Tarih 08 Eylül 2008, 03:45. Yazan ugurlab.
Etiket:
accumunata, belirtiler, bulaşma, condyloma, hpv, korunma, kuluçka dönemi, risk faktörleri, tanı, tedavi
Condyloma accumunata- HPV ( Human Papilloma virus) 60 tan fazla virüse verilen ortak addır.Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler.Ancak bazıları cinsel yola bulaşır ve condyloma acuminata veya genitall siğil denilen hastalığı oluşturur.
Siğiller bu enfeksiyonun görünebilir belirtileridir ve ancak %30 olguda ortaya çıkmaktadır.Kalan %70 lik bölümde ise virüsler deri altında kalmakta ve herhangi bir belirti vermemektedir. Subklinik adı verilen bu belirtisiz formun kanser oluşumu ile bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir.
Risk Faktörler:
20-24 yaşlar HPV virüsünün alınması için en riskli yaşlardır. Siz veya cinsel eşiniz birden fazla kişi ile ilişkiye giriyor ise risk artacaktır.Klamidya veya Herpes simpleks gibi başka cinsel ilişki ile bulaşan hastalığınız varsa risk artmaktadır.Hamilelik,doğum kontrol hapı kullanımı riski arttırmaktadır. Hodgkin, lösemi gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları olanlarda risk artmaktadır.Beyaz ırkta daha fazla görülmektedir.Sigara içimi riski arttırmaktadır.
Belirtiler:
Çoğu zaman hastalık herhangi bir belirti vermemektedir.Hastaların yaklaşık %30 unda siğil oluşmaktadır. Siğiller kadınlarda vagina veya anüs çevresinde veya vulvada olabilir. Aynı zamanda kasıklarda, bacaklarda, boyunda, ağızda veya vücudun herhangibir yerinde de bulunabilirler.
Erkeklerde ise siğiller genellikle penis veya torbalardadır.Siğiller büyüklü küçüklü olabilirler. Tek veya kümelenmiş bir şekilde olabilirler. Bazen siğillerden oluşan küme bir karnıbahar görüntüsünde olabilir.Genellikle cilt renginde ve ağrısızdırlar. Bazen pembe veya gri renk alabilirler. Çok seyrek olarak kaşıntı, ağrı ve kanama yapabilir.
Bulaşma:
Vajinal, anal veya oral sex esnasında cildin cilde teması sonucu bulaşır.Virüs cildin zayıfladığı bir noktadan vücuda girer ve derinin derinliklerine doğru ilerler. Burada aylar hatta yıllar boyunca sessiz olarak kalabilir. HPV tanısı konmuş bir kişide virüs cinsel hayatın herhangi bir döneminde bulaşmış olabilir.
Kuluçka Dönemi:
Virüs HPV enfeksiyonu bulaşmış bir kişi ile ilişkiden 4-6 hafta sonra etkisini gösterir. Siğillerin oluşumu 9 ayı bulabilir.
HPV nin sağlık üzerine olası etkileri:
HPV ile enfekte olmuş kadınlarda vulva ve serviks kanseri riski artmıştır.Ancak sadece birkaç tipi (tip 16, 18, 31, 33, 35) kanser ile ilişkilidir.Bu tipler genellikle sessiz (subklinik) seyreden hastalığa sebep olurlar.
Tanı:
HPV için geliştirilmiş herhangi bir özel laboratuvar veya kan testi mevcut değildir, kültürü yapılamamaktadır. Bu nedenle çoğu zaman gizli kalır.Hastaların ancak % 30 unda oluşan siğiller görülerek tanı konulabilir.Bunun için doktorunuzun kolposkop adı verilen bir mercek kullanması
gerekebilir.Ayrıca bu bölgeye asetik asit uygulandığında HPV li ciltte beyazlaşma oluşur ve siğiller ortaya çıkar.Rutin olarak yapılan pap-smear testlerinde bulunan normal dışı bir bulgu HPV için uyarıcı olabilir; ancak pap-smear HPV ye özgü bir test değildir.Kanser şüphesi olan olgularda biyopsi alınması gerekebilir.HPV-DNA nın moleküler biyoloji teknikleri ile belirlenmesi ne dayanan
testler ülkemizde yaygın değildir.
Tedavi:
HPV nin tedavisi daha çok estetiğe yöneliktir. Çünkü virüsü yok edebilecek bir tedavi yoktur. Lezyonların boyutu, şekilleri, sayısı gibi etkenlere bağlı olarak çeşitli tedavi seçeneklerinden biri seçilebilir.Tedavi yöntemine bağlı olmaksızın 4 hastadan birinde siğiller 3 ay içerisinde
yineleyebilmektedir.
Tedavi seçenekleri:
Hiçbirşey yapılmaz: Herhangi bir tedavi uygulamadan siğillerin kendiliğinden uzaklaşması beklenebilir. Nonservikal siğillerde hastaların yaklaşık % 20-30 unda siğiller 3 ay içinde kendiliğinden kaybolabilmektedir.
Krioterapi: Siğiller likid nitrojen ile dondurulur. Nisbeten ucuz ve küçük siğillerde oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Uygulamanın yapıldığı yerde ağrı duyulabilir.
Kimyasallar
iğillerin uzaklaştırılması için birtakım kimyasal maddeler kullanılabilir.
Trikloroasetik asit: Siğiller tarafından emilir. Haftada bir tekrarlanır ve 6 hafta uygulanır.
Elektrokoterizasyon: Siğiller elektrik akımı ile imha edilir. Ağrının azaltılması için lokal anestezi uygulaması gerekebilir.
Lazer tedavisi: Siğiller laser ışını ile yok edilir. Genital bölgedeki ve ses tellerindeki büyük siğillerde yararlı olmaktadır. Diğer tedavi yöntemleri denendikten sonra uygulanır. Lokal anestezi ile yapılır. İz bırakması veya enfekte olması mümkündür. İşlemden sonra yaklaşık 3hafta boyunca ağrı kesici kullanmak gerekebilir. Pahalı bir tedavi yöntemidir.
