadar erken teşhis edilirse, tedavisi de o düzeyde başarılı olur. Kanserin belirtilerinden herhangi biri görüldüğünde hemen (hiç gecikmeden) bir doktora başvurmak hayat kurtarabilir. Biraz gecikmek bir hayata malolabilir.

KANSERİN EN SIK GÖRÜLDÜĞÜ YERLER 

Kadınlarda en çok meme, rahim ve kalın barsak kanseri; erkeklerde ise en çok akciğer, prostat, mide ve kalınbarsak kanserleri görülmektedir. Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.

Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde de yüzdelenebilir:
Beyin ve omurilik %1
Cilt %10
Genital bölgeler : erkeklerde %20, kadınlarda % 8
Meme %14
Sindirim sistemi %25
Solunum yolları, erkeklerde %2, kadınlarda %3
Karaciğer ve safra kesesi %3
Diğer organlar %8

KANSERİN ERKEN BELİRTİLERİ

- Vücudun herhangi bir yerinde bir tümör (Vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler)
- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük, geçmeyen öksürük
- Göğüs ağrısı
- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları
- Kol ve omuz ağrısı
- Kemik ağrısı
- Kilo kaybı, ani zayıflama veya iştahsızlık
- Başağrısı
- Sarılık
- İyileşmeyen yaralar
- Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik (İshal veya kabızlık)
- Vücut deliklerinden kan veya anormal sıvı gelmesi (Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar),
- Ben ve siğillerde görülen anormal değişmeler, koyulaşma.
- Bu belirtilerden herhangi biri veya birkaçı, iki haftadan fazla devam ederse ve ailede kanserli hasta varsa, hemen kanser konusunda uzman bir hekime başvurmak gerekir.

KANSER TARAMA ÇEŞİTLERİ

ÖZEL KANSER TARAMASI - KADIN

Muayene
Akciğer Grafisi
Abdominal Ultrasonografi
Meme Ultrasonografisi
TİT (Tam İdrar Tetkiki)
CBC (Tam Kan Tetkiki)
CEA (Karsiyoembriyojenik Antijen)
Ca 15-13
Vaginal Smear
Ca 125
Gastroskopi veya Rektoskopi
Dışkıda Gizli Kan Testi
HbsAg
HCV

ÖZEL KANSER TARAMASI - ERKEK

Muayene
Akciğer Grafisi
Abdominal Ultrasonografi
CBC (Tam Kan Tetkiki)
TİT (Tam İdrar Tetkiki)
CEA (Karsiyoembriyojenik Antijen)
PSA (Prostat Spesifik Antijen)
PAP (Prostatik Asit Fosfataz)
Gastroskopi veya Rektoskopi
Dışkıda Gizli Kan Testi
HbsAg
HCV

İLERİ KANSER TARAMASI  BİYOPSİ

CT
MR
PET

Bir şişlik veya anormal dokunun kanser olup olmadığının doğru bir şekilde anlaşılması için tek yol biyopsidir. Cerrah tarafından kitleden alınan parça mikroskop altında patolog tarafından değerlendirilir. Eğer biyopsi pozitif ise, alınan kitle veya anormal doku kanser hücresi ihtiva eder ve tedavigerekir. Kanserin yayılımı ve vücuttki tahribatı için ise CT yani Bilgisayarlı Tomografi önerilmektedir.

KANSER TEDAVİSİ  4 TÜR TEDAVİ KULLANILMAKTADIR:

Cerrahi (kanseri alıp çıkartmak)

Radyasyon (ışın) tedavisi (yüksek-doz x-ışınları veya diğer yüksek-enerjili ışınlar kullanarak kanser hücrelerinin öldürülmesi): Radyasyon tedavisinde kanser hücrelerini öldürmek ve tümörü küçültmek için x-ışınları veya diğer yüksek-enerjili ışınlar kullanılır

Kemoterapi (kanser hücrelerini öldürmek üzere ilaçlar kullanılması): Kemoterapi haplar şeklinde ağız yoluyla ya da iğne aracılığıyla damar veya kaslara verilerek uygulanabilir. Kemoterapi sistemik bir tedavidir, çünkü verilen ilaç kan dolaşımına girerek tüm vücudu dolaşır ve hedef organlardaki kanser hücreleri dışında vücuttaki tüm kanser hücrelerini ya da sağlıklı hücreleri öldürebilir.

Alternatif Tıp (Bağışıklık sistemini güçlendirerek, kendi kendini iyileştirmesine fırsat tanımak) bunda en etkili yöntemlerden biride bioenerjidir.

http://www.gazeteoku.com/go.php?link=http://www.hurriyet.com.tr

E-MAIL THIS LINK
Enter recipient''s e-mail:

0 yorum.