İnterferon tedavisi
iğilin içine bu antiviral ilaç enjekte edilir. Ancak pahalı bir tedavi yöntemidir, yan etkileri fazladır ve diğer tedavilere çok fazla üstünlüğü yoktur. Bu sebeple fazla tercih edilmez.
Eşlerden herhangibirisi HPV tedavisi görüyorsa bu sırada cinsel ilişkiden kaçınmak uygun olacaktır. İlişki esnasındaki sürtünme iyileşmeyi engelleyebilir. Eşlerden biri tedavi görüyor, diğer eşte siğil yok ise bu eş için tedaviye gerek yoktur.
Korunma:
Kondom kullanılması kısmen koruyucu olabilmektedir. Çok eşlilikten kaçınılmalıdır. Spermisitlerin etkili olduğu kanıtlanmamıştır. Virüsün girişini engellemek için ciltte oluşabilecek küçük aşınmalardan kaçınmak gereklidir. Özellikle cinsel ilişki esnasında vajen kuru ise zedelenmelere
yol açabileceğinden yeterli ıslaklığı sağlayacak bir nemlendirme maddesi
kullanılması önerilir.
Kadınlar periyodik olarak pap smear yaptırmalı,şüpheli durumlarda hpv tanısı için gereken tetkiklere başvurulmalıdır.
Bazı çalışmalar yeşil lifli sebzelerle alınan yeterli folik asitin (400mg) HPV den korunma konusunda faydalı olabileceğini göstermiştir.
Şu anda araştırmacılar HPV için iki tip aşı geliştirmek için çalışmaktadırlar. Birinci tip aşı siğilleri ve prekanseröz doku değişikliklerini önlemek için, ikinci tip aşı ise cervical kanserlerin
tedavisi için kullanılmak üzere kullanılacaktır. Her iki tipte henüz araştırma aşamasındadır.
Mahir Özmen
Tarih 22 Temmuz 2008, 08:56. Yazan ugurlab.
Etiket:
bitki, hastalıklar, karaciğer, tedavi
Karaciğer: Karın boşluğunun sağ üst kısmında yer alan karaciğer, kan dolaşımı içinde mükemmel
bir filtre görevini üstlenmiştir. Suda çözülebilen, vücut artığı basit maddeler böbrekte temizlenirken,
ilaçlar ve hormonlar gibi karmaşık yapılı atıkları karaciğer temizler.
Savunma sistemini lojistik yönden destekler: Karaciğer sadece beslenme ve metabolizma atıkları için bir filtre olarak kalmamakta, ayrıca bağışıklık maddeleri olan globulinleri ve damar tamir grupları olan enzimleri de üretmektedir.
Bakterileri temizler: Karaciğerde bulunan kupffer hücreleri, buradan geçen özelliklede bağırsaklardan gelen kanda bulunan önemli miktardaki bakterileri yutarlar. Kupffer hücreleri kandaki parçacıkların ya da öteki yan ürünlerin artması durumunda, bunları kandan filtre edebilmek için kendi sayılarını da arttırırlar.
Vücudun enerji kaynaklarını üretir: Karaciğerin özelliklerinden biri de vücudun en önemli enerji kaynağı olan glukozu üretmesidir. Normal beslenme sırasında alınan glukoz, glikojene çevrilerek karaciğerde depolanır. Karaciğer kandaki glukoz oranını devamlı kontrol eder.Yemek aralarında besin alınmadığı ve kandaki glukoz miktarı düşmeye başladığı zaman, karaciğer depoladığı glikojeni tekrar glukoza çevirerek kana verir. Böylece kandaki glukoz düzeyinin fazlaca düşmesi engellenmiş olur.Karaciğer ayıracağı asitleri ve amino asitlerden de glukoz üretebildiği gibi, enerji üretiminde kullanılması mümkün olmayan diğer karbonhidratları da glukoza çevirebilir.
Kanı depolar: Karaciğer, genişleyebilen veya küçülebilen bir yapıya sahiptir. Bu özelliği sayesinde kan damarlarındaki kanı depolayabilir veya salabilir. Karaciğer sağlıklı bir vücutta, toplam kanın %10'unu, yani 450 mi kanı bünyesinde tutar. Bazı durumlarda, örneğin kalp yetmezliği sözkonusu olduğunda vücutta dolaşan kan miktarı, kalbin çalışma temposuna fazla gelecektir. Bu durumda karaciğer kan tutma hacmini iki kat daha arttırarak, 1litre kanı fazladan depolar. Böylece kalbin, kaldırabileceği bir tempoda çalışmasına fırsat hazırlar. Vücutta kan ihtiyacı arttığında ise (örneğin ağır egzersizler sırasında) karaciğer, bünyesinde depoladığı kanı dolaşıma vererek kan ihtiyacını giderir.
Ekonomik çalışır: Kaslarda glukoz harcanması sırasında, metabolizma artığı olan laktik asit açığa çıkar. Laktik asit kasta kaldığı sürece acı verir ve çalışmasını engeller. Karaciğer bu asidi kas lardan toplar ve yeniden glukoza döndürebilir.
Ölü alyuvarların yenilerini üretir: Karaciğer ve dalak, ölen alyuvarların yerine yenilerinin üretildiği, proteinin büyük bir kısmının parçalandığı ve amino asitler olarak tekrardan farklı amaçlar için kullanıldığı yerdir. Karaciğer ayrıca, vücutta önemli işlevleri olan demirin de depolandığı organdır. Bu haliyle vücudun en gelişmiş deposudur.Tüm mineralleri, proteinleri, az miktarda yağı ve vitaminleri karaciğere depolar. İhtiyaç duyulduğunda, depoladığı maddeyi en kısa yoldan gerekli böl- geye verir. Vücudun yeterli enerjiye sahip olup olmadığını hassas bir biçimde denetler, bunun için özel bir haberleşme sistemi geliştirmiştir. Vücuttaki tüm organlar karaciğer ile bağlantılıdır.
Kendi kendini onarabilir: Karaciğerin kendi kendisim tamir etme yeteneği de vardır. Bir kısmı tahrip olsa kalan diğer hücreler hemen çoğalarak eksik kısmı tamamlar. Hatta organın üçte ikisi alınsa bile,kalan kısım karaciğeri bir bütün olarak yeniden meydana getirebilir. Organ kendi kendisini onarırken, ölen ve zedelenen hücrelerini ortamdan uzaklaştırır ve yerine yenilerini koyar. Bir karaciğer hücresi, yaklaşık 500'den fazla işlemi yapabilecek yetenektedir. Bu işlemleri, birbiri arkasından değil çoğu kez aynı zamanda başarmaktadır.
Mideden gıda özlerini alıp kana çevirir: Gıda maddelerini mideden karaciğere götüren damarlar vardır. Bu damarlara giden gıda maddelerinin özünü karaciğer alıp kan haline gelene kadar tarar, pişirir. Bu kan organlara gönderir. Bizim ısrarla karaciğer hastalıklarının MİDE'den kaynaklandığını belirtmemiz bunun içindir. Eğer hararet verici gıdaları (tuzlular, acılar, domates, karabiber) yersek, çok geçmeden kaşınma, sivilce oluşumunu gözleriz. Bu gıdaların özü mideden karaciğere geçer. Karaciğer ısıtıcı gıdalardan hoşlanmaz. Karaciğer soğutucu gıdalardan oluşur.
Karaciğerin gıdalarla korunması ve tedavisi
Karaciğerin, mide-bağırsakla irtibatı ve bu irtibata bağlı rahatsızlıkları vardır. Karaciğer tek başına olup mide ile irtibatı olmasa, kendi hastalığını tamir edebilecek nitelikte,
karaciğeri zayıf veya hassas olanların MUTLAKA PERHİZ YAPMASI gerekir.
Karaciğere faydalı gıdaları yemeleri gerekir.
Karaciğere faydalı gıdalar
Karaciğer soğuk ve soğutucu gıdaları sever. Bal, soğuk bal şerbeti, kuru ve yaş üzüm, elma, ayva, armut, kekik, zemzemsuyu, rezene, pancar, şahtere, kereviz yaprağı, marul, hindiba, devesütü, misvak, yoğurt, salatalık, limon (kabuğuyla beraber), greyfurt, turunç, çörek otu, papatya, ayrık kökü, incir, helile, zeytinyağı, enginar, deve dikeni (diken çeşitleri), kabak, havuç, kabak çekirdeği, kabak tatlısı, oğul otu, karabaş otu, civan perçemi.
Karaciğere zarar veren (perhiz) yapılacak gıdalar
Karaciğerin en iyi ilacı perhizdir. Sucuk, turşu, acılı gıdalar yiyince vücudumuzda kaşınmalar oluşur, çoğu bunun mikrobik olduğunu, elbiseden, deterjandan kaynaklandığını zanneder. Halbuki bu karaciğerden yenen gıdalardan kaynaklanır. Kısaca safra salgısını bozacak, karaciğeri rahatsız edecek ısıtıcı gıdalardan uzak durulur. Yine fazla yağlı, fazla proteinli gıdalardan uzak durulur.
Egzama, sivilce ve sedefinizi artıracak gıdayı, kendi kendinizi kontrol ederek siz de tesbit edebilirsiniz.
Şu gıdaları kesinlikle iyi olana kadar yemeyiniz.
Suyu yavaş yavaş oturarak 3 yudumda içiniz.
Yumurta
Domates salçası
Turşu
Tuzlular
Fazla tereyağı
Yağlı kırmızı et
Fazla proteinli gıdalar
Çikolata
Sigara
Alkol
Kakao
Bayat ve fazla çay
Karaciğer rahatsızlıkları
Karaciğer hastalıklarında, stres, mide, bağırsak ve karaciğer gelir. Karaciğer rahatsızlıklarını tedavi ederken 4 ayak 4 masa gibi düşünüp 4'üne yönelik tedavi uygulamazsak, kayda değer bir netice elde edemeyiz. Karaciğeri rahatsız yaşlı ve güngörmüş bir kardeşimiz asıl problemin beynindeki otonom sinir sisteminden kaynaklandığını doktorların ifadesiyle; karaciğere komut veren sinirlerin gerili kaldığını bunun için karaciğerinin zayıf olduğunu söyledi. Karabaş otu, oğul otu karışımım (stresçayı) ıhlamur gibi kaynatıp içtiklerinde çok fayda gördüğünü söylediler.
Tedavide en önemli unsur teşhistir. İyi bir muayenedir, iyi teşhis konulmazsa, sonuç almak zordur.
Karaciğer hastalıklarının isimlerini açıklayıp bitkilerle tedavisini açıklayacağız.
KAŞINTI - EGZAMA
Bazen alerjik ve mikrobik olabilir. Genellikle karaciğerden kaynaklanır. Karaciğer istemediği maddeleri vistül (yolla) zayıf bulduğu el, ayak v.s yerlerde kaşınma, sulanma, sivilcelenme şeklinde dışarı atar.
SEDEF
Egzamadan tek farkı sadece karaciğerden kaynaklanmamasıdır. Cildin bazen tamamını kaplayabilir. Kaşındırır da kaşındırır. Yaranın üzerinde sedef gibi parlayan beyaz bir tabaka oluşur.
SİVİLCE
Bu da diğer karaciğer hastalıkları gibi karaciğerden kaynaklanır. Çok nadiren mikrobik olup kremle tedavisi mümkün olabilir. Sirke, çören suyu, limon, pelin otu suyu gibi pansumanlarla karaciğerden kaynaklanmayanının tedavisi mümkün olabilir. Ergenlik sivilcelerine de aynı pansuman uygulanır. Bazısında netice alınır. Bazısınının perhiz yapması lazımdır. Karaciğerden kaynaklanırsa yediğimiz hararet verici gıdaların ürünüdür.
Sivilce, Egzama ve Sivilcelerin Bitkilerle Tedavisi
1) Perhize dikkat edilir: Perhizsiz karaciğer hastalıklarının iyileşmesi çok zordur. Perhiz edilecek gıdaları başta zikrettik. Tedavinin dört ayaklı olması gerektiğini belirtmiştik.
Stres: Karaciğer hastalıkları genellikle stres ve deprasyon sonucu oluşur. Bunun için 2/3 oğul otu, 1/3 karabaş otu karışımı, ıhlamur gibi kaynatılıp balla tatlandırılarak günde 3 su bardağı normal soğuk olarak her gün iyi olsanız da içmeye devam ediniz.
Mide: Karaciğer hastalıklarının ilk basamağı, Diş temizliğidir, dişler misvakla devamlı temizlenir.
Her yemeğe başlarken halis zeytinyağı, kepekli ekmeğe bandırılıp yenir.
200 gr çam sakızı, 100 gr çörek otu öğütülüp balla macun yapılarak aç iken günde 3 defa 1'er tatlı kaşığı yenmeye devam edilir.
Okaliptüs yaprağı ıhlamur gibi kaynatılıp, balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
Bağırsak: Midede uyguladığımız kür aynen uygulanır.
İncir, elma,hurma 1, kabak tatlıs armut devamlı yenir.
Karaciğeri temizleme ve güçlendirme:
Karaciğer hastalıklarının 4. etap tedavisi olup, basittir. Tabiiki diğer 3'ü ile bareber yapılırsa.
Şahtere, kekik, deve dikeni karışımı ıhlamur gibi kaynatılıp balla tatlandırılarak normal soğuk içilmeye devam edilir.
Zeytinyağlı enginar yemeğine devam edilir.
Enginar yaprağı, civan perçemi kaynatılıp ıhlamur gibi kaynatılarak balla tatlandırılıp (normal soğuk) günde 3 su bardağı içilmeye devam edilir.
Deve sütü, yoğurt yenir.
Çörekotu, kekik, misvak, az sinameki karışımı kaynatılıp içilir.
Karaciğer hastalıklarında beslenme çok önemlidir.
Bu batı tarzı beslenme, konsantre güçlü gıdalar terkedilmelidir.
PERHİZ şarttır.
Tedaviniz sabırla mümkündür.
SİROZ
Karaciğerin normal doku yapısının, karaciğerin fonksiyonunu icra edemiyecek şekilde değişmesidir.
Karaciğer alkolle tahrip olup su toplayabilir.
Hepatit B siroz yapabilir.
Alkolü, sigarayı bırakıp tedaviye başlamak gerekir.
Zeytinyağı içilir.
Zeytinyağlı enginar yemeği yenir.
Papatya, kiraz çöpü, kuşburnu karışımı kaynatılıp balla tatlandırılarak ( normal soğuk) günde 3 su bardağı içilir.
Çörek otu, kekik, misvak, az sinameki karışımı kaynatılıp içilir,
DİABET, ŞEKER (Kanda şeker yükselmesi)
Pankreas tarafından salgılanan insülin hormonu yetmezliği sonucu ortaya çıkan genellikle yaşlı şişmanlarda görülen ciddi bir rahatsızlıktır. Şeker hastalığını sık sık çıkıp kaybolan çıbanlar ilk kez sinyal verir. Diş etindeki yaralar, uykudan uyanınca el ve ayaklarda karıncalanma baş gösterir. Aşırı susuzluk ne kadar su içilirse kanamama, halsizlik, sık sık idrara çıkma, hanımlarda adet kesilmesi görülür. Normal bir vatandaşın bu belirtiler gözükmese bile şekerini tansiyonunu, kolestrolünü yılda bir defa ölçtürmesi sağlığı açısından önemlidir.
Bitkilerle şeker tedavisi
Hurmayı şekere yakalanmadan sağlığında devamlı yiyenlerde şeker dengesi regüle edilir.
Hurmayı devamlı yiyenlerde şeker hastası olma riski azalır.
Hormonsuz salatalık vücudun şekerini dengeler, karaciğeri serinletir. Şeker hastalan bol, bol hormonsuz salatalık (hıyar)yemelidir.
Zeytin yaprağı, kekik eşit miktarlarda karıştırılıp ıhlamur gibi kaynatılıp günde 3 su bardağı içilmeye devam edilir. Bu kür, şekerin en iyi tedavisidir. Yalnız bu çayı içerken bazı şekerlilerde, şeker başlangıçta yükselişe geçer, ondan sonra inişe geçer. Bırakmadan devam etmek gerekir.
Mersin yaprağı, ısırgan yaprağı, böğürtlen yaprağı karışımı kaynatılıp günde 3 su bardağı içilmeye devam edilir.
Hindiba, ayrık kökü karışımı kaynatılıp içilmeye devam edilir.
Limon, ekşi nar, dağ eriği (çakal eriği) yenmeye devam edilir,
Ekşi yoğurt, cacık yenmeye devam edilir.
Taze fasulye, ıspanak, enginar, yer elması, karnıbahar yenmeye devam edilir.
Kekik, çörek otu, misvak, az sinameki karışımı kaynatılıp günde 3 su bardağı içilmeye devam edilir.
Ceviz yaprağı, enginar yaprağı, maydanoz karışımı kaynatılıp içilmeye devam edilir
. Ardıç tohumu kaynatılıp içilmeye devam edilir.
KOLESTEROL
İnsan vücudunda karaciğer tarafından üretilen steroid hormonlarının ön maddesidir. Dışarıdan aldığımız hayvansal ve bitkisel yiyeceklerde de kolesterol bulunur. Normalde vücut için çok önemli bir yapı taşıdır. Birçok hormonun Ön maddesidir. Ancak dışarıdan aşırı miktarda kolesterol içeren yiyecekler yenildiğinde birçok hastalığa (Hipertansiyon, sivilce, damar tıkanıklığı, v.b.) sebep olur.
Bitkilerle tedavi
Evinize zeytinyağından başka yağ sokmayınız.
Kolesterolü sadece zeytinyağı önler karaciğeri çalıştırır.
Margarinden uzak durunuz.
Kekik, ıhlamur gibi kaynatılıp balla tatlandırılarak soğuk olarak günde 3 su bardağı içilir. Kolesterolü düşürdüğü tespit edilmiştir.
Fındık, fıstık, badem, gibi yağlı gıdalar kolesterol yapar, bunların yapraklan kaynatılıp içilmeye devam edilirse kolesterolü yakar.
Civan perçemi, kantaron, pelin otu karışımı kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
Limon, maydanoz kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
Ayrık kökü, kekik karışımı ıhlamur gibi kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
Magnezyum ve kalsiyum içeren kaplıcaların suları içilir.
SARILIK ve HEPATİT B
Bilirubinin kanda aşırı miktarda bulunmasından meydana gelir. Karaciğer de tıkanıldık olursa, karaciğer safrayı dışarı atamaz. Kandaki alyuvarların bozulması ile insan rengi, özellikle gözleri sa rarır idrarının rengi kahverengiye yakın renkte olur. Dışkısı çok kokar. Ciltte kaşınma başlar.
Perhiz
Karaciğere zarar veren başta belirttiğimiz hararet verici gıdalar yenmez.
Bitkilerle tedavisi
Soğutucu, serinletici gözenek açıcı gıdalar yenir.
Hormonsuz, sararmış salatalık ya da acur rendelenip misli kadar balla karıştırılarak yenir, günde 2-3 kere tekrarlanır. Kısa sürede karaciğeri iyileştirir.
200 gr. çörek otu, 100 gr çam sakızı öğütülüp balla macun yapılarak günde 3 tatlı kaşığı yenmeye devam edilir. Vücudun bağışıklık sistemini arttırır. Vücuda kuvvet verir yukarıdaki kürle beraber uygulanırsa çok faydalı olur.
Kekik çörek otu, misvak, az sinameki kaynatılıp balla tatlandırılarak soğuk olarak içilmeye devam edilir.
Rezene kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
Biberiye, kuşburnu kaynatılıp balla tatlandırılarak soğuk içilmeye devam edilir.
Civan perçemi, kantaron karışımı balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
SAFRA KESESİ TIKANIKLIĞI
Safra kesesinde oluşan tıkanıklıktır. Midenin ve karaciğerin fonksiyonlarını zorlaştırır.
Bitkilerle tedavisi
Bol miktarda kiraz yenir. Mevsiminde günde en az yarım kg. yenmeye devam edilir.
Kiraz çöpü, biberiye kaynatılıp içilmeye devam edilir.
Yarım çay bardağı halis zeytinyağına 1 limon sıkılıp günde 3 kere içmeye devam edilir.
SAFRA KESESİ TAŞLARI
Yarım çay bardağı halis zeytinyağına 1adet limon sıkılıp günde 3 kere içmeye devam edilir.
Tarçın toz haline getirilip günde 3 çay kaşığı yutulmaya devam edilir.
DALAK HASTALIKLARI
Dalak karaciğerin yardımcısı konumundadır. Ömrü biten alyuvarları parçalar, onları kullanılır hale getirip vücuda iade eder. Şekerin, yağın ve proteinin metabolizmasını bir bölümü dalakta oluşur. Bağışıklık maddeleri de üretir. Kan içinde ki mikroplan temizler. Hastalık anında vücudun direncini arttıran akyuvarları üretir.
DALAK ŞİŞMESİ
Dalak vücudun mikroplara karşı korunmasını üstlendiği için, çeşitli hastalıklarda şişer. Tifo, sıtma, frengi ve zehirlemelerde dalak şişer.
Bitkilerle tedavisi
Kereviz yaprağı papatya kaynatılıp balla tatlandırılarak normal soğuk 1'er su bardağı içmeye devam edilir.
Kekik, sinameki, çörekotu sirkede kaynatılıp birer fincan içilir.
Kuru üzüm, üzüm hoşafı içilmeye devam edilir.
DALAK TIKANIKLIĞI
Bitkilerle tedavisi
Çörekotu, karahelile karışımı kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
İncir, sütle tatlı haline getirilip günde 1 'er kase yenmeye devam edilir.
Teleme yoğurdu yenir. Şifalı yemekler bahsine bak.
Kara hindiba, Ayrık kökü karışımı kaynatılıp balla tatlandırılarak soğuk olarak 1'er su bardağı içmeye devam edilir.
Yarım çay bardağı halis zeytinyağına 1 limon sıkılıp içmeye devam edilir.
KANSIZLIK
hurma 1, elma, armut, üzüm, ayva rendelenip sulan sıkılır içilir, posadan reçel, hoşaf yapılır içilir. Bunlar devamlı yenir.
Çörek otu, kekik kaynatılıp balla tatlandırılarak 1'er su bardağı içilir.
Kabak tatlısı bol bol yenir.
Isırgan, kantaron, kekik karışımı kaynatılıp balla tatlandırılıp günde 3 su bardağı içilmeye devam edilir.
--
HALDUN KESKIN SOGUK SIKIM SIZMA ZEYTINYAGI ve SABUNLARI
Türkiye'nin Zeytinyağcısı
www.haldunkeskin.cjb.net
Tarih 22 Temmuz 2008, 08:21. Yazan ugurlab.
Etiket:
asansör, asparagas, ayaküstü, davranış, doktor, doktor eşi, dünya, gazete, hasta, hipokrat, ilaç, iğne, kahve, kanser, makina, merdiven kahve, robot, sakat, sigara, sinir, soru, tedavi, telefon, tıp, tıp haberleri, yemini, zevk, çocuk, şikayet
1. Eğer bizi kahve makinasinın başında ya da sigara molasında yakalarsanız muhakkak hastalıklarınızla ilgili bir soru sorun. Bizim dünyada zevk aldığımız tek şey tıptır ve molayı sizin sorularınızı yanıtlamak için verdik.
2. Evdeki ilaçlarınız iyi gelmiyorsa hemen bizi telefonla arayın.Telefondan teşhis koymak gibi müthiş bir yeteneğimiz vardır.
3. Ayaküstü, merdiven aralığında, kapı arkasında veya asansörde karşılaştığınızda hemen oranızın buranızın ağrıdığını anlatmaya başlayın, biz her an sizi düşünürüz ve zaten asansöre de hastalarla karşılaşabilmek için bineriz.
4. Gazete okuduğunuz asparagas tıp haberleri hakkında doktorları her fırsatta sıkıştırınız, çünkü gazeteciler her zaman tıp konularını doktorlardan daha iyi bilirler, güncel takip ederler ve her yazdıkları doğrudur. Böylece doktorun bilgisizliğini ve açıklarını yüzüne vurma fırsatını yakalamış olursunuz.
5. Doktorlar sinirsiz insanlardır, hatta insan değil robotturlar, yorulmaz, uyumaz, tatil yapmaz ve sinirlenmezler. İstediğiniz kadar, hatta sonsuza kadar soru sorabilirsiniz, hatta sorduğunuz soruların cevaplarını dinlemek bile zorunda değilsinizdir, doktor önceki soruya cevap vermekteyken, yeni soru sorabilirsiniz, doktor buna hiç alınmaz. ÜSTELİK, doktora sorduğunuz ve cevabını aldığınız konuda doktorun dediklerini uygulamak zorunda bile değilsiniz, ama iyileşmediğinizde doktorun dediklerini uygulamadığınız halde doktora HESAP SORMA hakkınız vardır.
6. Bize kolay kolay teşekkür etmeyin. Nasıl olsa karşınızda bir köle var.
7. Doktor olurken nasıl olsa HİPOKRAT YEMİNİ ettik ya, doktorları kızdırsanız bile onlar size sonsuza kadar köle gibi hizmet etmeye mecburdurlar. Hakaret edebilirsiniz, üstüne yürüyebilirsiniz, şikayet edebilirsiniz, sağda solda aleyhinde konuşabilirsiniz, ama işiniz düştüğünde hiç çekinmeden yine kendinizi ellerine teslim edebilirsiniz, ne de olsa hipokrat yemini etmişlerdir.
8. Doktorlara danışmadan kendi kendinize her türlü tedaviyi yapabilirsiniz, hastalığınız daha da kötüye gittiğinde doktor sizi her durumda kurtarır, sorun değil.
9. İlacın acı olduğundan veya iğnenin yaktığından dolayı doktora kızmakta serbestsiniz, çünkü sizi doktor hasta etmiştir ve ilacın tadını doktor ayarlamıştır.
10. Verilen ilaç "kanser yapar mı?" diye sorunuz. Çünkü doktor sizi kasıtlı olarak kanser etmeye çalışmaktadır. Hamileyseniz verdiğiniz ilacın çocukta bir sakatlık yapıp yapmayacağını doktora sorun, çünkü doktor sizin sakat bir
çocuk doğurmanızı istemektedir.
11. Doktorlar tüm dünya tıbbını bilirler, cildinizdeki kaşıntıyı beyin cerrahına rahatça danışabilirsiniz. Sadece karşılaşmış olmanız yeterlidir, uzmanlık alanı diye bir kavram tamamen palavradır.
12. Doktorun evine telefon ederek, doktor evde yokken eşine hastalığınızla ilgili soru sorabilirsiniz, mutlaka bilecektir, doktor eşidir ya, bilir.
Prof.Dr. Esat ORHON'dan alıntıdır.
Tarih 12 Ekim 2007, 14:42. Yazan ugurlab.
Etiket:
5 yıldır, evli, hıv, mucize, pozitif, tedavi, çocuk sahibi olmak
Türkiye onu 12 yıl önce “Ben 5 yıldır HIV pozitifim” açıklamasıyla tanıdı. Önce kızını, sonra eşini kaybetti. Sonra yeniden evlendi ve çocuk yapmayı planlıyor. Aslında bir mucize değil. Tıpkı hipertansiyon gibi, ilaçlarla HIV pozitif yaşamak mümkün.
Tarih 01 Ekim 2007, 17:49. Yazan ugurlab.
Etiket:
bulaş, korunma, tanı, tedavi, viral hepatit
Bütün dünyada oldukça yaygın bir hastalık grubu olan viral hepatitler, halk arasında "sarılık" olarak tanımlanıyor. Ancak sarılık, viral hepatitlerin yalnızca bir bulgusu.
Karaciğer iltihabına yol açıyor
Hastaların çoğu sarılık olmadan bu hastalığı geçiriyor. Viral Hepatit ;virüslerin yol açtığı karaciğer iltihabı.
Virüsler vücuda kan yada ağız yolu ile girerek karaciğere yerleşip çoğalarak karaciğer hücrelerini hasara uğratıyor ve karaciğerin işlevlerini bozuyor.
Bugüne kadar hastalık yapan beş tane hepatit virüsü saptandı. Bunlar A, B, C, D ve E tipi hepatit virüsleri.
Viral Hepatit hastalığının belirtileri arasında aşırı halsizlik, çabuk yorulma, bulantı, kusma, çay rengi idrar, belirsiz eklem ve kas ağrıları, sarılık yeralıyor.
Halk arasında bulaşıcı olarak biliniyor
A ve E tipi viral hepatitler halk arasında "Bulaşışıcı Sarılık" olarak bilinen bir hastalık. Bulaşıcı sarılıkta ani başlayan ,belirgin işaretler veren hastalık tablosu oluşuyor ve kendiliğinden iyileşiyor.
Koşulların kötülüğü tetikliyor
Bulaşıcı sarılığa, koşulları kötü olan toplumlarda sık rastlanıyor. Bulaşıcı sarılığa neden olan A ve E tipi hepatit virüsleri hastaların dışkılarında bulunuyor.
Dışkıların bulaştığı su ve yiyeceklerle yada yakın temas yolu ile geçiyor. Kan yolu temas
sonucu bulaşma yok denecek kadar az.
http://www.ekolay.net/saglik/haber_az.asp?pid=662&HaberID=21262
Bulaşıcı sarılığın en iyi tedavisi istirahat ,dengeli ve yeterli beslenme. Bulaşıcı sarılık, büyük oranda dışkı ve ağız yolu ile bulaşıyor. Bu yol ile bulaşmanın önlenmesi bir alt yapı sorunu.
Kişisel korunmada ise,temizlik kurallarına dikkat etmek gerekiyor. En etkili kişisel korunma, hasta kişilerin sağlıklı kişilerle temasının denetlenmesi. Hastaya ait eşyaların kullanılmaması gerekiyor.
Hasta kişilerin başkalarına kesinlikle yiyecek hazırlamaması gerekiyor. Kullanılan mutfak eşyası ,elbise ,çarşaf gibi eşyaların sabun ve sıcak suyla yıkanması gerekiyor.
'Gizli sarılık'
B,C,D tipi viral hepatitler, halk arasında "Gizli Sarılık" ya da "Kara Sarılık" olarak biliniyor. Gizli sarılık mikrobunu alan kişilerin bir kısmı bu mikrobu vücutlarında taşıyor ve başkalarına bulaştırıyor. Bu kişilere "taşıyıcı" deniliyor.
Taşıyıcı olmak dahi ilerde siroz ve karaciğer kanseri gelişmesi için yeterli oluyor. Üstelik taşıyıcı kişilerin virüsü başka kişilere de bulaştırması toplumun geleceği açısından büyük bir sorun oluşturuyor.
Gizli sarılık mikrobu, kan nakli,ortak enjektör kullanımı yada herhangi bir yolla kan teması, cinsel ilişki ve anneden bebeğe şeklinde yayılıyor.
Gizli sarılıkta ani başlayan hastalıkta en iyi tedavi, istirahat, dengeli ve yeterli beslenme. Günümüzde eski yanlış inançların aksine ,bir çok değişik ilaçlarla sarılığın tedavisi yapılıyor.
Gizli sarılıkta başlıca bulaşma , kan yoluyla olduğundan; kan yolu ile bulaşmaya yönelik önlemler alınmalı.
Bunun için kan bankalarında ,hastane ve Kızılay'da virüs taramaları yapılıyor. Ortak iğne ya da enjektör kullanımından kaçınılmalı. Ayrıca her şüpheli cinsel ilişkide prezervatif kullanılmalı. Ailede sarılık geçiren kimse varsa ya da risk altındaki kişiler hekime başvurarak korunma sağlamalı.
Tarih 01 Ekim 2007, 17:22. Yazan ugurlab.
Etiket:
ağrı kesici, başvurmak, doktor, ilaç, karın ağrısı, tanı, tedavi
İSTANBUL - Karın ağrısı başlı başına bir hastalık değil, bir belirtidir. Özellikle ani başlayan karın ağrılarında mutlaka hekime danışılması ve danışılmadan ağrı kesici ilaç alınmaması gerekir...
Ağrı toplumda en çok görülen şikayetlerden biri olup, karın ağrıları da hemen herkesin yaşamı boyunca en az bir kez karşılaştığı bir durumdur. Karın ağrısının birçok nedeni var. Fazla gıda alımı, uygunsuz beslenme ve basit enfeksiyonlarda karın ağrısı sebeplerinin başında geliyor.
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Korhan Taviloğlu, karın ağrısının önemli bir bulgu olabileceğini belirterek şöyle diyor:
“Aniden yani, 6 saat içinde başlayan karın ağrısı ile karakterize karın hastalığı “akut karın” olarak anılmaktadır. Ağrıyı takiben 6 ile 12 saat içinde bulantı ve kusma olması genellikle mide-bağırsak sisteminde bir tıkanıklığın göstergesidir. Bağırsakta olan bir iltihabi bir olay ise kendisini iştahsızlık, bulantı ve kusma gibi belirtilerle gösterir. Ani başlayan karın ağrısı olan her hasta detaylı bir şekilde ele alınmalıdır. Bir haftayı aşan bir süredir karın ağrısı olan hastada ‘akut karın’ tablosu düşünülmez, ancak bu durum bir hekim tarafından araştırılmalıdır.”
BİRÇOK HASTALIK, KARIN AĞRISINA NEDEN OLABİLİR!
Karnın değişik bölgelerindeki ağrıları, o bölgeye has organların hastalıklarının belirtisi olabiliyor. Mide ve bağırsak bozuklukları, böbrek taşları, kadın ve erkek üreme organlarının hastalıkları, şeker hastalığı, böbrek üstü bezi hastalıkları, kadınlarda adet sancıları, bazı kan hastalıkları, kurşun ve morfin gibi maddelerin zehirlenmeleri ve zona gibi hastalıklar nedeni ile karın ağrısı oluşabiliyor. Sadece karın boşluğundaki organlar değilakciğer iltihapları, kalp krizleri ve kaburga kırıkları karın ağrısı yaratabiliyor.
Prof. Dr. Taviloğlu, karnın farklı bölümlerinde hissedilen ağrıların farklı sebeplerden kaynaklanabileceğinin altını çizerek şöyle diyor:
“Karın sağ üst bölümünde olan ağrılardan: karaciğer, safra kesesi ve yollarının hastalıkları ve ülser sorunları sorumlu olabilir. Karın sol üst bölümünde olan ağrılarının sebebi dalak, pankreas, ve karın şah damarının (aorta) hastalıkları olabilir. Göbeğin üst bölümünde olan ağrılarda yemek borusu, mide ve on iki parmak barsağının, gastrit, ülser ve reflü gibi hastalıkları akla gelmelidir. Karın sol alt bölümünde olan ağrılarda: kalın bağırsak iltihapları, yumurtalık sorunları, karın şah damarının hastalıkları, idrar sorunları, dış gebelik sorunu ve apandisit problemi olabilir. Karın sağ alt bölümünde olan ağrılarda: apandisit, idrar sorunları, dış gebelik sorunu, yumurtalık sorunları, fıtık boğulması, safra kesesi ve yolları sorunları düşünülmelidir.”
HEKİME DANIŞMADAN AĞRI KESİCİ ALMAYIN!
Karın ağrısı şikayetinin altında farklı sebepler olabileceği için bilinçsiz bir şekilde ilaç almamak gerekiyor. Ancak yemek sonrasında gelişen, hafif şiddetteki karın ağrılarında hafif buzlu su içilmesi, tost yenmesi, elma suyu içilmesi veya muz yenmesi öneriliyor.
Prof. Dr. Taviloğlu, “Mide asidinin sorun yarattığı biliniyorsa, asit giderici ilaçlar alınabilir.” diyerek şöyle devam ediyor:
“Karın ağrısının nedeni kesin olarak bilinmiyorsa ve daha önceden bir hekim tarafından tanısı konulmamışsa, ağrı kesici ilaç almamakta yarar vardır.”
NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMAK GEREKIR?
Karın ağrısı sorunu olan kişilerin bazı hallerde kesinlikle doktora başvurması gerekiyor. Prof. Dr. Taviloğlu, bu durumları şöyle sıralıyor:
- Şiddetli, tekrarlayıcı, artan ve devamlı karakterde ağrılar
- Ağrı ile nefesin kesilmesi, baygınlık hissi, kanama, kusma ve yüksek ateş olması
- Karın ağrısının göğse, boyuna ve omuza yayılması
- Dışkıda kan görülmesi
- Karında gerginlik ve şişme olması
TANI VE TEDAVI
Karın ağrısı sorunuyla doktora gelen kişilerin detaylı muayenesi yapıldıktan sonra bazı hastalıkların ayırımı için, kan testi, idrar testi, ultrasonografi, tomografi gibi görüntüleme testleri istenerek tanıya gidiliyor.
Prof. Dr. Taviloğlu, “Bu araştırmalar sırasında hekimin deneyimi, görgü ve bilgisi büyük önem taşımaktadır.” diyerek tedavi konusunda şunları söylüyor:
“Tedavi tamamen saptanan soruna göre düzenlenir. İdrar yolunda taş belirlenmesi halinde ön planda ilaçlarla tedavi planlanırken, apandisit sorunu halinde acil ameliyat önerilmektedir.”
Tarih 01 Ekim 2007, 17:07. Yazan ugurlab.
Etiket:
cerrahi, kısırlık, meme kanseri, radyoterapi, tedavi
Meme kanseri tedavileri sırasında kısırlık riski vardır ancak her hastada olmaz. Bazı tip kemoterapiler kadında geçici ya da kalıcı kısırlığa neden olabilir. Bu, tedaviye girerken kadınlara söylenir. Ancak küçük bir risktir. Memeye yapılan ameliyat kısırlığı etkilemez. Cerrahi, radyoterapi veya bazı koruyucu hormonal terapiler de kalıcı kısırlık yapmaz. Sadece kemoterapinin, bazı durumlarda kısırlık gibi bir yan etkisi ortaya çıkabilir. Bunun için bazen hastaları uyarıyoruz. İsteyenler yumurtalık dokularını dondurabiliyor
http://www.sabah.com.tr/gny/haber,2047C8690181459CB113E0E958F6C283.html
Tarih 29 Eylül 2007, 00:05. Yazan ugurlab.
Etiket:
başarı, gelişmeler, hastalık, ms, tedavi, tetikleyen gıda
Tarih 25 Eylül 2007, 18:06. Yazan ugurlab.
Etiket:
granulosit nakli, kanser, tedavi, yeni umut
Bilim adamları, bağışıklık sistemleri kansere dirençli kişilerden alınacak bir hücreyle kanser hastalarının ömrününün uzatılabilecek.
ABD'li bilim adamları, bağışıklık sistemleri kansere dirençli kişilerin kanından alınacak bir hücrenin kanser hastalarına verilmesine dayanan bir tedaviyi 2 yıl içinde geliştirebileceklerini ileri sürdü. Wake Forest Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli uzmanlar, bazı kişilerin bağışıklık sistemi hücrelerinin kansere karşı diğer insanlara göre 50 kat daha fazla dirençli olabildiğini belirtti. Uzmanlar bu kişilerin kansere direnç gösterebilmelerini, kanda bulunan "granülosit" hücrelerinin kanserli hücreleri öldürmedeki başarısına bağladı. Bilim adamları, kansere dirençli kişilerin kanından özel bir cihazla ayrıştırılacak granülositlerin kanserli hastalara nakledilmesiyle, milyonlarca kişinin hayatının kurtarılabileceğini ya da "en kötü ihtimalle kanser hastalarının ömürlerinin bir ya da 2 yıl uzatılabileceğini" kaydetti.
http://www.tgrthaber.com/news_view.aspx?guid={1CE01F0D-9600-47D2-B28D-FEAC99FB13BA}
Tarih 22 Eylül 2007, 22:24. Yazan ugurlab.
Etiket:
cinsel terapi, fetiş, tedavi